Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...

Kitapyurdu Fiyatı: 182,39TL

Ürüne Git
71Yorum
Herkes Herkesle Dostmuş Gibi...
Bu ikisine beraber yorum; daha doğrusu Barış Bıçakçı’ya genel yorum. Üç oldu böylece okuduğum kitapları ve yok, bunları okuyunca daha bile az sevdim maalesef. Altı çizilecek bol bol cümle bulmuşsunuz, özellikle Veciz Sözler’de, güzel, sizin adınıza sevindim ama bence zaten sorun tam da bu. Barış Bıçakçı kitaplarını okurken şöyle hissediyorum: sanki kendisinin söylemek istediği bir sürü tespiti, aforizması varmış da, onları aralara serpiştirmek için kitap yazmış gibi. Böyle olunca hikâye ve edebiyat araçsallaşıyor, tüm karakterler birbirinin aynısı olmuyor mu? Mesela Veciz Sözler’in Sulphi’sinin hayata tutunamamışlığı Bizim Büyük Çaresizliğimiz’in Ender’in tutunamamışlığına fazla benzemiyor mu? Niye herkes küçük şeylerden acayip acı çekiyor, hatta hepsi bu acıdan besleniyor, yazar niye bu buhranlı ruh hallerini bunca yüceltiyor? Karakterlerin öyküleri, aforizmaların içlerine yedirilmesi için icat edilmiş gibi sanki. Yok valla, gerçekten çabaladım ama benlik değil işte. Sevenleri beni affetsin.
Kitap, asıl karakter Abidin' in hikayesiyle başlıyor, birbirine bağlanan bir çok hikayeyle devam edip tekrar Abidin' in hikayesiyle son buluyor. Başlarda hikayeler arasındaki geçişler biraz zorluyor ama kitap ilerledikçe alışıyorsunuz. Hikayeler, Ankara' da geçiyor. Büyük kent insanının sıkıntıları, şehrin telaşı ve insan ilişkileri ana konu. Yazar da; "Herkes herkesle dostmuş gibi, de­ğilse de hemen olabilirmiş gibi bütün engelleri bir hamlede aşarak..."(Syf. 8) cümlesinden yola çıkıp sıradan insanların sıradan olmayan hikayelerini anlatmaya çalışıyor. Farklı ve yeni bir kalem arıyorsanız şans vermenizi tavsiye ederim. Keyifli okumalar
Bu kitap, Ankara'yı sadece bir fon olarak kullanmıyor; adeta yaşayan bir karaktere dönüştürüyor. Cadde sesleri, insanların telaşı, şehrin kendine has ruhu hikâyeye çok doğal bir şekilde yansımış. İlk sayfalarda sakin ilerleyen olaylar, bir noktadan sonra gerçekten çorap söküğü gibi peş peşe gelmeye başlıyor ve kitabı elden bırakmak zorlaşıyor. Karakterlerin yaşadıkları, şehirle kurdukları bağ ve satır aralarına gizlenmiş toplumsal gözlemler hikâyeye ayrı bir derinlik katmış. Abartılı sürprizlerden çok, adım adım örülen bir kurgu tercih edilmiş ve bu da kitabın etkisini artırıyor. Ankara sokaklarında dolaşıyormuş hissi veren, merak duygusunu son sayfaya kadar canlı tutan, akıcı ve keyifle okuduğum bir romandı. Özellikle şehir atmosferini seven okurların ilgisini çekeceğini düşünüyorum.
Sürekli başkarakterin değişmesi bunun sıklıkla olması kitabın ortalarına gelene kadar zorladı beni açıkçası, ancak sokaklardaki insanların uzaktan izliyormuş hissi de hoşuma gitti.
Yazarla yeni tanıştım. Çok beğendim anlatımını
Kitapta birçok hikâye mevcut. Şehir insanı ve ilişkiler anlatılıyor. Hikâyeler birbirine giriyor ve dikkatinizin dağıldığını düşünüp kitabı okumaya ara vermek istiyorsunuz fakat ara vermeyin :) Bence yazarın muradı da olayları kusursuz ve net bir şekilde anlamanız değil. Bu tarz kitaplarda olay örgülerine değil hayata ve ilişkilere dair yazarın tahlillerine, psikolojik analizlerine dikkat kesilmeniz istenen. Ben olaylarda boğulmak yerine sevdiğim cümlelerin altını çizdim, ara ara açar okurum kitabın tadını hatırlarım diye :) Kitap bu cümleler için bile okunmaya değer: "Çünkü zamanla her şeyi sever insan çünkü bir gün öleceğini anlar." "Hayat ne tuhaf! Bazı çatlakların içine insan davranışları sızıyor ve orada birikiyor. Sonra da kötü kokular yükseliyor hayatın çatlak yerlerinden, zayıf yerlerinden." "Bir gazete kesiğinde 'Umudun Bittiği Anlarda Yanlış Kararlar Hiç Verilmese' yazıyordu. "Sağlıktan ölecekler bir gün. Merhumu nasıl bilirdiniz? Çok sağlıklıydı!"
