Freud'un savunma mekanizmalarından biriydi; yapmak isteyip de yapamadığınız ve sizi yarım bırakan işleri başka türlü yapmaya çalışırsınız. Mesela hukuk okumak isteyip de öğretmen olan bir arkadaşım var, disiplin kurulunda yer alıyor her sene. Buna benzer bir şeyler. Bu şoförümüzün de hikâyesi bu ama sırf kendisi yok işin içinde, Keret yine beyin formatlayıcı öyküleriyle okurun façasını çiziyor. Cırt!
Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü: Birinci tercihine puanı yetmediğinden ikinciye yerleşip otobüs şoförü olan bir adam hakkındadır. Bu kardeşimiz geç gelen yolculara kapıyı asla açmaz, Tanrı'nın prensiplerine sahiptir. Geç gelen cezasını çeker. Bir de Eddie var, o her yere geç kalır. Bir kızla buluşmaya giderken bile. Şoförümüz ilk kez geç kalan birine kapıyı açar, Eddie'nin otobüsü yakalayamayınca emmi çömmesiyle, dolu gözlerle üzülmesi dokunur biraz. Eddie'nin buluşacağı kız randevuya gelmez, bizimki dönüş yolunda aynı otobüse rastlar ve şoför ikinci kez Eddie'yi bekler. Eh, Tanrı'nın da gözdeleri vardır, en azından merhametlidir, öyle değil mi?
Goodman: Kim Goodman? Bir zamanlar en yakın arkadaşının karısıyla yatan mı, en yakın arkadaşının idamından önce arkadaşını son bir kez görmeye giden mi? İğrenç Adamlarla Kısa Görüşmeler'in tek bir öyküye indirgenmişi.
Duvardaki Delik: Udi kardeşimiz her gün görebileceğimiz bir deliğe haykırıyor. ATM deliği bu. Binalarda olur ya. Kasabalarda, köylerde falan da rastlarsınız; iki bina arasında sürtüne sürtüne yürüyebileceğiniz boşluklar olur. Küçücük bir bahçeciğe çıkarsınız belki. Periler, cinler, umacılar ve pek çok şey orada beklemektedir. Udi'nin haykırışına bir melek cevap verir. Uçamaz, dilekleri yerine getiremez ama melektir basbayağı. Udi'nin yanında olsa yeter. Bir gün yetmezse, Udi meleği şöyle bir itip beş kat aşağıdaki betona sümük gibi yapıştırırsa meleğin melekliğinden şüphe eder misiniz? İnsanların yanında her şey kirlenir, o yüzden ben etmezdim.
Cehennemden Bir Hatıra: Özbekistan'da Cehennem'in arka kapılarından birine yakın kasabalarda neler olduğuyla ilgili. Bu kapıların varlığı unutulmuş olsa da acılı ruhların ortalıkta dolanmaları... Yine de hiçbir şey kanıtlamıyor, ne pis dünya. Kanuni'nin Mesih şehre giremesin diye Kudüs'te ördürdüğü duvar bir işe yaramayacak, Mesih Cehennem'den geçip bir kadeh şarap içebilir. Acılı ruhları da kurtarır o arada, fena mı?
Domuzu Kırmak: Bart Simpson bebeği isteyen çocuğa babasının aldığı domuz kumbarası Margoris'in başına gelenler... Çocuk kumbarayı çok sever ve kırmak istemez, babasının verdiği çekiçle öylece durur, bir güne daha ihtiyacı olduğunu söyler. O gece domuzu çayırın orta yerine bırakır.
Ne istediğimizi gerçekten biliyor muyuz?
Emniyet Mandalı Açık: Hay... Düşmanınızdan ne farkınız var? Birbirinize benzediğiniz ölçüde düşmansınız, farklılıklarınız arttıkça çatışacak bir şeyiniz de kalmaz. İsrailli bir askersiniz, nöbet yerinizde sizi taciz eden bir Filistinli var. Bir gün dayanamayıp silahınızı doğrultuyorsunuz ve üstlerinizden şamarı yiyorsunuz. O Filistinli ile aranızda bir tüfek var, bütün farklılığın sebebi bu. Tüfeği adama veriyorsunuz, tetiği çekiyor. Hiçbir şey olmuyor, silah boş. O zaman aranızda hiçbir fark kalmıyor ve adamın ağzını yüzünü kırıyorsunuz. "Justified violence" dedikleri dalga. Savaştıklarımızdan farklı şeyler değiliz.
Uçan Santiniler, Korbi'nin Sevgilisi, Ayakkabılar ve pek çok güzel öykü var, bir de meşhur filmin öyküsü burada: Kneller'in Mutlu Kampı. Okusanız ne güzel!
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nasıl desem, gazetelerin trajik, traji-komik haberlerinin öyküleştirilmiş hali desek yeridir. Beklentiniz çok yüksek olmasın. Yer yer eğlenceli, ilginç. Öyküler kısacık.
Etgar Keret'in kısa öykülerinden oluşan Tanrı Olmak İsteyen Otobüs Şoförü ( Kısaca TOİOŞ- Tofaş gibi oldu bu da :) adıyla zaten insanın ilgisini çekiyor. Kara mizahı öykülerinde öyle güzel işlemiş ki Keret, öykü sonlarında yüzünüzde şaşkınlıkla beraber bir tebessüm beliriyor. Keşke bu öyküleri ben yazsam dedim. Avi Pardo'nun emeğini unutmamak gerek çevirisiyle. Okuyun.
Hayatımda ilk kez böylesi bir kitap okuduğum için nasıl yorumlayacağımı bilememe karmaşası ile yorumlayacağım.
Kitap kısa hikayelerden oluşan bir kitap. Yazım dili çok basit ve bir günde okunacak bir kitap. İçeriği çok saçma absürt hikayelerle dolu. Olmaz dediğimiz ne varsa bu yazar onları oldurmuş. Çok farklı bir hayal dünyasına sahip. Hayal ürünlerini gerçek gibi aktararak bambaşka bir dünyayı sunuyor okuyucuya. Farklı bambaşka bir kitap arıyorsanız böylesini bulamazsınız.
Bambaşka bir bakış açısı kazandırır, deneyiniz..
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Etgar Keret on numara fantastik ve reel arasında gidip gelen öyküler bunlar. İnsanın okuduktan sonra böyle öyküler yazası geliyor. Domuzu Kırmak adlı öykü, aynı adlı kitabından buraya da alınmış. İlk defa 2 sene önce okumuştum, halen güzel, halen yeni.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Her biri farklı tarz ve konularda şaşırtıcı öyküler. Kara mizahtan çok absürd daha uygun tanımlar gibi geldi bana. Komiklikten ziyade düşüncelerin dizilimi ve yazıyla aktarımı vurucu.