İslamiyetin doğuşundan 17.yüz yıl başlarına kadar Oğuz/Türkmen Türklerinin islamiyetle ilişkileri kronolojik bir sıra ve akademik bir dille anlatılmakta.Yazar tarihi olaylarla ilgili konularda hemen her görüşten bilim insanlarının araştırmalarından alıntılar sunmakta.Keşke eser bu haliyle kalsaydı daha faydalı olurdu kanaatimce.Her konu sonunda; devamlı şekilde kendi siyasi,itikadi ve felsefi görüşünü çok zayıf delillerle desteklemeye çalışmakta.Yani islamiyet dönemi Türk tarihini yazan çoğunluğun ortak görüşü, nedense yazara göre hep yanlış.Mesala Selçuklu ve 16.yy kadar Osmanlı idarecileri ve birazda şehirli halk dışında herkes kızılbaş ve Şii itikadlı.Yavuz Sultan Selim’le Şah İsmail arasında vuku bulan savaşta Şah İsmail tamamen masum ilan edilmekte.Hatta islamiyet dönemiTürkler arasında ilk kardeş savaşı denilmekte.Oysa kitapta Şah İsmail’in doğudaki Türklerle yapıp kazandığı savaşlarda kahramanlığı övülmekte.Anadolu Türkleri arasında ayrılığın bir tarikat şeyhi olan Şah İsmailin dedesinin mezhep değiştirmesiyle başladığı Şah İsmail’le doruk noktaya ulaştığı kitapta anlatılmasına rağmen; ayrılığa ve isyanlara, ekonomik zorlukların sebeb olmasından bahsedilmekte.Kısaca yazar,Türk’ün orijinalini her halde inançsızını aramakta,olmazsa Şaman,o olmazsa Alevi,o olmazsa Şii,en son da sünni kesim bulunmakta.Eskinin kin ve nifaklarını kaldıralım derken yenilerini ekmek niye?