Kul Hakkı Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
Safa Şenyıldız
06.11.2015
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ne kadar dikkatli yaşanması gerektiğini örneklerle anlatan bir eser.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
jayjay57
22.12.2015
Kul hakkı konusunda yazılmış ayrıntılı bir kitap..Konunun önemi düşünüldüğünde yazarın bu kitabı yazma düşüncesinin haklılığı ortaya çıkıyor..
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
mgt66 24.02.2012
kul hakkını bütün boyutlarıyla ele almış bir eser insanların o kadar çok kul hakkı varki okuyunca anlayacaksnınz
Yanıtla
5
1
Destekliyorum 
Bildir
ugurselcuklu 01.03.2011
Kul hakkını her yönüyle işlemiş bir eser.Günümüzde kul hakkı konusunda dikkat edilmesi gerekenlere de değinilmiş.Müslümaların ve insanların birbirleri üzerindeki haklarıda işlenerek konu geniş olarak ele alınmış.Kitabın baskı kaliteside çok güzel.
Yanıtla
3
1
Destekliyorum 
Bildir
KY-870324 05.11.2010
adından anladığımı içinde bulamadım , güncel değil ama tarihten güzel örnekler var, günümüze bakan yönü günlük hayattan örneklerle verilsemiydi sanki
Yanıtla
1
2
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
muftuihsan 10.12.2009
Dinimizde bütün haklar, Allah’ın iradesinden gelen ve O’nun tarafından insanoğluna emanet edilen birer lütuf ve ihsandır. Bu armağanlar daha insanın ilk yaratılmasıyla ona verilmiştir. Bu haklara hürmet etmek ve sorumlulukları yerine getirmek herkesin görevidir. Hak denince ‘korunması/gözetilmesi gereken değerler’ akla gelir. Toplumda huzurun olması için hak ve sorumlulukların gereklerine riayet edilmelidir. Bunun için İslam, ‘hak’ kavramına büyük bir değer vermiş, ırk cinsiyet ve inanç ayrımı yapmaksızın bütün insanların haklarını dokunulmaz kabul etmiştir. Bu hakların içersinde, üzerinde durulması gereken şüphesiz kul haklarıdır.(9)
Günümüzde kul hakkına riayet etmek gerektiği son derece önem arz etmekte. Eskiden bireyin ilgili olduğu veya ilişkide bulunduğu sınırlı bir çevresi vardı, kişi en fazla bu çevre ile bir hak ilişkisi içerisinde bulunabilirdi. Ama günümüzde iletişim imkanlarının son derece gelişmesi neticesi bütün dünya adeta global bir köy haline geldi.
Kul hakkı ile şunu da belirtmek gerekir: Allah haklarından farklı olarak kul hakkı ile ilgili en küçük bir ihmal söz konusu olduğunda ortaya çıkan bu hakkın/vebalin bağışlanması, hak sahibi olan kimsenin rızasının ve helalliğinin alınmasına bağlıdır. (10)
Allah Resulü, kul hakkının ciddiyetini belirtmek üzere, Allah yolunda şehitlik gibi, en yüce bir mertebeyi elde eden bir kimsenin bile bütün günahları affedilirken, ‘üzerinde kul hakkı varsa’ bunun affedilmeyeceğini belirtir.
İnsan hakları ve kul hakları konusunda dinimiz, herkese eşit davranılmasını ve saygı gösterilmesini tavsiye etmiştir. İnsanın müslüman-zimmî, müslim-gayrimüslim olması kul hakkı noktasında önemli değildir. (11)
Hak istemek ayıp değildir ve hak isteyenler asla ayıplanmamalıdır. Bu konuda da Allah Resulü’nün yol göstericiliği ile karşı karşıyayız. O “Benim sevdiğim ve beni seven kişi bende olan hakkını alan veya helal edendir” diyerek sevgide bir ölçüyü de ortaya koymaktadır. Kişi ‘sevdiğime hakkımı helal etmezsem ya da hakkımı istersem ayıp olur’ diye düşünmemelidir. (25)
Osmanlı’da kul hakkına riayet ilkesi en üst seviyede icra ediliyordu. Devletin bekasını adaletin mutlak surette uygulanması ve bu adaletin tesisini de kul hakkının muhakkak surette korunmasında gören Osmanlı devlet geleneği; ilke olarak, kendisini sadece insanlardan değil, alemin nizamından da sorumlu hisseden bir anlayışın hamisi olarak görüyordu. Mecelle’de bir madde vardır: “Kişi ikrarıyla ilzam olunur. Hukuk-u ibad’da ikrardan rücu’ sahih olmaz. Bir kişi bin lira borcu olduğunu ikrar ettikten sonra borcum yok dese, bu kabul edilmez. (79. md) (27)
Müslümanın ilişkilerinde söz konusu olabilecek haklarından birisi de töhmete sebep olan yerlerden uzak durmaktır. Bu durumda da kul hakkı ihlalleri meydana gelir.
