Amerikalılar Hintli meditasyona taktılar. Sanırım gerçekten ruhsal bunalımdalar ve arayış içindeler. Ferrasini Satan Bilge'de böyle bir kitaptı. Ama merak ettiğim batıl bir inancın bunalımından nasıl diğer bir batıl inancın meditasyonuyla kurtuluyorlar ve toplumlarına bunu reklam ediyorlar. Meditasyonla kendilerine yöneliş ve içlerindeki Tanrıya ulaşmaya çalışıyorlar. Oysaki İslamiyette sadece tefekkür anlayışı bile bu sorunu çözüyor ve kulu Allah'a dolayısıyla kendine yöneltiyor. Kısaca kendini bilen Rabbini bilir. Ya da Rabbini bilen kendini bilir. Hepsi bu....
Kitabını bir arkadaşımın önerisiyle almıştım ve okumaya çalışmaya rağmen sıkılıp yarıda bırakmıştım.Ve bu kitapta bu kadar övülen şey nedir böyle diye kendi kendime sormuştum. Sinemaya uyarlandığında da yine o kadar övüyorlar kitabını okuyamadım sıktı bari filmini seyredeyim dedim. Malesef filmini de çok bayıla bayıla seyrettiğimi söyleyemem. Tercih meselesi tabiki.. Belki hikayenin hitap ettiği yaş grubunda değilim,orta yaş bunalım yada orta yaşa geldiğinde bir insanın hissedebileceği şeyleri,pişmanlıkları,istekleri bilmediğimden dolayıdır..
filmin en çok italya'da geçen sahnelerini beğendim. orda kurduğu arkadaşlıklar liz'e çok şey kattı. tibet'te geçen sahnelerde yapılan meditasyonlar da oldukça ilginçti.
Julia Roberts zenginleştirmesi bir film. Kitabı okumadım ancak film de bana "mesajı" verdi. Zaman zaman aklınıza gelebilecek sahneleri ve replikleri var ve bu benim için bir filmi izlemeye değer kılar.
Her gün kilisaye gidip Büyük Aziz heykeline dua edip yalvaran fakir bir adamla ilgili komik bir fıkra var.
''Sevgili Aziz, lütfen ama lütfen lotoyu kazanayım..''
Sonunda Büyük Aziz heykeli canlanır ve yalvaran adama der ki:
''Çocuğum.. Lütfen ama lütfen, loto bileti al.''
Film beni etkisine alıp mutlu etti sürekli gülümsedim:)
Baştan sona çok güzel replikler var filmde..
Filmi izlerken kimilerinde başını alıp gitme isteği uyanmıştır muhtemelen ben de olduğu gibi.. Gerçeği arama isteği( aradığın gerçeğe göre değişir tabi bu). Kimilerinde aileye bağlılığın önemi artmıştır, yemek yeme isteği, dua etme isteği ve sevme isteği olmuştur, ama her şeyi..:)
''Mutlu olmak için mutsuz olalım'' bu replik baya düşündürdü beni..
Bir de '' ne dilediğine dikkat et. kabul olabilir.'' bu cümlenin etkisi baya fazla oldu, çok güzel..
Julia Roberts'a Hint kıyafetleri çok çok yakışmış, bizden biri gibi olmuş adeta:)
Yani mutluluk verici, düşündürücü ve de ders verici sıkılmadan herkesin izleyebileceği bir film olmuş..
Son olarak filmden şu cümleyi yazarak bitireyim;
'' Tanıdık ve rahatlatıcı her şeyi bırakacak kadar cesursanız ki bu alışkanlıklardan evinize kadar her şey olabilir, ve gerçeği aradığınız bir yolculuğa çıkarsanız, ve o yolculukta başınıza gelen her şeyi kabullenirseniz ve yolculukta tanıştığınız herkese öğretmen gözüyle bakarsanız, en önemliside kendinizle ilgili gerçeklerle yüzleşip kendinizi affederseniz, gerçek sizden saklanmaz.''
filmi sıkıcı bulanlar kitabını okumalı diyorum. filmde çok da iyi anlatamamışlar konuyu bence. ben kitabını daha çok beğendim, filmi izledikten sonra okumaya karar verdim ve kitabın iyi olacağını düşündüğüm için okumak istedim. ve gerçekten, kitabı daha iyi filmden.