1984
1984

Kitapyurdu Fiyatı: 130,50TL

Ürüne Git
8364Yorum
İzzet Eroğlu
Kaşif
Kuşatılan İnsanlık
George Orwell’in II. Dünya Savaşı sonrası yazdığı ve elli yıl sonrasının resmedildiği bir distopya ile karşı karşıyayız. Esasında eserdeki çoğu unsur günümüzde distopya olarak da kalmamış modern devletlerin yönetme aygıtına dönüşmüş durumda. Geçmişte başta kölelik olmak üzere çeşitli şekillerde insan bedenine hükmedilirken şimdi insana hükmetme sadece insan bedeniyle sınırlı kalmamakta aynı zamanda insan zihnine de hükmedilmektedir. İnsanlar artık kendilerini özgür olarak görerek gönüllü köleliğe razı olmaktadır. Gelişmiş iletişim araçlarıyla insanlara zihinsel olarak da hükmedilmektedir. Belki de insan, günümüzde geçmişle mukayese bile edilemeyecek ölçüde bedenî ve zihnî köleliğe maruz kalmaktadır, hem de kendisinin ulusal ve uluslararası insan haklarına dair belgelerle teminat altına alınan hak ve özgürlüklere de sahip olduğunu düşünerek. Eser, insanın tüm eylemlerinin takip ve kontrol edildiği bir modern devletin eleştirisi niteliğinde. İnsanlar; yaşam tarzlarından, kullanacağı kelimelere ve cümlelere kadar her yandan kuşatılmış hâlde, adeta kapana sıkıştırılmış fare misali. Hayvanlar üzerinden insan üzerinde kurulan hâkimiyeti ele alacak olursak insanın ne kadar zavallı bir konuma düşmüş olduğunu göreceğiz. Bir çiftlikteki inekleri ele alalım. Bedenlerine hükmediliyor olsa da dillerinden anlamadığımızdan ne düşündüklerini ve ne konuştuklarını bilemiyoruz. İnsanlar üzerindeki tahakkümü ele aldığımızda çiftlikteki hayvanların belki de daha iyi konumda olduğunu söyleyebiliriz. İnsanların neyi, nasıl ve hangi kelimelerle, cümlelerle düşüneceği bir merkez tarafından dikte edilmektedir. İnsanlığın karşı karşıya kaldığı bu durum, aşk dâhil hiçbir şeyin masumiyetinin kalmadığı yeni, gelişmiş araçlarla teçhiz edilmiş ve gönüllü modern kölelik düzeni. İnsanlığın belki de ilk defa maruz kaldığı geniş çaplı bu modern kölelik düzeni, eserde özellikle vurgulandığı üzere kelimeler üzerinden insan zihnine ve düşüncesine hakim olma anlayışına dayalıdır. Bu bağlamda anlatılanlar ise tarihin yeniden inşası ve yazımı, yalanın hakikat olarak kabulü, kelime dağarcığı gittikçe azalan bir dilin empoze edilmesi, farklı düşüncenin ve farklı düşünmeye giden yol ve araçların kullanılmaz hâle getirilmesi vb. Eserde, dil ve kelime üzerinden insan düşüncesine tahakküm etkileyici bir şekilde ele alınmaktadır. Bu tahakkümün boyutu da insanın kullanabileceği dil ve kelimeler üzerinden düşünebileceği alan, düşünce suçunun imkânsız olduğu bir durum olarak nitelendirilmektedir. İnsanın konuşması ile ördeğin vakvaklaması arasında kurulan bağlantı da modern otoriter devlette insan konuşmasının neye münhasır kılınması gerektiğinin bariz bir göstergesidir. Dille ilgili öngörüler eserde kısmen müsamahalı şekilde ele alınmıştır denebilir. 1984’te yapılan konuşmaların 2050’de anlaşılamayacağı öngörüsünde bulunulmaktadır. Bundan daha hızlı değişimlerin yaşandığı toplumlarda zihnin maruz kaldığı durum tahminleri zorlamaktadır. Otoriter modern sistemlere özgü olarak belirtilen özellikler dikkati çekmektedir. Piyangoda sadece küçük meblağların ödenmesi ancak büyük meblağları kazananların mevcut olmaması çarpıcı bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır. Dahası toplumda korkuyu hakim kılmak için Londra’nın yabancı güçler tarafından değil, bizzat devletin kendisi tarafından bombalanması da modern devlet zihniyetinin gelmiş olduğu aşama bakımından devletin yapabilecekleri arasında sınır tanımayacağının açık bir göstergesidir. Savaşın amacı yeni yerler ele geçirmek değildir. Savaş, sosyal yapıyı korumanın bir aracıdır. Devlete itaat de yeterli değildir. Devlet, vatandaşının acı çekmeden itaatli kalacağına da güvenmemektedir. Eser; dört bir yandan kuşatılmış bireyin etrafındaki tahakküm araçlarını görmesi, yaşadığı olayları farklı açılardan yorumlayabilmesi ve hayatında anlamlı olacak şeyleri sorgulayabilmesi ve benimseyebilmesi için fevkalade bir önemi haizdir.