Hz.Safiyye validemiz şöyle dedi: Resul-i Ekrem itikafta iken, O'nu ziyarete gittim. Sonra eve dönmek üzere kalktığım zaman o da beni evime götürmek üzere kalktı. Ensardan iki kişi Hz. Peygamber’i görünce oradan çabucak uzaklaşmak istediler. Resul-i Ekrem: “Yanımdaki Safiyye Binti Huyey’dir” dedi. Onlar:
- Biz senin hakkında hayırdan başka şey bilmiyoruz, Yâ Resulallah! deyince:
- Şeytan insanın vücudunda kan gibi dolaşır, Onun sizin kalbinize bir kötülük/şüphe atmasından korktum” buyurdu. (Buhari)
Bu konuda Faruk Beşer şunları kaydetmektedir: Kuran’da Allah (cc) bazı haramlar saydıktan sonra: “İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdırlar, bu sınırları öteye geçmeyin”, derken, cinsellikle ilgili meselelerde ise: “İşte bunlar Allah’ın sınırlarıdırlar, bunlara yaklaşmayın” buyurur. Bu da cinselliğin kaygan bir zemin olduğunu, orada insan bir kez kaymaya başladıktan sonra, düşme ihtimalinin sürekli çoğalacağını anlatır. Allah Rasulü: “Töhmet yerlerinden uzak durun… Şüpheli şeylerden kendini koruyan dinini ve haysiyetini korumuş olur… Bir kadınla bir erkek kimsenin olmadığı bir yerde baş başa/halvet kalmasınlar. Kalırlarsa üçüncüleri şeytandır” buyurur. Mustafa Sabri Efendi: “Cinsellik konusu kadar elde edinilenle yetinilmeyip, hep daha ilerisi istenen bir başka konu yoktur” der. Atalarımız da bunu: “Şeytana parmağını kaptıran kolunu da kaptırır” diye özetlemiştir. Hz. Ömer de: “Kendisini töhmet altında bırakacak yerlere devam eden kimse, kendi hakkında sû-i zanda bulunan kimseler kınamasın” der.(75)
Kul hakkına girmemek için şu tedbirleri almalı:
1.Hakkın azının çoğunun olmayacağını bilmeli ve bunu hayatına düstur edinmeli.
2.Efendimizin, şüpheli şeylerden uzak durulması gerektiği tavsiyelerine kulak vermeli.
3.Özellikle günümüz iletişim dünyası dikkate alınarak cd, dvd, kaset, mp3 vs. her türlü eserleri, kitap ve basılı eserleri kullanırken, okurken, dinlerken mutlak surette dikkat etmeli, telif gerekiyorsa ücret verilerek alınmalı.
4.Gerçek anlamda hak edilmeyen her türlü şüpheli şeyden kaçınmalı, uzak durmalı.
5.Esnaf ve tacirler, alıp verirken hesap, ölçü ve tartılarına son derece dikkat etmeli.
6.Toplanan bağışların yerli yerince kullanılması kul hakkı ihlalini de ilgilendiren önemli bir vazifedir. 'Bana verildi, ben vesile oldum, o halde dilediğim gibi harcarım' mantığı kul hakkı ihlaline sebep olabilir.
Namaz ve kul hakkı: Abdulhakim Arvasî: “Namaz kılmayan, namaz kılmamakla bütün müminlere zulmetmiş olur. Çünkü her namazda (Esselamü aleyna ve ala ibadillahissalihin) “Bize ve salih kullarına selam olsun” demekle, bütün müminlere dua ediliyor. Namaz kılmayan kimse, her gün beş vakit namazda yirmi defa tekrar edilen bu duadan, Müslümanları mahrum bırakmış olmaktadır. Yani hakları olan bu duayı terk etmiş olur. Kıyamette bütün müminler bu haklarını alırlar” der. (214)
Ya Rab! Bizi hakkı hak bilip ona uyan, hak olmayan yollara süluk etmekten de sakınan, kul hakkına riayet eden bahtiyar kulların zümresine ilhak et! Üzerinde kul hakkı olacak ve mahşer günü rezil olacaklardan eyleme! Huzuruna eli boş olarak varan müflislerden eyleme! İyi kulların arasına girerek cennete girmeyi bizlere nasip et! (220) (Amin)
Yanıtla
2
1
Destekliyorum 
Bildir
haci2008 13.11.2009
Güzel bir kitap,çok detaylı olarak kul haklarını işlemiş.
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir