Belacqua'nın beyin dumurundan görüldüğü üzere dünya pek renksiz, kadınlar ruhsuz, entelijansiya dalgaya mahkum. Yani adam öldü diye kimse hayvan gibi şi yapmasın yani. Belacqua kardeşimiz eppek seçerken anlatıcımıza göre işi bilmeyen biri eline yüzüne bulaştırırdı her şeyi. Evet arkadaşlar, eppek ve peynir seçimi haricinde Belacqua ruhsuzunun bir şey yapmak için ne bir amacı ne bir enerjisi vardır. "Bu toplumdışı varlık kolay kolay ölemeyecektir." (s. 10) Sebep olduğu acılar arttıkça ölümü çok kolay olur aslında. Saçma ölür, yaşadığı gibi. Belacqua Shuah, Dante'den çorlanmış adının hakkını verir; son anına kadar tembelliği sürdürür. Sonrasında da sürdürmüştür sanıyorum, Araf'taki zamansızlıkla yaşamı arasında bir fark yok.
Birkaç öyküden, birkaç Belacqua'dan oluşuyor kitap. Zamanlar belirsiz, birkaç değini dışında yorum yapmak zor. Gerçi yukarıda bahsettiğim gibi zamanın pek önemi yok.
Belacqua Shuah edebiyat eğitimi almaktadır, şarap içmeyi ve kadınları sevmemektedir. İlkini biraz seviyor doğrusu, ölünün ardından yalan konuşmayalım. Bazen anti-kahramanlığı da vardır. Akşamdan akşama yabancılaşmaktadır. Topluma. Sevdiği kızlardan birinin babası için serseridir, sevdiği kadınlardan biri için kavuşulamayan aşıktır falan. Bir arkadaşının anlattığına göre tekbenciliğinin zirvesi olarak uzam değiştirmek ister sık sık. Yola koyulduğu vakit keyifsizliğinden kurtulamaz, dönüşünde kendini dışavurma kaygıları yüzünden insanlarını benliğini kıstırır, parçalar. Bu yüzden belki, pek arkadaşı yoktur. Yakınlık kurabildiği insan yoktur diyelim, etrafı insanlarla dolu çünkü. "Devingen duraklamalar" dediği mevzuda rastlantılardan kaçınmaz, onlardan korkmaz ama bilinçli hareketlere meyli de yoktur açıkçası. Düşüncelerden kurtulmak, harekete geçmek için her şeyini verebilir. Vermez aslında. Çelişkilerin adamıdır, ciddi biri değildir. Bu yüzden yalnızdır. Bir şeyler hissedebildiğinden şüphe duyulsa kimse sesini çıkarmaz. Yanağına şamarı indirseniz görmezden gelinir. Hatta ardından içki ısmarlarsanız dostunuz bile olabilir adam, unutur çünkü. Umursamaz ya da. "Başıboş dolaşarak geçirilen yıllar bir uyuma ve bir unutuştur, gururlu bir ölü nokta." (s. 41)
Platon giydirmeleri, bellek-yaşam ilişkisi Belacqua'nın ağzından zorla alabildiğimiz bir iki sözcüktür. Kendiye ilgili. Platon olayını Belacqua söylemez, tamam. K. A. veya Öğrenci söyler ki bu sonuncusunun adını hiçbir zaman öğrenemeyecekmişiz anlatıcının söylediğine göre. Öğrenebiliriz, Beckett bu adam. Bu öğrenci Beckett. İnanmayan araştırsın.
Kadınlarla ilişkilere gelirsek böyle bir adamdan beklenen şeyleri görürüz aslında; ilişki kurduğu kadınların çoğu mezara gider. Bisiklet derdine biri, bir diğeri artık başına ne geldiyse. Bir ilişkisini aldatmanın sağlıklı olması üzerine temellendirir mesela. Ölen kadınların ardından ağlamaz. Kendi ölümünde de ağlanmaz.
Hayatı "şakalar dizisi" olarak gören bir adam, kara bir dil, zor metin. Olley!
Olmadı, içine giremedim, sevemedim, lütfen beni vurmayın. Beckett’in ilk kitabı, dolayısıyla ondan olması muhtemel, fakat hikâyeler fazlasıyla yorucu (ki zor okumalarla genel olarak sorunu olan biri olmadığım kanaatindeyim), varoluş kaygısı bence fazla baskın, tasvirler sıradan ve üstelik çok uzunlar. Kim olduğunu hatırlamıyorum, bir oyun yönetmeni şuna benzer bir şey söylemişti; “Pek çok insan Beckett’i sevdiğini söylüyor ama bence sevmiyorlar. Kendisinin savaş sonrasının ıssızlığında ürettiği eserlerin şu an pek çoğumuz için kavranılamaz olmasını anlaşılır buluyorum.” Bence de öyle. (Bu arada orijinal adı “More Pricks Than Kicks” olan kitabı “Aşksız İlişkiler” diye çevirmek nedendir yahu? Neyse.)
“Hardy’nin Tess’inde bir tümcenin altını çizmişti: Acılar artık düşünülmez olduğunda uyku vakti gelmiştir. Yıllardır bu tümceyle iç içe yaşamıştı.”(s.157)
•
Sonuçsuz çabalar, anlamsız adımlar, akılsız adamlar; gayesiz utkular, mutsuz ilişkiler, asık suratlar.
Sancılar, süreçler, yok oluşlar. Velhasıl zor onu okumak. Çetin çeviz kendisi.
•
Alayım, okuyayım; üç beş de alıntı yapayım ‘Beckett sever’ desinler diye düşünüyorsan uzak dur buradan.
Çok satan değil bu. Hep satması gereken de değil. Ya da ‘okunması’ gereken. İş sende bitiyor.
•
Belacqua olacak satırlar arasında. Yaşamının bir döneminde başlayan hikayeler zinciri onun ölümüne dek sürüp son bulacak.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Beckett’in birden fazla öyküden oluşan ve birbirinden bağımsız görünen fakat bütüne bakınca Belacqua (karakter adını Dante’nin İlahi Komedya kitabından almıştır) karakterinin yaşamını, aşklarını ve ölümünün kronolojik sırasıdır. kitabın sonuna geldiğinizde taşlar yerine oturuyor. varoluşçuluk düşüncesi kitabın etrafını sarmış durumda adeta. Beckett dilini çok sevdiğim ve bu anlam çabasından keyif aldığım bir yazar ve onunla olan yolculuğum devam edecek.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
zaman zaman içinde bulunduğumuz toplum bizi kitap ana karakteri olarak hissettirse de anlatılmak istenen büyük bir hiciv olduğunu göreceksiniz. varoluşşal sancılara yanıt niteliğinde
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
"Gerçekten ne anlattığı önemli değil; ne anlatırsa anlatsın ama anlatsın, biz okuyalım." diyerek okudum. Beckett gerçekten "aşmış yazar" grubundan. Bu kitabı da aynı kahramanın bir dizi olayının anlatıldığı bir cümle şöleni halinde.
Aşksız İlişkiler Beckett'in yazarlığında ve dünya yazınında küçümsenmeyecek bir yere sahiptir. Öykülerin kahramanı Belacqua Shuah, modern yazında yabancılaş- mayı uç noktalara taşıyacak olan Beckett karşı-kahramanlarının öncüsüdür, modern dünyanın anlamsız kaosuna teslim olmak istemeyen, usunun dışında akıp giden günlük yaşam karşısında yalnızca bir izleyici, hatta kimi kez bir röntgenci olmayı yeğ- leyen eylemsiz bir isyankardır.