Va'z Edebiyatında Hadisler Hakkındaki Yorumlar

Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
muftuihsan 29.11.2012
Politikacı vaiz, aktüaliteci vaiz, gazeteci vaiz, cahil vaiz, kışkırtıcı vaiz… liste uzar gider. Bir de güzel vaiz vardır: Kur’an’ı anlatır, hadisleri anlatır. Sünneti anlatır. Sahabeden itibaren selefi anlatır. Aklimizi erdirir. Yolumuzu gösterir, dualarımızı alır. Kendisine rahmetler dileriz.(x) İki bölümden oluşan kitabın, ilkinde va’z ve kıssa, va’zın önemi, tarihçesi, asırlara göre va’z kitapları, tetkik edilen dokuz eserin hadis açısından değerlendirmesi; ikincisinde ise, va’z-hadis ilişkisi, zayıf hadisle amel meselesi, Va’z edebiyatında bulunan(incelenen 9 kitaptaki) problemli hadisler ve tahrici ve sonuç başlıklarından oluşuyor. Şunu belirtmek isterim: Araştırma sonucunda kitaplardaki hadislerin değer sonuçları ortaya konulmuştur. Ancak kitaplarda yazan konular ile hadislerin uygulamada yapılması aynı şey değildir. Bu bir başka araştırma konusudur. Bir araştırma eseri olan bu kitabın özellikle kürsü erbabı için faydalı olacağını ifade ediyor, Mahmut Yeşil'e teşekkür ederek sizleri kitaptan alıntılar ile baş başa bırakıyorum:

Va’z, bir kimseye kalbini yumuşatacak, sevap ve günahla ilgili sözler söylemektir. Kasas da öncekilerin yaşadığı ibret verici olayları anlatmaktır. (s.3) Mev’ızanın amacı, ‘ilim ve amelle nefisleri kemale teşvik etmek, insanları, dini ve dünyevi mutluluğa ulaştırmaktır. Şüphesiz en beliğ mev’ıza Allah’ın kelamıdır. Ona batıl karışmaz. Sonra Peygamber’in va’zı gelir. (s.14)
Aslında kıssa anlatmanın dini ve güzel bir yönü vardır. Bundan dolayı Kur’an, bizlere geçmiş ümmetlerin haberlerin anlatmaktadır. Kur’an’da geçmiş peygamberler ve milletlere ait kıssaların anlatılmasından maksat sadece onların tarihlerini nakletmek değildir. Aksine, muhtelif milletlerin tarihlerindeki birtakım özellikleri belirtmek diğer peygamberlerin hayatlarında ve Hz. Muhammed(sa)’in hayatında karşılaştığı olaylara benzeyen hadiseleri açıklamak, hak ve hakikatin her zaman üstün geldiğini göstermek, insanları teselli etmektir. (s.16) Kıssa, ibret olsun diye, verilen öğüt pekişsin diye anlatılmalıdır. (s.53)
Peygamberler hakkındaki kıssalar, Kur’an’ın dörtte üçünden fazla bir yer tutmaktadır. Bu kıssalar, çok çeşitli amaçlar gözetilerek verilmişlerdir. Bunlar arasında şu üç hedef gerçekten manidardır:
a.Hakikat uğrunda mücadele veren müminlerin Allah tarafından her zaman desteklene geldikleri (Müminin yetiştirilişi)
b.Peygamberlerin kendi hakları tarafından gördükleri sert muhalefet, (Topluma karşı verilen savaş)
c.Zorbaları sonunda tuz buz eden ilahi gazap. (Bu savaşın zaferle biten sonuçları.) (Irklar ve İnsanlar, Abdülaziz Abdülkadir Kamil, Timaş, s.55)
Kıssacı ismi kınanacak bir isim değildir. Allah Kur’an’da: “Biz sana, kıssaların en güzelini anlatıyoruz” (Yusuf, 12/3) buyurmuştur. Ancak kıssacılar genelde yeterli bilgi sahibi olmayan kimselerdir. Nitekim Ahmed b. Hanbel: ‘İnsanların doğru kıssacıya ne kadar ihtiyacı vardır’ (s.22) demiştir.
