Filmin yönetmeni Julie Taymor, kendisiyle görüşme yapan bir muhabirine: "Frida Kahlo hakkında bir şeyler bilip bilmediğiniz umurumda değil; hatta hiçbir şey bilmeyenler, filmi izlerken harika vakit geçiriyorlar, çünkü film o derece eksantrik, sıra dışı bir kadını anlatıyor ki." Ancak olay izleyicinin sinema salonuna girdiğinde Kahlo hakkında bir şeyler biliyor olup olmaması değil, ayrılırken konu hakkında bir şeyler biliyor olup olmadığıdır. Frida Kahlo'nun biyografisini, esas olarak tarihsel, siyasi ve sanatsal tahlilden yoksun bir biçimde, ana hatları ile sunmanın dışında yönetmen Taymor, çalışmasını grafik ve kuklacılık konularındaki yeteneği ile renklendiriyor.Rivera rolünde Alfred Molina'nın performansı filmin en izlenmeye değer yönlerinden birini oluşturuyorsa da, bu durum filmin siyaset ve tarih alanındaki büyük ihmallerini telafi edemiyor. Film birçok tarihi figüre, bir tür görsel yoldan tanınmış kişilere ismiyle seslenerek hava atıyorsa da, bu kişiler bir sahne dekoru rolü oynamanın ötesine pek gidemiyorlar. Ne Rivera'nın, ne de Kahlo'nun – her ikisi de sözü edilmeye değer sanatçılardı ancak kayda değer bir politik düşünür değillerdi – sürekli devrim teorisi dahil olmak üzere, Trotskiy'in Stalinist bürokrasi ile verdiği mücadelenin özünü anlamadıklarını ve şu ya da bu ölçüde Meksika milliyetçiliğinin etkisi altında kaldıklarını söylemek yanlış olmaz. Filmin Rivera'nın sadakatsizliği ve Kahlo'nun biseksüelliği üzerinde yoğunlaşması mevcut entelektüel ortama intibak etmenin bir sonucudur. En hafif deyimle her iki sanatçı ne evlilik kurumuna burun kıvırmaya ne de uyum sağlamaya değil, burjuva kurumlarının politik olarak yerle bir edilmesine odaklanmışlardı. Ama genel olarak bu kadar acı dolu bir yaşamın filme çevrilmesi kesinlikle beğeni toplaması ve izlenilmesi gereken ve müziklerinin de her daim dinlenilebilirliği ile güzel bir film...