Bahçedeki Gidonları Kromajlı Pırpır da Neyin Nesi?
Perec okumayalı pek çok zaman geçti, şimdi yine Perec'teyiz. Uyuyan insandan zarar gelmeyeceği, uyuyan insanın en erdemli insan olduğu Gecekuşu Kornelius'ta var, onu da yazarız bugün yarın dün. Perec, sen oyuncusun. Edebiyat ciddi iştir. Birtakım büyük büyük adamların sözleriyle, beğenileriyle biçimlenir.
Perec, seni nereye koyayım? Bu adamların arasında bir yere koyamam. Kal öyle iyisi mi.
O gidonları kromajlı pırpır neyin nesi, kimin fesi, ney? Sahibi Henri Pollak'ı çavuşluktan insanlığa getirip götüren bir alet. Pollak gündüzleri askeriyede çavuş, askerliğin son derece gerekli vazifelerini yerine getirip akşamları Montparnasse'a, arkadaşlarının, sevgilisinin, kitaplarının yanına uçuruyor. Bu arkadaşlar son derece bilgili, görgülü, efendi tiplerdir. Akılları çalışan kimselerdir.
Bir de herkes gibi bir adam vardır, arkadaş grubundan bir Karamanlis. Karamazov. Yaramaz. Ramizov. O Memov. Orası Montparnasse, Fransa. Sokaklar savaş ve Cezaaayir. Bu adamın askere gitmesini kim engelleyecek.
Bu Karakoncolos'un Cezayir'e yollanması vardır, bayağı savaşın ortasına gidecektir ve sıyrılamaz. O zaman arkadaşları bir el atar mevzuya. Düşünmenin hayatın ta kendisi olduğunu söyleyen Bergson, çocuklara bu ilhamı verdikten sonra yıllardır yattığı mezara geri döner. Olayların bundan sonrası Bergson üzerine değil. O bir parantezde kaldı, metne şöyle bir girip çıktı ve olacaklara şahit oldu. Siz de bir gün bir parantez içinde dahi bulunursanız metinlerden birinde, oradan çıkamayıp olayları izlemek zorunda olduğunuz anlayınız. Çok tuzlu patlamış bombanızdan avuç avuç yiyiniz. Savaşa gitmeyiniz.
İşte kolu mu kırılacakmış Kelaynak'ın neymiş, delirtilecek miymiş, bir doktor varmış arkadaş çevresinde. Bir şey yapılacakmış da denizin öbür tarafına hareket vakti gelmiş. Herkes olduğu gibi kalmış. Katastrof, Kadastro için üzülmüşler ama pek öyle olmamış. Onun için aldıkları çikolataları falan hep yemişler. Perde yanmış bir kere, siz onca oyunun ortasında kaladurun. Karaburun'a ne olmasıymış derken askerlik, savaş, kimliksiz adamlar, saçma arasında durakalın. Hoşça kalın.
Yeni tanıştığınız zaman sinir olduğunuz bazı insanları sonradan alışıp seversiniz, bırakamazsınız. Ama bir anda da hayatınızdan çıkıp giderler. İşte öyle bir kitaptı benim için. İlk sayfalarda artık ne söyleyeceksen söyle diye yazara bağırasım geldi. Uzun cümleler, bir anlam ifade etmeyen sıra sıra edatlar, hele o parantez içi hiçbir açıklama yapmayan cümleler… Kitabın orta kısımlarında alışıp sonlara doğru eğlenceli gelmeye başladı derken kitap pat diye bitti zaten. Farklı deneyimde bir eser, zaten ismiyle farklı olduğunu haykırıyor. Trollemek hareketini seneler önce bu kitap ile biz okurlara yapmış yazar ya da ismini söylemek istemediğimiz Kara Perec….
“Kır ayağımı ki öldürmeye gitmek için bir daha asla onları kullanamayayım.”(s.17)
•
Uyuyan Adam’ı okudunuz zaten. Ne çok yorulup şaşırdık o satırlarda.
Farklı bir kalem Perec. Sadelik gibi görünen yazdıklarında muzipliğin, dil oyunlarının, okuru alt edişin sırlarını barındırıyor.
•
Arka kapakta da yer aldığı üzere ‘konu dışı öykücükler, mevzudan sapan hoşluklar’ aracılığıyla ‘anlamsızlığa’ gönderme yapar gibi Perec aslında.
•
Savaşın anlamsızlığını, yazın’ın anlamsız geçişleriyle anlatacak bizlere.
Kefil olamam. Deneyimleyemek zorundasınız.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Perec okumaya baslamak için ideal, ironinin sık kullanıldığı bir kitap. Perec'in okurken adeta okuyucularla eğlendiği, keskin bir zekanın ortaya çıkardığı eser.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
dengesizin tekiydi
kimi gün oluyor varoluştan bıkkınlık duyuyordu
kafasına bir kurşun sıkmak istiyordu
daha iyisi, suya atmak istiyordu kendisini
varoluştan bıkkınlık duyuyordu
suya atmak istiyordu kendisini kimi günler
kafasına bir kurşun sıkmak istiyordu
dengesizin tekiydi
artık, her şeyi bir defada bitirmek daha iyiydi
dehşetli umutsuzdu inanılmazdı kuyu gibiydi
kör karanlık bir kuyu
brrr
yaşamaktan usanmış, canına tak etmişti
(neye yarardı yaşamak)
korkuyordu bu normal değildi
dengesizin tekiydi
suya atmak istiyordu kendisini.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Bahçedeki gidonları kromajlı pırpır da neyin nesi? Hadi Henri, anlat bakalım neden saat 18:30'da kalkıp Montparnasse kadar gidiyorsun? Sevdiceğin için mi? Yoksa fikri kandilli, ilmi afilli, zekası dantelli arkadaşların için mi? Karakurum'a neden yardım edesin ki? Nereli olduğuyla ilgili bir fikrin var mı Karaschmurz'un? Ensesi kalın bir Bulgar güreşçi mi, bıyığı fırfırlı bir Türk pehlivan mı, Makedon usulü çoban salata mı?
Küçük bir öyküyü Perec, ağdalı ama uzadıkça gülümseten cümleleriyle oldukça öyle keyifle anlatmış ki okurken görenler önce gülümseyen bana, sonra da kitabın kapağına bakıyorlardı. Kitabın içi kadar, dışı da güzel; görenler de öyle diyor.
Bu kitabı, Perec'in tüm mizahını döktüğü kitap diye tanımlasak haksızlık etmiş olmayız herhalde. Oldukça akıcı, eğlenceli ve okunası bir kitap. Bazı kelime oyunları çeviride kaybolsa da(çevirmen kendisi de belirtiyor) herkese tavsiye ederim