Mamak'tan dün döndüm, Kıbrıs'a gitmeden önce beş günlük dağıtım izni aldım. Yani büyük konuşmamak gerekir ama Sezinim hariç bir daha hiçbir güç beni kolay kolay İstanbul'dan çıkartamaz, hele Ankara'ya götüremez. Bir şehir bu kadar bozkır olur bir, kahverengi olur iki. Bol sürünmeli, koşmalı günlerin sonunda, Mamak'ın tepelerinde gözüm bir parça mavilik aradı ama bulamadı. Sonra ne oldu, bu sabah beşte kalkıp evde bir süre boş boş dolandım. Ayaklarım dayanamadı ve beni güzelim semtimin sahiline götürdü. Küçükyalı'dan İdealtepe'ye yürüyüp döndüm.
Nefes alıyordum.
İşin kötüsü Kıbrıs'ta da Lefkoşa'ya düştüm, adanın tam ortası. Çöl gibi bir yer. Ulan...
Acemilikte kitap okumak için zaman olmayacağını söylemişlerdi, üç küsur haftada bitiririm diye Moby Dick'i aldım. İlk haftada bitti kitap. Haydi bakalım kitap ara dur sonra. Bildiğiniz kitap piyasası oluştu. "Sen bana Babalar ve Oğullar'ı ver, ben sana Gulyabani artı bir kola vereyim." Böyle muhabbetler... Buldum ettim sonunda, tabii kitaplar elimde kalmadığı için muhtemelen en üfürükten yazılarım bunlar olacak. Zaten amaç kişisel tarihimi çıkarmak olduğu için sıkıntı yok.
Elçin bizim kardeş Azerbaycan'ın en ünlü yazarlarından. Tepeden inme Sovyet rejiminin Azeri toplumu üzerindeki etkilerini anlatırken eski söylencelerden, folklordan sıkça yararlanıyor. Ben Aytmatov'un şehri anlatanı olarak görüyorum biraz. İki yazarda da karakter kadrosu geniş, zaman geçişleri sık. Elçin'de modernitenin uğultusu altında mitolojinin sesi Aytmatov'daki kadar duyulmasa da orada olduğunu bildiğimiz bir şey. Ak Deve mesela; büyük savaşların ikincisinde sokaklarda gezinen bir toplayıcı. Evlerin önünde oturan hayvanlar gibi, öyle bir efsane vardır ya. Kimin öleceğini önceden bilip kapıda beklerlermiş. Savaşla birlikte ortalıkta gezinmeye başlayan Ak Deve belki görülmez, yine de evlerden yükselen feryatlardan anlaşılır ki bütün mahallenin kapılarını bilir, alacağını aldıktan sonra yoluna devam eder.
Küçük bir çocuğun gözünden mahalleyi tanırız. Karakterler, sokaklar bir bütün halinde yaratılır. Büyülü bir gerçeğin içinde yaşar çocuk, insanları bu büyüyle tanır. Savaşla birlikte gelen ölüm, çocuğun bu hayal dünyasını kırıp gerçeği tüm ağırlığıyla mahalleye çöktürür. Dokuz yaşın gördüğü, evlere vurulan koca kilitlerden ve kaybolan insanlardan ibaret olacaktır. Hikâyelerinin mucize gibi gelen ayrıntılarıyla bir masal kahramanıymışçasına beliren karakterler, yok oluşun basitliği ve kesinliğinde çocuğu dünyanın kirli yüzüyle tanıştırır. Uçurtmayı yine vurdular kısacası.
Önce insanlar bozuldu sanırım, ekmeklere sonra sıra geldi. Ölüm Hükmü'nde ailesini şikayet eden bir kız vardı, beyni ideolojik çorbaya döndüğü için annesiyle babasının başını yakıyordu. Burada da aynı mevzu var, bu kez sandıktan Kuran çıkıyor. Başka, şey var, başkasını seven bir kızı zorla almaya kalkan bir devlet memuru var, Muhtar, kızı intihara sürüklüyor. Arkadaşına iftira atanlar, bilmem neler. Eve Dönüş diye bir film vardı ya, aynı mevzular.