Kıssanın, va’z için önemli bir malzeme olduğu söylenebilir. Vaiz, Kur’an ve Sünnetten sonra, ibretli kıssalara da va’zında yer vermelidir. Ayrıca bu, dinleyenlerin ilgisini artırması açısından mühimdir. Bu konuda ölçü muhafaza edilmeli, kıssanın doru ve mübalağasız olmasına dikkat edilmeli, konuşmanın tamamını da hikayeye boğmamalıdır. (s.23)
Cemiyet, fertlerine Allah’ı ve O’nun yolunu hatırlatacak insanlara muhtaçtır. Çünkü gaflet, şehvet ve şeytan, İslam’ın toplumda hakim kılmak istediği sırat-ı müstakimde yürümeye mani olan engellerdir. İnsan tabiatı, helake sürükleyen şehevi arzulara ve kendisini sıkıntıya sokacak olan tembelliğe meyillidir. Ayrıca Allah’ın, insana düşman olarak bıraktığı şeytan, onu daima kötülüklere teşvik eder ve Allah ile irtibatı kesmeye çalışır. Bunun için insanoğlunun, hatalarını kendisine söyleyecek, onu kötülüklerden sakındırıp iyiliklere sevkedecek bir vaize ihtiyacı vardır. (s.26)
Kıssa önemli işler gören bir silahtır. Vaiz, bu silahı iyi kullandığı zaman pek çok hayırlı işleri bununla gerçekleştirebilir. Çünkü insan kendisine ibret olacak kıssaları dinlemekten hoşlanır ve onlardan etkilenir. Bundan dolayı Kur’an’da ve sünnette kıssalara yer verilmiştir. (s.28)
Hadis tahricinde gözetilen amaç, rivayet edilen haberin Allah Rasulü(sa)’ne nispetinin doğruluğunu tespittir. Eğer hadis, sağlam bir senetle Rasulullah’a ulaşıyorsa, amaç gerçekleşmiş olmaktadır. Hadisin muhtevası ile ilgili metin tenkidi gerekiyorsa söz konusu edilebilir. Ancak, elimizdeki bir söz, eğer sağlam bir senede sahip değilse, o sözün mücerret doğruluğu, hadis olmasını gerektirmez. Çünkü Sevgili Peygamberimiz bütün doğru ve güzel sözleri söylemekle memur değildir. Bu bakımdan, ‘sağlam bir senedi yok ama, manası sahihtir, doğrudur’ şeklindeki değerlendirmeler, hadis ilimleri açısından isabetli değildir. (s.190)
Bu bölümde (190-239) va’z edebiyatında en fazla kullanılan 160 uydurma hadisin tahrici yapılmıştır.
Akla, mantığa aykırı bir kısmı istisna edilirse, mevzu hadislerin hepsi aslında muhteva açısından yanlış ve çirkin değildir. Bunlardan bir kısmı, tecrübeye dayanan, bir kısmı da o günün örf ve adetlerini, insanların düşünce sistemlerini yansıtan sözlerdir. Bu sözlerin yanlış ve kötü görülmesinin sebebi, yalan yere Peygamberimize nispet edilmelerinden kaynaklanmaktadır. (s.241)
SONUÇ: Mevzu hadislerin en önemli tarafı, Allah Rasulü’nün söylemediği bir sözün O’na nispet edilmesidir. Peygamberimize ait olmayan söz, davranış ve tasviplerin, O’na aitmiş gibi gösterilmesi, dinin yanlış algılanmasına vesile olacaktır ki bu çok büyük bir tehlikedir. Allah Rasulü bunu kesin olarak yasaklamıştır. Ancak uydurma haber olarak nakledilen sözlerin tamamının yanlış olduğunu söylemek mümkün değildir. Onlar içinde de doğru ve güzel sözler olabilir. Ama hadis değildir. Bazı muhaddislerin ‘senet yönüyle uydurma fakat manası sahihtir’ şeklindeki değerlendirmeleri yanlış anlamalara sebep olmaktadır. Önemli olan cümlenin manasının sahih olması değil, o sözü Allah Rasulü’nün söyleyip söylemediğidir. (s.253)
Yanıtla
1
1
Destekliyorum 
Bildir