iki savaş arasının Avrupa’sını muazzam bir gözlem ve analizle aktarıyor...
“Kalem oynatabileceğim son ana kadar, içgüdüler karşısında aklın zaferine, ölüm arzusunu durdurabilen düşüncenin özgür gücüne inanan bir dönemin ve birkaç kuşağın yaşadığına tanıklık etmek istiyorum. Bir yaşam programı olarak bakınca çok bir şey değil bu belki ama fazlası da gelmiyor elimden. Bildiğim tek şey, kendi acımasız, sadakatsiz yöntemimle bu tanıklığa sadık kalmak istediğimdir. Doğru, Avrupa’yı gördüm ve dinledim, bir kültürü özümsedim. Yaşamdan bundan çok daha fazlasını alabilir miydim? Şimdi burada noktayı koyuyorum ve kaybedilmiş bir savaşı yaşamış biri olarak söylemek istediklerimi tek bir nefeste söylüyorum: Anımsamak ve susmak istiyorum.”
Sandor Marai, kısmen otobiyografik unsurlar da taşıyan eseri “Bir Burjuvanın İtirafları”nda, iki savaş arasının Avrupa’sını muazzam bir gözlem ve analizle aktarıyor okura. Yüzyıl başında doğan ve mevzubahis dönemde Avrupa’nın pek çok yerinde bulunan anlatıcımız, kıtanın tarihindeki bu belirleyici dönemi toplumsal ve kişisel bir perspektiften aktarıyor. Budapeşte, Berlin, Frankfurt, Weimar, Paris, Floransa, Londra... Sınıflar çatırdar ve yeniden inşa olur, toplumlar baştan aşağı değişirken kıtada gezinen, kendini bir türlü ne bir sınıfa, ne bir kültüre, ne bir ülkeye ait hissedemeyen anlatıcımız gözlüyor; anlamaya, anlamlandırmaya, anlatmaya çalışıyor.
Marai’nin özellikle İşin Aslı, Judit ve Sonrası’nda hayranlıkla okuduğumuz derinlikli tahlillerini nerelerden devşirdiğini ve tüm eserlerinde temel unsur olarak ortaya koyduğu sınıf perspektifini daha iyi kavramak için çok faydalı oldu bu kitap. Küçük burjuva bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelip sonra kendini tanımlamakta güçlük çeken, kendini en çok Macaristan’a ait hissetse de ülkesinin onda bıraktığı “taşralılık” psikolojisinden asla çıkamayan, bir türlü yerini, yurdunu, evini bulamayan nevrozlu anlatıcımızın peşinde bir tür zaman yolculuğu yapıyoruz. Faşizmin yeşermesine el veren toplumsal koşulları, bunların bireylerin küçük hayatlarına etkilerini muazzam gözlemliyor Marai. Avrupa’nın bir yandan en ürkütücü, bir yandan sanatsal anlamda en üretken dönemlerinden birine çok berrak bir bakış sunuyor.
Çok sevdim. Keşke yeniden basılsa da okunsa.
Sandor Marai'yi tanımak için okudum. Kendi hayatının özellikle çocukluk, ilk gençlik yıllarını konu alan bu eser, 20. yy başında Macaristanda başlıyor, Sandor oradan oraya savruldukça bize Doğu ve Batı Avrupa kültürünü, farklılıklarını anlatıyor. Kişisel bir geçmiş, kocaman bir kültürel yüzleşmeye dönmüş. Anlattıkları ilginç, anlayış tarzı onu Sandor Marai yapan şey. Ayrıca burjuva olmanın ne olduğunu da her bölüm hissediyorsunuz. Batıda Doğu Avrupa'dan gelenlerin Zenci muamelesi görmesi, ülke sınırları değiştikçe ulusların birbiri hakkında önyargıları, yaşam çeşitliliği...en çok dürüstlüğü. İşte bunlar için okunur.
"Klasik yazar bunalımı, yazılarında hiç ilgi çekici bir şey yok" demiş bir âlim aşağıda. Böyle yaşam fukarası, zevk fukarası tiplere aldırmayın! Kitabı tereddüt ile aldım elime, kesinlikle bir baş yapıt. Macar toplumunu, aile ilişkilerini, hayal kırıklıklarını, gençlik bunalımını, heyecanlarını ve daha bir çok şeyi nefis bir şekilde anlatmış. Bu kitapta yaşamın kendisini, coşkusuyla, kederiyle, sevinciyle hayatın kendisini bulacaksınız.
herkesin sevdiği kitap türü farklıdır. size güzel gelen bir kitap başkasına sıkıcı gelebilir, ya da tam aksi olabilir. bir okur olarak bunu bilmeniz gerekirdi diye düşünüyorum ve yorumunuzu çok yersiz görüyorum. uygunsuz olmuş.
Ebru Toz isimli kullanıcı! Suç ve Ceza sıkıcı bir kitap, çünkü tarzım değil; İlyada okumaya değmez, mitik eserleri sevmiyorum; İki Şehrin Hikayesi'ni sakın okumayın, zaman kaybı, çok fazla aksiyon yok; Ağaca Tüneyen Baron saçma bir kitap, büyülü gerçeklik tarzı bana saçma geliyor; Don Kişot benlik bir kitap değil, çünkü günümüzü yansıtmıyor! Nasıl böyle iyi oldu mu Ebru Toz? Vasatlık ne zamandan beridir edebi kaliteyi belirleyen temel ölçüt oldu!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Pek tanınmasa da 20.yüzyılın en önemli entellektüel yazarlarından biridir Sandor Marai.Otabiyografik tarzda bir eser olan bu kitabında yaşadığı çağın yaşamını,toplumsal yapısını,değerlerini ve siyasi gelişmeleri aktarmış.Yazım hatası az,tercümesi de düzgün olan bu eseri herkese tavsiye ederim...