mlatifastan
Mutlaka okunması gereken kitaplardan
George Orwell'i uzunca bir süredir okumak istiyordum. Yakın çevremden daima olumlu geri dönüşler alıyordum, sosyal medyada yazarın kitaplarıyla ilgili alıntılar okuyordum ve artık daha fazla ertelemeden okumaya karar verdim. Kitabın birinci ve ikinci bölümlerini çok beğendim ve bir çırpıda okudum. Kendimi bir anda yazarın betimlediği dünyanın içinde buldum. Bazı bölümleri günümüze de oldukça benziyordu. Büyük Birader'in gözü sanki benim üzerimdeydi. Karakterin heyecanlarına, yakalanma korkusuna adeta ben de eşlik ediyordum. Özellikle ikinci bölümde kız arkadaşıyla buluştuğu kısımları çok beğendim. Ancak üçüncü bölümde aynı heyecanı duyamadım. Biraz daha karamsar ve umudun kaybolduğu bir bölüm gibi geldi. Buna rağmen final sahnesini beğendim. Kitabı bir bütün olarak değerlendirirsem, her insanın hayatında en az bir kez okuması gereken kitaplardan biri olduğunu söyleyebilirim. Sadece yazıldığı dönemde değil gelecek dönemlerde de etkisini sürdürecek bir eser. Siz de benim gibi bir süredir kitabı okumak istiyor, ancak başlayamıyorsanız, bu pandemi dönemi tam sırası. İyi okumalar...
e8akpinar
Üstat
Tam bir distopya. Distopyanın da farklı şekilleri olduğunu biliyoruz ki bu şekiller yazardan yazara bile çeşitleniyor. Koestler'in Gün Ortasında Karanlık kitabı mesela distopyadan çok gerçeği yansıtmakla birlikte Huxley'in Cesur Yeni Dünya'sı biraz daha yumuşak bir distopyadır (ör: uyum sağlamayan tatile çıkar gibi eğitim adalarından birisine gönderiliyor) 1984 ise gerçek bir kökenden (sovyetlerden) yola çıkarak bunun muhtemel en sert distopyalarından birisini kurgulamıştır. Kitapta geçen her detayın açıklaması ve fikri altyapısı hemen verilmiştir. Tabi bunlar hikayeyi bölmekle birlikte; distopya denilen türün sadece roman olarak okunmaması gerektiği, bu türün siyaset, hukuk, ekonomi, felsefe vs gibi bir çok disiplinle kesişen ve ortaya bir fikir koymayı hedefleyen bir tür olduğu unutulmadan okunmalıdır. Böyle bakınca aslında gayet akıcı ve ilgi çekici bir kitaptır. "Distopya 101" kitabı olabilir.
f_2048
Kitapkurdu
Kitap enteresan, gerçekçi bir distopyayı konu ediniyor. Kitabın incelemelerini farklı okuyucular zaten yazmışlar, ben farklı bir konuya değinmek istiyorum. Bu kitabı üniversitede, 20 yaşımdayken okudum ve şok oldum. Zira, adeta çocukken oynadığım, favori bilim kurgu oyunum Half-Life 2'nin kurgulandığı evreni anlatıyordu. Resmi olarak hiçbir zaman doğrulanmadı ama HL 2 distopyası kurgulanırken, açıkça Orwell'dan esinlenilmiş. Yeni nesil romanların bilgisayar oyunları olabileceğini somut olarak görmüştüm.
anne
İnanılmaz bir eser. Tüm zamanların izdüşümü. Yıllar öncesinden insanlığa bırakılmış bir rehber, bir uyarı gibi. Büyüleyici. Kitleleri ve alt sınıfları yönetmenin en kolay yolunun cehalet olduğunu belirtiyor yazar. Savaşların gün gelip sınırlar ya da toprak parçası için değil, ellerindeki gücü kaybetmemek için çıkabileceğinden bahsediyor. Dilinizden koptukça hayal edemez ve düşünemez hale gelmekten. Sonu benim için burukluktu. Ümidimi kırdı. Winston her şeye rağmen 2+2=4 diyebilmeliydi. Gerçekten uzaklaşmamak ve unutmamak için tuttuğu günlük. Belleğinde kalan birkaç parça anı. İnancı. Yazar bize keşke bir umut vadetseydi. Okuyun ve okutun.
