Kitapta en çok ilgi uyandıran ve şaşırtıcı boyutlarda insanın kendini anlaması göze çarpıyor. Kişinin kendine itiraf edemediği düşünceleri ve bastırılmış korkuları bir bir görmeside, yazara duyulan ilginin diğer bir yönü... <br /><br />Tanrıyı sorgulama biçimi ise tüm Ahmet Altan severleri rahatsız ettiği yorumlardan da anlaşılıyor..
ÇOK ÖZEL HER HARFİNDE YOĞUN DUYGULAR VAR. TEK BAŞUCU KİTABIMDIR. EN MUTLU ANLARIMDA, EN HÜZÜNLÜ ANLARIMDA OKUMA HAZZIMIN YOĞUNLAŞTIĞI TEK KİTAP. AHMET ALTAN BU KİTAPTA DER Kİ : 'TANRIM BİZİ EVLATLARIMIZLA İMTİHAN ETME'.BU NE YOĞUN BİR HİSTİR....BU MAKALENİN EN KÜÇÜĞÜNDEN EN BÜYÜĞÜNE HERKESİN TANE TANE İÇİNE İŞLEMESİ GEREKİR.BU KİTAPTAKİ HER DENEMENİN AYNI YOĞUN DUYGULAR İÇERDİĞİNİ SÖYLEMEME GEREK OLDUĞUNU DÜŞÜNMÜYORUM, ÇÜNKÜ SÖZ KONUSU YAZAR AHMET ALTAN.....
Ahmet Altan’ın “Karanlıkta Sabah Kuşları” adlı kitabı kendisinin iç dünyasının biyografisi gibi. Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği bir kitap çünkü; aşk, ölüm, sevgi, savaş, ihanet, isyan gibi duygular anlatılmış. Kitabın ilk bölümlerinde aşk irdeleniyor. Aşk, insanı, karakterinin zıttı bir yöne sürükleyebilir. Aşık olan insan içtendir yani maskesiz. Aşık olan insan kendini sevdiği gibi insanları da sever ve ayrımcılığa karşı olur. İnsan, her aşık olduğunda sanki ilk defa aşık olmuşçasına yaşar. Aşık olan insanın gözleri farklı bakar. Aşk hayata anlam katar. Yazar, filmlerden örneklere de yer verip yorumlamış. “Üç Numaralı Konçerto” adlı bölümünde “Shane” filminden bahsetmiş; özgürlüğe veda etmek, tutsakken özgür olmak, saf kalmakta direnerek özünü yitirmemek. Bahsedilen bir başka filmde Marcello Mastroni’nin başrolde oynamış olduğu “Siyah Gözler”. Marcello filmde bir bakıma kendini oynamaktadır; güzel kadınlarla birlikte olmakta ama karısını da hiçbir zaman terk edememektedir. İki filmi de uzun bir zaman önce izledim ve aklımda kalan her iki filmde de her iki baş rol oyuncusunun oyunculuklarında üstün bir performans gösterdikleriydi. “Tanrının Yardımcıları” bölümündeyse sanattan, sanatçılardan bahsediliyor. Bir oyuncunun sahnede canlandırdığı karakterin gerçek yaşantısına yansımaları; bir yazarın yaratım aşamasında yaşamın dışında kalması; sanatın yaşamı estetik düzeyde anlatması ve sanat eseriyle buluşanların yaşamın anlamını keşfetmesi. “Hayal” bölümündeyse yazarın hayali anlatılmaktadır. “Ey Kavmim” bölümünde de yazar kavminin ikiyüzlülüğünden, suskunluğundan, sinsiliğinden, korkaklığından, duyarsızlığından şikayet ediyor. Yazar olmanın başlangıcını ve bugününü, yazıyla uğraşmanın sihrine de “Küçük İşaretlerin Sırrı”nda yer veriyor. Savaş ve ölümün anlatıldığı bölümler… Bir İrlanda hikayesinden yola çıkılarak anlatılan savaşın korkunç yüzü, insanların kardeşlerini vuracak hale gelmesi. Ölüme başkaldırmayı bir meslek olarak seçen matadorlar ve onların simgesinde ölüme yakın olmak… En ağır ölüm olan çocukların ve gençlerin ölümüne isyan etmek… İki sesimiz olmalı diyor Ahmet Atlan; savaşmak ve sevmek. Kitabının adı olarak seçtiği “Karanlıkta Sabah Kuşları”nda da güneşin her gün doğduğundan, her doğan günün de bir başlangıç olması, umudu, sevinci taşıması gerekliliğinden bahsediyor ve yaşamın beklenti içindeyken süreceğini vurguluyor. Ahmet Altan “Karanlıkta Sabah Kuşları” adlı kitabında daha birçok konuya değiniyor ve insanı yüreğinden yakalıyor
Ahmet Altan'ın insanı yakalayan, insanı anlatan, hayatı çıplaklığıyla ortaya koyan, kelimelerin acımasızlığıyla bazen derinden sarsan bazen içinde fırtınalar kopartan doğru kelimelerle doğru gözlemlerden oluşturulmuş denemeleri oldukça bizden oldukça etkileyici...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarin kafasinda sekillendirdigi Tanrı tasviri,Tanrıyı algılama biçimi bir okur olarak rahatsız etti beni.Ancak yine de bu rahatsızlığım onu okumama engel olmadı çünkü onun kitaplarındaki sürükleyicilik ve insanların bastırılmışlıklarına getirdiği özgün açılımlar her zamanki gibi ilgimi çekmeyi başardı.
ahmet altan süphesiz kendini kanıtlayan bir yazar.romanların kurgulayışı.üzerine kurdugu insaa iyi ama kanu olarak tekrardan kendini kurtaramıyor.Denemeleri insanı her okuyusta farklı zamanlarda farklıyerlerde yolculuga götürüyor.iç sersezinişlerin yogun birsekilde kendini hissetiren bir yapıt.insanın cogu zaman kendine bile acıklamaya korktugu duyguları,yalnılıkları ,acıları o bir potada eritmistir.
diğer bütün denemelerde olduğu gibi Ahmet Altan bu kitabında da insanların kendi içerisinde düşünüp söze ya da yazıya aktaramadığı düşünceleri yansıtmış.Fakat kendi özgün düşünceleri ve akıl yürütmeleri de bizleri başka ufuklara götürüyor.
denemelerden oluştuğu için sıkmıyor. sadece aşk ve ilişkilerden değil de aynı zamanda toplumsal sorunlardan, gündelik hayata dair konulardan da bahsettiği için, sıradanlıktan uzak, güzel ve zaman zaman, altını çizerek okuduğum güzel kelime oyunlarıyla dolu, tavsiye edebileceğim bir kitap.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
özlemenin ötesindeyken okudum:benden bir parçaydı...gözlerim, uzaklıklardan acırken okudum:acılarımı dindirdi...gözlerim, göze alamadığım yakınlıklardan okurken okudum,acılarımı dindirdi...birini özlerken bulduğumda kendimi:özlemeyi özletti...kılıcımı indirirken okudum:benimle ağladı... kadını anlatırken toplumu okur buluyorsunuz kendinizi,savaşı anlatırken aşkın içinde buluyorsunuz kalbinizi,yaşamı anlatırken ölümün kıyısında dolaşıyor bedeniniz ve o kendini anlatırken siz sayfaların arasına gizlenen kendinizi buluyorsunuz...