Öncelikle kitabın daha çok lise çağındaki gençler için uygun olabileceğini söylemek gerekir.
Kitapta birçok tasavvufi kural ve kavram, hikayelerle somutlaştırılarak verilmiş. Kitabın çeviri olmasındandır belki bu hikayeler çok basit kalmış. Ama özellikle Budizm ve Zerdüştlükle ile ilgili bazı kavramlara değinilmiş olması eseri okunur kılıyor.
Üzerinde durulması gereken en önemli husus belki de eserin yapısal özellikleri. Hikayelerin tümünde I.kişi anlatıcı var. Yine çerçeve hikaye tekniğine göre yazıldığını görüyoruz eserin. Ana hikayede pek çok konuda bilgi sahibi olmuş kahramanın bir müddet sonra bazı durumlarla ilgili şüpheye düşmesi söz konusudur. Daha sonra kahraman bir mezarlıkta AYNALI DEDE isimli biriyle tanışır. Kahraman dokuz gün boyunca bu kişiyi ziyaret eder ve her gün bir başka hayale dalar. Tabii bu hayallerin sonunda da bazı gerçeklere ulaşmış olur.
Ardından sözünü ettiğim bu kişilerin yolu bir daha kesişir ve hayaller tekrar başlar. Tabbi her hayalin sonunda da bir uyanmanın gerçekleştiğini, bir tasavvufi gerçeğin idrak edildiğini söylemek gerekir. Ancak en başta söylediğim gibi bu gerçekler biraz yavan kalıyor.
Kitap, AYNALI DEDE'ye ait birkaç hatıranın verilmesi ile son buluyor. Bu hikayelerden bu zatın tuhaf bir kılığa sahip, insanların ruhuna hitap edebilen, aynı zamanda espri kabiliyeti gelişmiş biri olduğuna şahit oluyoruz.