Ülkemizde ki en büyük meselelerden biri, siyasetçilerimizin tarih bilgisinin yüzeysel oluşudur. Teferruattan habersiz, tarihi bilimsel bir çerçevede ele alarak yorumlamak konusunda aciz politikacılar yetişmiştir bu ülkede. Tarih bilmeyen hiç kimse, asla hakiki bir idareci olamaz. Tarih, geçmişteki siyasi ve içtimai vakalardır. Merhum Turgut Özal'ın da bu eserinde tarih bilgisinin diğer idarecilerimiz gibi yüzeysel olmadığını, ve geniş bir tarih tefekkürüne sahip olduğunu görebiliyoruz. Sağ kesim, genelde Antik Çağ'ın Anadolu mirasını sahiplenme konusunda çekingen durur. Özal ise sağ camiadan çıkmış bir şahsiyet olarak, Homeros'u sahiplenebiliyor. Bu önemli bir şey. Günümüzde Ankara'nın Hitit sembolünü bile kaldırma gafletine düşen idarecilerimizin bu kitabı okuması gerekmektedir. Bunun dışında, Özal elbette bir düşünce adamından çok, bir siyaset adamı. Bu yüzden kitabında Hititler ve Anavatan partisi gibi çok ayrı konulara dalış yapabilmiş. Bu bir kusur değil elbette. Bunun dışında kitabın dili çok güncel ve sade. Özal'ın kitabı bu şekilde yazmış olmadığı açıkça belli. Esere büyük bir müdahalenin olduğu bariz ortadadır. Bunun dışında kitabı pozitif buldum. Kitabı evvela siyaset dünyasının okuması gerekmektedir.