sosyoiktisat alanında ülkemizin yetiştirdiği değerli hocalardan mustafa erkal in temelde aynı olmak üzere birçok konuya karşı yaklaşımlarını ele alan bir kitap
Türkiye kendi üzerinde oynanan oyunlara karşı uyanık olmak zorundadır. Türkiye gerektiğinde bu etnik oyunları kendine düşmanca tavır sergileyen ülkelere karşı kullanabilmelidir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Eğitim Sosyolojisinde yararlanabileceğiniz enfes bir kaynak. Şahsen, günceli bile hala sorgulayabilen bir kitap. Pedagoji ve Eğitim sosyolojisi alanında tavsiye ederim
etnik bölücülük olaylarını ele alan bu kitap,yeni oluşumlar ve değişen dünyada türkiyenin izlemesi gereken politikalar üzerine fikir yürütüyor.türkiyenin önünü tıkamak için yaratılan yapay sorunlar için yönetim kademelerinin reflekslerinin ne olması gerektiğini ve bu konuda çeşitli pratikler sunmaktadır.bir çok kitaptan daha okunur ve kaliteli olan en azından elinize aldığınızda size birşeyler katabilecek bir kitap olduğunu anlarsınız
Yazar kitabında konu olarak 1994 yılı itibariyle dünya dengelerindeki değişmeyi, yeni oluşumları, Türkiye'nin stratejik açıdan önemini ve izlemesi gereken politikaları, Türkiye'nin sosyolojik ve kültürel durumunu, Türkiye üzerinde oynanan oyunları ve özellikle etnik bölücülük konusunu ele almıştır. Sonuç olarak yazar kitabında Türkiye'nin önünü tıkamak, gelişmesini önlemek için Türkiye üzerinde oynanan oyunları ve bu oyunları engellemek için yapılması gerekenleri, uygulanması gereken politikaları incelemektedir. Sosyoloji uzmanı olan ve Türkiye gerçeklerini iyi bilen yazar, konuyu kapsamlı bir şekilde ele almış, yapılan yanlışları ve yapılması gerekenleri açıkça belirtmiştir. Etnik bölünme, toplum üzerindeki televizyon ve medyanın etkisi, çağdaşlaşma, asimilasyon ve kültürel kimlik konusundaki tespitleri dikkate değerdir. Bence de siyasette yıllarca tartışma konusu olan Garplılaşmak, Türkleşmek ve İslâmlaşmak fikirleri günümüzde bir senteze doğru gitmektedir. Bugünün koşullarına ve ihtiyaca göre Türk aydını ve politikacısı bu 3 tarzın hepsini kullanmak ve değerlendirmek zorundadır. Bağnazlığı ve tutuculuğu bırakıp ülke yararlarını ve çıkarlarını her şeyin üstünde tutmak zorundadırlar. Dış politikada daha akılcı, cesur ve uzun vadeli politikalar üretilmelidir.
Tarih boyunca ve günümüzde, ülkenin aydın kesimi arasında yer alan biz ordu mensupları, oynanan bu oyunların farkında olmalı ve çevremizdeki insanları bu konuda bilinçlendirmeliyiz. Konuşurken dikkat edilmeyen ve yanlış kullanılan birkaç kelime ve kavramla bile bu tür oyunlara kolayca alet olunabileceği unutulmamalıdır. Ülke yararına olan birçok konuda olduğu gibi biz askerler bu konuda da başı çekmeli ve diğer vatandaşlarımıza örnek olmalıyız.