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Ankara sokaklarında karakterlerin düşünce akışlarını takip ederek dolaştım ama pek keyif vermedi.
açıkçası birçok kştabını okudum fakat bu kitabı sevemedim. bu kadar karıştırıp yormaya gerek var mıydı bilmiyorum. sıradan olayları daha çarpıcı verebilirdi ki hakiki bir okur kurguya takılmaz. kopup kopup toplanmaktan yorulduğum bir kitap oldu. arada bir cümle ile kendinize gelseniz de bu kitabı başarılı kılmıyor. cinsellikle süslenmiş kitaplar çok itici geliyor.
çok güzel bir kitap muhakkak okunmalı.
barış bıçakçı iyidir. bütün kitaplarını keyifle okuyorum.
Bir ilk kitap. Öyle alelade dökülüp saçılan bir şey değil. Baya baya kitap yani. Sonrasında yazılması planlara selam gönderen bir kitap. • Ankara sokakları. Otobüste, metroda; Cebeci’de, Bahçeli’de; parkta, dairede göz göze gelip görmezden geldiklerimiz.. Hayatlarımıza dokunup da dokunmaz saydıklarımız. Ya da farkında olmadıklarımız. Omuzlarına istemsiz çarpıp ‘pardon’ diyebildiklerimiz. Ya da o duracaktı bulamadıklarımız, kalabalıktan. • Dokunuşların, tanışamamış tanışıklıkların kitabı. Güzel.
Bu kitapta Barış Bıçakçı'nın daha sonra kaleme aldığı eserlerinden karakterler çıkacak karşınıza.
barış bıçakçı dilini sevdiğim bi yazar. basit şeyleri güzel anlatan biri. bu kitap ilk kitabı ve fikirde hoş bi kurgu yapmış fakat dikkatli okumak gerek yanlış yerde dalgınlık kitaptan koparıyor. kurguyu anlayana kadar 50 sayfa gitti kitap 110 sayfa velhasıl finalde güzel kitap
Olayların Ankara’da geçiyor olması benim için yeterliydi ancak kahramanlar arası geçişe bayıldım.
Okurlar , okudukları kitaba emek verdiklerinden olsa gerek , okuduktan sonra kitap hakkında olumsuz söz etmek istemiyorlar. Belki okuduğunuz 100 kitaptan 10 tanesi sizi sarsar , ufkunuzu açar , birkaç gün etkisinden kurtulamazsınız. Bu kitap diğer 90 dan biri. Okurları tarafından çok olumlu eleştirilerle karşılanmasını da anlamak benim için güç. Yazarın bu ilk kitabında denediği yazım tekniği , oldukça sıkıcı. Karakterlerin birinin hikayesi biterken diğerininki başlıyor. Hep bilindik , üzerimde iz bırakması mümkün olmayan , sıradan hikayeler. Kitap başlangıç karakteri ile son buluyor. Arada bazı klişeler de var. Roman yazarla inatlaşıp okunmaz. Fakat kendimi zorlayıp okudum.
Hayatın içinden ve güzeldi
Barış Bıçakçı severi olarak ne yazarsa okurum.
şimdiye kadar okuduğum en farklı anlatıma sahip kitap olabilir. Amam yine de zevkle okudum.
Barış Bıçakçı'nın ilk kitabı. Öykülerindeki kişiler sonraki kitaplarının kahramanları.
Bir kentin damarlarında gezinmek, kent ve insanını, yanında yamacında dolaşır gibi kesitlerle resmetmek... Hem de göz hizasından, sanki başlamadan ve bitirmeden, bir yerinden dalıp çıkar gibi, başı sonu olmayan, hiç bir kalıba sığmayan şiir gibi. Nefis bir ziyafetti, damakta kalan...