Dostoyevski'nin bir sözü vardır:"Şu anda Allah'ın varlığına inandığını bilmediğin için inanmadığını söylüyorsun.Oysa inandığını bilseydin bunu inkardan kaçınırdın"Sanki günümüz cahiliye aydınları için söylenmiş.Yazar Kur'an-ı Kerim'i okumuş mu acaba?Hakkında yorum yapabilecek kadar cüretkar olduğuna göre okumuş.Ama gözleri kapalı, kulakları tıkalı önyargıların ağı içerisinde olmalı.Aslında insanların sorunu Fırat KOÇYİĞİT'in belirttiği gibi kafa basmaması değil.Kafa çok güzel basıyor da,bazı hususlar kimilerinin işine gelmiyor.İnsan vicdanını rahatlatmak için herşeyi inkar ediyor.Nihilizmin derin çukurlarında yol arkadaşı arıyor kendine.Kendisi inanmadığı bir şeyi,-ki bu her ne kadar gözle görülür bir gerçek olsa da-başkalarını da kandırmaya çalışıyor.Kuyudan çıkmak değil hiçbir zaman amaç,kuyuya başkalarını da çekmek.Oysa bir fikri beğenmemek,o görüşe veya realiteye ne derseniz deyin diğer insanların da antipati kazanmasını çalışmayı gerektirmez.Biz de suçluyuz aslında.Hangi fikre eğilimliysek genellikle o yöndeki kitapları okuyoruz.durumu hep tek pencereden gözetliyoruz.Her zaman söylüyorum.Ne olur bir fikir yazısı ya da araştırma okuyorsak,karşı tezini de dikkate alalım.Bu kadar kitap okuyoruz.Hepimiz için,bu siteyi ziyaret eden herkes için söylüyorum çünkü kitap okumasak kitap yurdunda gezmeyiz;Kur'an-ı Kerim'i kaç kere okuduk?Turan Dursun şunu demiş,İsmet Zeki bunu söylemiş,Abdullah Rıza şöyle incelemiş,Muazzez İlmiye böyle araştırmış.Hepsi iyi de,Kur'an ne demiş?Neden kapalıyız bu kadar?Kur'an-ı Kerim'in,peygamberimizin yorumlarını okuyoruz.Ya onları okuyor muyuz?Neyin doğru,neyin yanlış olduğunu anlamak için önce neyin ne olduğunu bilmek zorundayız.Bir kitap okumakla insanın hayatı değişebilir ama çok kitap okumakla o hayat bir anlam kazanır.Yeter ki doğru okuyalım.Hiç bilenle bilmeyen bir olur mu?