"_Kindar olma! diyordu yaşlı Karaim.Moğolların mavi gök gibi birleşmeleri ve tek yumruk olmaları gerekir diyen sen değil miydin?
_Evet ama gökyüzünde sadece bir güneşe yer var.Camuka o güneş olmak istiyor.Ne var ki hiç ışık vermiyor; o ay gibi, iki yüzü var, karanlık yüzünü de iyi biliyorum."
Uçsuz bucaksız Merkezî Asya bozkırlarında dağınık boylar halinde, birbirleriyle iç çekişmelerle uğraşan, teşkilatsız, ilsiz, başbuğsuz, kağansız yaşayan ve henüz Moğol adı ve namıyla anılmayan -Naymanlar, Oyratlar, Keraytlar, Arulatlar,Tankutlar, Ongutlar, Merkitler, Barulaslar ilh.- kabileleri tek bir çatı altında birleştiren, "il"li yapan, kağanlı yapan, töreli/yasalı hâle getiren; karşısına çıkan bütün dizli uluslara diz çöktüren, kağanlı ulusları kağansızlaştıran Dünya Tarihi'nin n büyük fatihlerinden, cengaverlerinden, cihangirlerinden biri Temuçin veya han olduktan sonraki adıyla Cengiz Han'ın andası Borçu'nun ağzında hayatını anlatan bir anı roman.Cengizhan kimilerine göre barbar, vahşi, acımasız, taş üstünde taş baş üstünde baş bırakmayan bir kan dökücü ama bu durum tek başına Cengizhan'ı tanımlamaya yetmiyor; sadece tek bir veçhesine vurgu yapıyor. Peki sizce Cengizhan Merkezî Asyalı/Turanlı olmasaydı da Avrupalı olsaydı sizce bu yazarlar onu nasıl yazacaktı hiç düşündünüz mü? Zaten Asyalılara ilişkin bu genel oryantalist bakış açısı hep vardır. Avrupalılar bükemediği bileği hep barbar diyerek aşağılamış ve küçük göstermeğe çalışmıştır.Neyse romana dönecek olursak yazar Cengizhan ve dönemini çok iyi yansıtmış.Romanı okurken adeta bozkırlarda yaşıyorsunuz, kendinizi moğol ordusunda bir noyan gibi hissediyorsunuz.Ayrıca Türk töresine, yaşayışını ait pek çok benzerlikte dikkatinizi çekmiştir.Nihâl Atsız'ın" Bozkurtlar'ın Ölümü" ve "Bozkurtlar Diriliyor" romanlarından aldığım hazza yakın bir keyif aldığımı soyleyebilirim.Hassaten tarihî roman tutkunlarının çok beğenecekleri bir roman olduğunu düşünüyorum.Keyifli okumalar.