Seni İçime Gömdüm
Seni İçime Gömdüm

Kitapyurdu Fiyatı: 166,40TL

41Yorum
Mehmet Utku Yıldırım
Kitapkurdu
Seni İçime Gömdüm
Tomris Uyar çevirisi. "Tan ağarırken ölmüştü kız." (s. 5) Ölen kızın eşi, tabuta koyduğu karısını kasabaya götürüp kilise mezarlığına gömmeye çalışacak, bütün yapacağı şey bu kadar. İki problem var; kasaba çok uzakta ve etrafta kimse yok, adam karısını tabutun içinde günlerce taşımak zorunda. İkinci problem de kadının kızılderili olması ve zamanında adamın kız için abisi dahil bütün kasabaya sırt çevirmesi. Kızılderililerin şu tutumları fitili ateşliyor bir kere: "Tahtalara çivilenen, kafasına kaktüs sokulmasına engel olamayan bir tanrıya neden yakaracağız, diye sormuşlardı." (s. 16) Hristiyanlık yayılırken yayıldığı yeri de tarumar etmiştir, semavi dinlerin genlerine işlenmiş bir kod gibidir bu, bildiğimiz şeyler. Böyle bir toplumsal açmaz varken adamımızın isteğini yerine getirmesi pek kolay olmayacak ama elinden geleni yapmak istiyor, karısını çok seviyor çünkü. "Karısıyla paylaştıkları şu birkaç eşyayı elden çıkarmamak için var gücüyle çalışmalıydı, ne gerekirse yapmalıydı." (s. 24) Adam çok yoksul olmasına rağmen çiftliğindeki birkaç hayvanı kaybetmek uğruna günlerce sürecek bir yolculuğa çıkmak için hazırlanıyor ve sırtta tabut, düşüyor yollara. Olay Meksika civarında yaşanıyor, deli sıcak var. Adamımız o dağ senin, bu tepe benim, yürüyor da yürüyor. Aç kalıyor, öldürdüğü tavşanın sıtma mikrobu taşımasına aldırmadan iyice kızartıp lüpletiyor. Sonradan fişek olarak çekecek acısını ama güç toplaması lazım, yapacak bir şey yok. Karısını gömdükten sonra deniz kenarını düşlüyor, Guaymas'ı. Orada para kazanmak kolay, Amerikalılar para saçacak yer arıyor ve sömürgeleşmekten bir hal olmuş Latin Amerika'nın insanları için daha iyi şartlarda kölelik, özgürlüğün engelleyemediği yokluğun tek çaresi. Tabii kızın anıları da var, yitirilmiş bir aşkın günden güne ağırlaşan yükü. Adamımız belki çok okumamıştır ama kitaplardaki gibi bir aşkı yaşadığını sezer ve yattığı tabutta her an çürümekte olan sevdiğini anar. Basit bir dille anlatılır zaten her şey, anlatıcı son derece yalındır, doğanın kalbinde yaşayan insanlar gibi. Bir sabah uyanır, tabut yerinde yoktur. Etrafa bakınır, iki zırtapozun tabutu uzaklaştırdığını ve açmaya çalıştığını görür. Müdahale ederken adamlardan biri silahını çeker, bizimkini omzundan vurur. Tabutun içinde gümüş olduğunu sanırlar ama görürler ki adamın karısının cesedi vardır, boş yere vurmuşlardır bizimkini. İki kanun kaçağı, askerlere yakalanmadan deniz kıyısına ulaşmayı hedeflerler ve bizimkini öldürmeden oradan ayrılırlar. Adamımız tabutla birlikte kasabaya girdiği esnada ölmek üzeredir, abisinin evine gelir ve bir de ondan zılgıt yer. Üstelik peder, kızın kiliseye gömülmesine engel olur. Adamımız tabutu bırakarak Guaymas'a gitmeyi düşünür, kızı daha fazla sevmekten korkmaktadır. Kasabalılar durumdan işkillenir, adamı da kızılderili kız aldığı için sevmezler zaten, cinayet işlediğini düşünürler. Bizimki evine geri dönecekken iki zırtapoz tekrar ortaya çıkar ve bizimkiyle abisini esir alırlar, evdeki hayvanları ve varsa parayı vs. yürütmek isterler. Yolda birkaç askerle karşılaşırlar, iki zırtapoz çat çat indirirler bunları. Zırtapozlardan biri öğretmen çıkar, işin ilginç yanı bu. Bu adam dağa çıkmadan önce öğrencisinin bir asker tarafından tecavüz edilmesine tanık olur ve askerin kellesini uçurur, o günden beri de kaçak göçek yaşamaktadır. Devlet terörü tam gaz devam etmektedir, gücü yeten yetene sistemi işlerliğini korumaktadır. Falandır. En sonunda büyük bir çatışma çıkar, bizim zırtapozlardan biri vurulur, askerler yaklaşmaktadır. Öğretmen olan eşkıya kaçsın diye bizim adam büyük bir fedakarlık örneği gösterir ve karısının cesedini uçurumdan aşağı atar, askerlere de eşkıyanın düştüğünü falan haykırır. Eşkıya kirişi kırar, roman da böylece biter. Seni içime gömdüm, der Kabrero, bizim eleman. Bu kitap neden güzel? Vahşi doğada insan davranışlarını olduğu gibi verir, bir laboratuvar ortamı yaratır ve okuru davranış gözlemcisi yapar, bu bir. Toplum-birey çatışmasını birçok açıdan -dil, ırk, din- ele alır, bu iki. Aşkın tezahürlerinden birini olabildiğince gerçek bir şekilde, en absürt koşullarda bile işlemeyi başarır, bu üç. Mis gibi, tavsiye ediyorum. Ettim.
