Dert Yorumcusu Hakkındaki Yorumlar

ugur coban 31.12.2009
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yaklaşık iki saat önce bitirdim kitabı, sıcağı sıcağına düşüncelerimi yazmak istedim. Kitap 9 ayrı hikayeden oluşuyor. Hikayelerin hepsi birbirinden güzel. Yalın bir dille yazılmış insan odaklı hikayeler. Özellikle Hindistan'dan Amerikaya göç edenlerin hikayeleri anlatılıyor. Yazar 33 yaşında Pulitzer ödülü almış ve bunu kesinlikle hak ediyor.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir
MalloryKnox 24.01.2009
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
İlk bir kaç hikaye gerçekten çok başarılı . Konu genellikle dünyanın farklı ülkelerinde yaşan Hint kökenli kişilerin kültür farklılıkları üzerine. Hindistanda geçen ve oradaki farklı yaşamları da anlatan hikayeler mevcut. Kitap akıcı bir dile ve sade bir üsluba sahip. Farklı bir kültür hakkında fikir sahibi olmak için okunabilecek bir kitap.
Yanıtla
5
0
Destekliyorum 
Bildir
Taner Demir 13.02.2007
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kent insanından ilham almış ve "içinde yaşadığı toplumla uyumlu, uysal ve uygar Hintli" karakterleri ile çeşnileniş birbirinden akıcı 9 hikaye. Yazar, zaman zaman kıskanılacak kadar akıcı üslubu ile çoğumuza tanıdık gelen insan merkezli konuları çok hoş kaleme almış. Kelime cambazlığını yazarlık zannedenlerden bıkmışsanız ve keyif alarak şöyle hoş bir kaç hikaye okumak istiyorsanız şiddetle tavsiye edilir.
Yanıtla
38
0
Destekliyorum 
Bildir
öykü okumayı seviyorsanız tavsiyemdir.Lahiri bu işi çok iyi biliyor
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
gunmoll 17.12.2011
İnsanlara romanları sevdirmek istiyorsanız kısa öykülerden başlayın ki romanın da uzun bir öyküden ibaret olduğunu farkedebilsinler. Görselliğin ("Evet, evet filmini seyretmiştim. Kitabını okumaya gerek yok!") yani kolaycılığın daha çok tercih edildiği bu günlerde, öykü, okunması en kolay ve zevkli türlerden biri olarak yerini korumaya devam ediyor. Okumaya vakti olmayanların özellikle tercih ettiği kitaplardır öykü kitapları. Romana karşı öykü, öyküye karşı roman gibi bir çatışma yeterince anlamsızdır. Gerçek bir okursanız, seçiminiz "iyi roman" "iyi öykü" yönündedir; puntolar ve sayfa çokluğu gözünüzü korkutmaz. Eğer "iyi öykü"den yanaysanız "Dert Yorumcusu" size bu konuda yol gösterecektir. Yalın, sade ve sımsıcak satırlarıyla. Yazarın Güney Asya kökenli olup bu kültürü yansıtması size aşina gelecektir. Amerika'da kendilerine yeni bir düzen kurmaya çalışan ve kurulmuş düzenin içerisinde yitip gitmemek için savaş veren ama hep özlem dolu anılarla yaşayan Güney Asyalılar. Herhangi bir şikayetleri yok, sadece köklerindeki o "öz"ü yitirmekten özenle kaçınıyorlar. Bunun için de Amerikan fastfood'unu değil de, kendi yemeklerini yapıp yemeğe devam ediyorlar. Birbirilerine sımsıkı kenetlenince kaybolmayacaklarını anlıyorlar. Küçük tesadüflerin insanların hayatında ne kadar büyük değişikliklere yol açabileceğini, iletişimin tam olarak ne zaman koptuğunu görüyorlar bu öykülerdeki insanlar. Ve siz gülümseyerek, anlayışla Lahiri'nin kaleminden dökülen sadeliği ve hayatın ta kendisini doya doya içinize çekiyorsunuz. Pulitzer Edebiyat Ödülü alan "Dert Yorumcusu"nun adında ufacık bir karamsarlık sezebilirsiniz ama öyküler, her ne kadar mutlu sonla bitmese de, karamsar değiller. Onları gerçekçi diye nitelememize sebep olan da yazarın bu yolu izlemeyi tercih etmiş olmasıdır. Kısa öykülerin büyülü bir yanı da tek kitapta farklı birkaç dünya ile tanışabilmenizdir. Hızlı tüketime dayanan yaşam tarzlarımızı doyurucu bir yandır bu. Buna "hayır" deme gücünü kendimizde bulamıyoruz.
Yanıtla
3
0
Destekliyorum 
Bildir
econozzy 21.10.2001
Güney Asya’dan esen serin rüzgârlara tutunup ülke sınırlarını aşabilen isimler, zihniyet dünyamıza koyu gölgelerle bezeli bilgelikler armağan etmekle kalmıyor; ruhumuzu da, içine yatırılacak bal bulamamış kesik şehzade kellesine çeviriyor adamakıllı. Bunun son örneği “Dert Yorumcusu” adlı kitabıyla Amerika’nın bütün saygın ödüllerini isminin hizasına yazdırmış bulunan Jhumpa Lahiri. “Ben kendilerini tam olarak ifade edemeyen insanları anlatmayı seviyorum” diyen ve küçük ayrıntılardan yola çıkan Lahiri, bir iğne oyası veya kaneviçe işler gibi özenilmiş hikâyeleriyle sarıp sarmalıyor kapısını çalan okuyucuyu. Elbette siz bilirsiniz ama bu hüzünlü şöleni kaçırmasanız iyi olur...
Yanıtla
5
1
Destekliyorum 
Bildir