Böyle. Elçin'i pek tavsiye ederim. Cumartesiye kadar zaman buldukça yazacağım, sonra muhtemelen şubata kadar falan yokum. Orada yazamam herhalde. Bakacağım artık.
Gutbay bulu sıkay.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Savaşın bir coğrafyayı nasıl etkilediğini, samimi bir mahalle ortamının nasıl kaybolduğunu çocuk gözüyle anlatan bu eser klasik olmayı kesinlikle hak ediyor. Kitabın içerisindeki karakterlerde muhakkak bir yakınınızı bulacaksınız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
eski bir filozof dünyanın en anlamlı ve gamlı
sözlerinden birini söylemiş.Her şey geçip gider ... (sayfa 60 )
begenerek okudugum bir kitaptı.Gönül rahatlıgıyla tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Türk Dünyası romanları içinde Ak Deve'nin ayrı bir yeri vardır. Kolhoz ve kırsalı anlatan diğer romanlar aksine Ak Deve'de şehir hayatı ve kültürünün izleri sürülebilir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ak Deve romanı II. dünya savaşı öncesi ile ikinci dünya savaşı sırasında bir mahallede yaşanan dramatik olayları akıcı bir üslupla anlatan ;sovyetler birliğinin toplumun değerlerini yok ötmeye yönelik faaliyetlerini dile getiren güzel bir eser. Çok beğenerek okudum. Sizlerede okumanızı tavsiye ederim.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Elçin efendiyev.. Azerbaycan Edebiyatının önemli hikaye ve roman yazarı. Azerbaycan nesrini bu usta kalemden tanımak güzel olacak. Konu olarak çok güzel bir eser
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Elçin'in bu kitabı gene Dr. Ali Duymaz hocamızın çevirisiyle karşımızda. eser tipik elçin eseridir aslında genel itibariyle karamsar ama o arada duygu fırtınasına sokar ya insanı işte tam olmuş dediğiniz nokta budur aslında. ben Elçin Efendiyev'in birçok kitabını okumuş birisi olarak kesinlikle tavsiye ediyorum akdeve kitabını. Okuyun Pişman Olmayacaksınız.
Bir mahalle ve bu mahalledeki insanların henüz bozulmamış toplum yapısı içindeki yaşamlarıyla ve onların birlik duygusunun anlatımıyla başlayan roman okuyucuyu sıkmadan bir solukta okunabilecek başarılı eserlerden birisi.Kesinlikle okunmalı!
asya'nın kokusunu, sovyet boyunduruğundaki türki topraklardaki din, yaşam, kültür olgularını hafif aytmatov tadında okuyuculara aktarmış. kitapta ölüm olgusu çok ağır basıyor. gün aşırı ölümler ve bu ölümlerin ufak bir çocuğun gözünden aktarmış.
Ak Deve ölümü sembolize ediyor ve kitapta efsane olarak anlatılıyor. Eserde çokça geçen tekerlemeler, çocuk oyunları, bayatılar ve Dede Korkut'tan alınan sözler de folklorumuzun yansınasıdır. Ak Deve, 2. Dünya Savaşı sırasında bAKÜ'NÜN GELENEKSEL HAYATI YAŞAYAN bir mahallesinin dramıdır. Tavsiye ederim. Türk Dünyası Edebiyatına ilgi duyanlara .
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bakû'deki bir mahallenin 1940'lı yıllardaki yaşamı anlatılıyor. Yaşamı bize aktaran kişi de o mahallede doğup büyümüş İkinci Dünya Savaşı'nda babasını kaybettiği için annesiyle birlikte dayısının yanına göçen Ali Ekber'dir. Ali Ekber büyüyünce büyük bir yazar olur ve doğduğu mahalleyi, mahallenin savaştan önceki halini, savaşın mahalleyi nasıl etkilediğini, mahallede yaşayan insanları yazdığı romanda yani Ak Deve'de anlatır.