Cüneyd Suavi ile ilk olarak ablamın aldığı “Hayatın İçinden Sevgi Hikayeleri” kitabı ile tanıştım. En sevdiğim kitaplar arasında yeri vardır. Daha sonra uzunca bir süre Cüneyd Suavi’nin kitaplarını okuma fırsatım olmadı.
2010 yazında 29. Tüyap Kitap Fuarı’nda Cüneyd Suavi’nin kendisiyle tanışma fırsatım oldu ve “Kesilen Gitar” adlı gençlik yıllarını anlattığı kitabını aldım.
Cüneyd Suavi bu kitabında hepimizin kendimizden bir parça bir şeyler bulabileceğimiz anılarını anlatmış. Artık gelişen şehirleşme ile belki de ilerde göremeyeceğimiz gençlik günlerini geçirdiği o güzel köyleri, dereleri, dağları ve tepeleri anlatmış.
Ben kitabı okurken henüz 17 yaşında olmama rağmen “hey gidi günler” demeden edemedim. Cüneyd Suavi’nin çocukluğuna imrendim biraz da. Eskiden insanlar küçük şeylerden bile mutlu olurlarmış. Gelişen teknoloji ve şehirlerin yapılanması ile aslında o mutluluğun uçup gittiğini düşündüm.
Bence insanlığımızın bir parçası da günden güne yok olmakta. Eskiden gidilen akşam ziyaretleri, birlikte yapılan piknikler, oynanan oyunlar… Eskiden diyorum çünkü artık böyle şeyler yok. Sinema bile o zamanda güzelmiş. Artık bütün güzellikler her geçen gün elimizden alınıyor.
Siz de eski günlerinizi özlediyseniz ve biraz da geçmişinize tutunmak istiyorsanız “Kesilen Gitar” ile küçük bir zaman yolculuğuna çıkabilirsiniz.
Keşke bilgisayarım, mp3 üm, cep telefonum olmasaydı da ben de Cüneyd Suavi gibi aile bireylerinin hep birlikte olduğu, her şeyin daha güzel olduğu o günlerde yaşasaydım