4Yorum
karaademmm
Bilge
26.02.2024
Tekrar baskısı şu an için mevcut değil. İlk baskısını sahaftan almıştım ve girişinde bir not: “… sevgilim! bir tanem! Cengizim, güzüm! böyle olmaz, yine beklerim.” ne de güzel. Eserin kendi gibi belki de. • Güzelsoy’la ilk buluşmam benim. Ona ‘ilk’ göz ağrısıyla adımlamak istedim. Ne yaptığını, ne yapmaya çalıştığını çok iyi bilen biri bence Güzelsoy. Kullandığı ifadeler, o ifadelerin kalıp halini aldığı yapılarla, ne yaptığını çok iyi bilen biri. • Birbirini tamamlar nitelikteki öykülerin yanında münferit öyküleri de okuyacaksınız burada. Birinin içinde diğerini de bulacaksınız yer yer. Buluşma güzel geçti benim açımdan. Seveceksiniz bence sizlerde.
Ahborges
Üstat
21.01.2016
İsmail Güzelsoy Türk edebiyatında ıskalanmaması gereken bir yazar. Bu kitabı yıllar önce büyük bir zevkle okumuştum, ne yazık ki şimdi baskısı yok. Keşke iletişim yeniden bassa.
MartinPalermo
Kitapkurdu
20.06.2002
Kitanın "bunlar geçek mi, hologramın içindeki görüntüler mi, yoksa yalnızca metinsel bir oyun mu" kararına varamayacağınız biçimde, Borges’vari bir tarzda bittiğini belirtmek isterim en başta ...<br />Polisiyelerin rasyonelliğine Post-modern’in kurmacası ve oyunuyla karşılık veriyor Güzelsoy.
econozzy
10.10.2001
İlginç isimler verilmiş 10 öykü var kitapta. Mekanın İstanbul
olarak seçildiği ilk iki öykü birbirini tamamlar nitelikte.
Özellikle ilk öyküdeki duvarlarla çevrilmiş tozlar içindeki
terkedilmiş Beyoğlu, kara ütopyaları andırıyor ve bir o kadar da
gerçek hayatla içiçe. İsmail Güzelsoy, gerçeküstü bir kurguyla
yakın dönemlerin siyasi tarihine değiniyor. Ardından gelen
öyküler de -sonuncu hariç- yine bir bütünsellik sağlıyor.
Aslında anlatının etkisi üzerine kurulu ana tema ile bütün
öyküler bağlanıyor birbirine.

Mizahı da seviyor yazar; hikayelerde yer alan isimler sık sık
birbirine geçiyor hatta kapak fotoğrafının sahibi Osman Hat bile
katılmış İsmail Güzelsoy’un post-modern dünyasına. Metinlere,
gerçeğin kapısını açacak sırlara ve bir anlatının (müzikle
de olabilir) önemine yapılan kurmacaları sevenler için
kaçırılmaz bir fırsat “Seni Seziyorum”. Ancak kolay bir metin
de değil. Zaman zaman bir bulmacaya dönüşüyor, kimi kez yazarın
yazarken eğlendiğini farkediyorsunuz. Binbir Gece Masallarına,
Borges’e, Agatha Christie’ye göndermelerle dolu. Ama asıl
önemlisi İsmail Güzelsoy’un dili. Eski zamanları da, şimdiyi de
anlatırken hem akıcı hem de kelimeleri yerli yerinde kullanabiliyor
ve nedense eskidiği söylenen Osmanlıca kelimeleri şiirsel bir
tınıya dönüştürüyor.