Güller Sezgin
Üstat
11.10.2025
okunmalı ama yavaş ilerliyor
İzzet Can Bezircioğlu
Kaşif
Andrew Jolly’nin Seni İçime Gömdüm adlı romanı, sade dili ve melankolik atmosferiyle okuru içsel bir yolculuğa davet ediyor. Dağ kasabasında başlayan hikâye, ana karakterin ölen eşini gömmek üzere çıktığı yolculukla birlikte, derin bir yas sürecini ve bu süreçte yaşanan zihinsel hesaplaşmaları gözler önüne seriyor. Kaybın yarattığı boşlukla baş etme çabası, geçmişin izleri ve içsel çatışmalarla birleşerek güçlü bir duygusal yapı oluşturuyor. Jolly, insan doğası, toplumsal normlar ve bireysel özgürlükler gibi temaları sade ama etkileyici bir üslupla işlerken, doğayı hem atmosfer kurucu hem de metaforik bir unsur olarak başarıyla kullanıyor. Karakterin içsel karmaşasını çevresindeki doğayla iç içe geçirerek, okuyucuyu insanın kırılganlığı ve direnci üzerine düşünmeye sevk ediyor. Seni İçime Gömdüm, kayıplar üzerine düşünen, yoğun anlatımlardan hoşlanan okurlar için sessiz ama güçlü bir roman.
Kübra Aydınlı
Kaşif
05.02.2025
yavaş ilerliyor ama okumaya değer
Yazmiş
Bilge
09.09.2024
Ölen karısını yıkayıp, elbiselerini giydirip onu bir sedyeye yerleştirerek gömmek üzere kasabaya götürüşüne tanık oluyoruz k Kobrero'nun. Oldukça zorlu bir yolculuktan sonra kasabaya ulaşan kobrero, gömebiliyor mu karısını peki? Ağır ilerleyen bir kitap. Bu da aslında daha iyi hissetmemizi sağlıyor kitabı. Tıpkı iyice çiğneyerek yavaş yavaş yediğimiz bir yemek gibi tadı damağımızda kalıyor. İnsanlığı, aşkı, sevgiyi, hayatı öğreniyoruz Kobrero'dan.
KY-2117081
10.08.2023
Sade bir kurgusu olmasına rağmen ikinci sınıf vatandaş muamelesi gören -kahramanımız- Kabrero'nun çilesi diyebileceğim bir anlatı. Tomris Uyar'ın güzel Türkçesiyle daha da anlamlı olmuş, tavsiye ederim.
Esra Arslan
13.06.2022
Çok yaraladı beni Kabrero’nun hali :( sevdiğinin ölü bedenini dağlardan kasabaya taşıyan Kabrero, gömecek yer bulamayıp onu içine gömdü, olması gerektiği gibi…
m_ethem
Kitapkurdu
12.01.2022
Dogal akici bi uslup icinde bize gectigi daglari tepeleri elllerindeki yaralari karninin acligini hissettiriyor. Geleneksele böyle de baskaldirilir diyen Irfan sahibi bas kahramanimiz Kabrero ve ona yoldaslik eden topluma küsmüs ögretmenin özelinde toplumun hikayesi.
EBRU Toz
Kitapkurdu
07.12.2021
çok güzeldi,hele sonu...
palmsiberia
01.05.2021
Çok büyük heyecanla aldım ama çok baydı beni. Aşk hikayesinden ziyade adamın hüzün dolu bir macerasını anlatıyor. Sonu da pek şaşırtmadı. Beğenmedim ben
zisniko
Üstat
16.11.2020
O kadar vurucu ve etkileyici hirnoykusu var ki yıllar geçse bile verdiği hoş uuntulmuyor
Gizem Nur
04.06.2020
tesadüfen karşılaştım kitapla ama o kadar güzel kiii
bedirbay
Kitapkurdu
13.05.2020
Öteki'nin, toplumca ölüyken bile kabul edilemeyişinin ve bir aşktan kurtulmak istemenin en acı hikayelerinden biri.
mosramosra
Kitapkurdu
06.05.2020
muhteşem bir kitap, en güzel karşılaşmalar tesadüfi olandır derler, bu kitapla tesadüfen karşılaşmam gibi.
çnrçll
23.04.2020
sonuna geldiğimde ağladığım ve etkisinde kaldığım bir eser kendi kendime bu nasıl bir sevgi bu nasıl bir aşk dedirten bir kitap oldu benim için canı gönülden tavsiye ediyorum gerçekten iyi ki okumuşum herkes okusun
Cihan_TELLi
Kitapkurdu
18.04.2020
Sevgi,ahlak,din,toplum,bağlılık kavramlarının sorgulandığı kısa ancak duygu ve düşünceleri esir alan hoş bir kitap.
vinceverbatim
10.02.2020
Bence sanılanın aksine aşk hakkında bir kitap değil, topluma ve yerleşik düzenin ikiyüzlülüğüne karşı bir başkaldırı.
GLSMTNJ
Kitapkurdu
30.12.2019
-Neye yaradı peki? diye sordu. "Nereden bileyim." -"Iyi ama bu işe girişen sensin. Bir erkeğe, bir kadının ölüsünü koskoca bir dağdan aşağı sürükleten bir sevgi, nasıl bir sevgidir ki? "Bilmiyorum başka sevgi tatmadım ben." Ah Kaberero...
ozdemirr1
Kitapkurdu
20.11.2019
Sevgi ve acı üzerine bir kitap. Uzun zamandır bu kadar iç burkan bir şey okumamıştım.
Nur Yeğen
12.09.2019
Sadece aşk kitabı olarak ele almak doğru değil bence, sevdiğinizin ölü bedeni ile yapacağınız bir yolculuk