Sidar Mertoğlu
Bilge
1984‘ü daha önce okumuş olmayı dilerdim. Kurgusu, dili ve siyasi ideolojilerin romana entegre ediliş şekli hayranlık uyandırıcı. Tarihi öğrenmek, insanı insan yapan en büyük değerlerden. Winston’ın, sürekli değişen gerçeklik karşısında günlük tutması, kendi benliğini koruma ve var olma ihtiyacından kaynaklanıyordu. Geçmişi sürekli değiştirilen bir toplumda doğruyu ve yanlışı ayırt etme mekanizması çöker; zihin sonunda kendi gözleriyle gördüklerine de inanmayacak bir teslimiyete sürüklenir. ​Kitap; kusursuz bir toplum yaratmanın yolunun sözcüklerin gücünü kırmaktan geçtiğini gösteriyor. Konuştuğumuz dil daraldıkça hayal ettiklerimiz ve hissettiklerimiz de daralacaktı. Wittgenstein’ın dediği gibi: “Dilimin sınırları, dünyamın sınırları demektir.” ​En sarsıcı detay ise baş kaldıranların beyinleri yıkanana kadar öldürülmemesiydi. Doğrudan idam edilmeleri isyana can suyu olabilirdi. Ancak direnci kırılmış ve teslim olmuş bir zihnin, artık geride anlatacak hiçbir hikayesi kalmazdı.
ikosi
Kitapkurdu
Büyük yazar döktürmüş
Asiye Gözcü
Kitapkurdu
totaliter rejimleri, gözetimi ve sansürü eleştiren tüyler ürpertici bir başyapıt olarak kabul edilir. Okuyucular ve eleştirmenler, romanın distopik atmosferini ve günümüze ışık tutan kehanet niteliğindeki yönlerini her zaman övmektedir.
Osman ÖZPINAR
Herkesin okuması gereken bir distopya
Hakan Güven
Kaşif
George Orwell'ın yıllar geçsede eskimeyen romanı. Tavsiye edilir. Yapay zekanın ve sosyal medyanın ulaştığı seviye ile bilgi kirliliği dikkate alındığında, romanın yazıldığı dönemden farklı bir gerçeklikle yeniden bakabilirsiniz.
Emre Sümer
Üstat
Hikaye gidişat sonuç o kadar ilmek ilmek işlenmiş ki. Bu baş yapıt distopyanın içinde hissediyorsunuz kendinizi.
redfanatic
Üstat
Ders niteliğinde bir distopya
Mertcan Silgan
Üstat
farklı bir dünya iyi kurgulanmış bir anlatım
Beyzanur işci
Kitapkurdu
Distopya sevenler için en bilindik kitaplardan biri. Ben de o yüzden satın almıştım. O evreni güzel bir şekilde anlatan sizi sonlara doğru iyice içinde hissettiren hatta yer yer sizi daraltan bir kitap. Herkesin en az 1 kere okuyup o evreni deneyimlemesini isterim.
Ramazan KİRAZ
Bilge
Mükemmel bir Ütopya oluşturmuş, biraz yorabilir lakin kesinlikle okumaya değer.
vizharan
Üstat
harika geçmişten geleceği görmek mi okumak mı nasıl yazmış yazar...
akar79
Kaşif
zamanın ötesine geçebilmiş , gerçek manada kült bir roman
Tuğba Ekinci
Bilge
Karanlık ve sarsıcı bir distopya. George Orwell, bireyin özgürlüğünün nasıl sistemli bir şekilde yok edilebileceğini ürkütücü derecede gerçekçi bir dünyayla anlatıyor. Sürekli izlenme hissi, düşüncelerin bile kontrol altında olması ve gerçeğin çarpıtılması okurken insanı rahatsız ediyor ama aynı zamanda düşünmeye zorluyor. Akıcı bir dili var ancak atmosferi oldukça ağır ve bunaltıcı. Günümüzle benzerlikler kurdukça etkisi daha da artan, mutlaka okunması gereken güçlü bir eser.
Sena Kahya
Kitapkurdu
söylenecek söz yok herkesin okuması gerekiyor
ericcartman
Kitapkurdu
Kısa sürede bitirilebilecek, akıcı bir eser.