Cumhuriyet devrinin belki de en büyük sosyal bilimcisi olan Erol Güngör Hoca bu kitabında da mükemmel tesbitler yapıyor. Özellikle cumhuriyet yönetiminin kültür politikalarını incelediği bölüm yakın geçmişimizi gözler önüne seriyor.
"Tanzimat Üzerine Birkaç Not" adlı bölümdeki "Bir inkılap hareketi ilk başlayışında birçok aşırılıklar veya hesapsız adımlar ihtiva eder; bu hesapsızlıklar inkılabı başlatanlar için mazur görülebilir. Fakat aradan 15-20 yıl geçtikten sonra artık inkılap hareketi hakkında etraflı fikir tartışmalarının başlaması, işleri idare-i maslahat veya his açısından değil, geniş perspektifli bir düşünce açısından görmek lazımgelir.(s. 21-22) tesbiti içine düştüğümüz kördüğüm ve kısır döngüleri özetler nitelikte. Artık bazı dönemleri putlaştırarak koyu bir bağnazlık yolunda ilerlemekten vazgeçmeli olayları ilmi olarak ve de Rahmetli Hoca'mızın aktarımıyla Rahmetli Dündar Taşer'in gözünden yani Türk'ün gözünden, Türk medeniyetinin ölçüleri ve gerçekleriyle değerlendirme vakti gelmiştir.
Atatürk, kendisi bile "öztürkçecilik" ve radyolardan Türk klasik müziğinin kaldırılması hatalarından yaşadığı devirde geri dönerken; bizim tek parti devrini, gerek İnönü, gerek Atatürk zamanı olarak veya Demokrat parti devrini haşa imanın bir şartı gibi tamamen doğru kabul etmemiz ve kişi ve inkılapları putlaştırarak her türlü fikri açılıma ot tıkmamız ne Atatürk'ün istediği bir şey olur, ne de Cumhuriyetin kuruluş ilkeleri için de yer alır. Atatürk sürekli ilerlememiz ve kendi yaptığı işleri aşmamız gerektiğini sürekli vurgularken; bizim onun yaptığı her işi mutlat gerçek kabul edip, bir asr-ı saadet havası içinde inkılaplar devrine yaklaşmayı tek doğru, en ufak bir değeriyle çelişen bir ilmi gerçeği bile ise kesin yanlış olarak kabul etmek hiçbir şeyi çözemeyeceği gib gericiliğin de gerçek bir denemesi olmaktadır.
Önümüzde uzun yılların birikimi var ve de Erol Güngör'ün de belirttiği üzere artık eski rejime dönüş diye bir ihtimal yoktur; bu açıdan sloganlar ve hamasi söylemlerden sıyrılarak dönemin şartlarına göre verilmiş kararların değişmez niteliği olmadığını fark ederek fikir üretimine girmek, Türk Milletinin tek çıkar yoludur
Ayrıca bu kitap sayesinde büyük mütefekkir Dündar Taşer'in büyüklüğünü de tekrar görmüş oluyoruz. Erol Hoca, Dündar Taşer için "Ölümün bir tatlı tarafı da onun sohbetlerine yeniden kavuşmak olacak." demiş. Benim için de ölümün en tatlı yönlerinden biri hem Erol Hoca'yı, hem de Dündar Komutanı görebilmek olacak. Allah'tan ikisine de rahmet ve onlara layık bir gençlik olabilmeyi diliyorum.