Sultan Galiyef- Avrasya'da Dolaşan Hayalet / Cumhuriyet Söyleşileri Hakkındaki Yorumlar

barist
02.03.2018
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Millet bir olsun, milletler eşit olsun; sloganını kullanan Sultan Galiyev'i daha iyi anlamak için Attila İlhan'ın kitabını tavsiye ederim.
Yanıtla
0
0
Destekliyorum 
Bildir
selimcan21 24.08.2013
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Artık zamanı geldi.Bu eserleri okumamız gerekiyor.Bugün geçmişte Türk toplumu olarak yaptığımız hataları
kaşımadan,o tarihlerde Sovyet Rusya toprağı denilen topraklarda olan herşeyi öğrenmenin zamanı geldi.
Sadece Türklere değil,her ırka yapılanları.Yarı akraba saydığımız Moğolları unutmamalıyız.Attila İlhan'ın
bu kitabı inşallah vesile olur.Sultan Galiyef önemli bir şahsiyet,Lenin kadar önemli.
Yanıtla
9
1
Destekliyorum 
Bildir
Kitapkurdu
Kitapkurdu
Bilgi İçin 
yesevihan 15.09.2003
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Yazarın "Yarım yüzyıl önce -komünistler dahil- ülkemizde ne Sultan Galiyev bilinirdi ne de onun 'Mazlumlar Enternasyonali' teşebbüsü!" sözleri bugün için de geçerli değil mi? Sovyetler kurulurken bunun Çarlık Rusyası'nın emperyalizminden kurtuluşuna vesile olacağına inanan Orta Asya'nın aydınları, komünist te olsa Rus'un "aynı Rus" olduğunu kısa sürede gördüler. Özellikle Stalin döneminde Orta Asya'nın tüm önde gelen şahsiyetleri, aydınları yanısıra yerel komünist kadrolarına da uygulana katliam ve sürgünler uzun yıllar ülkemizde hiç bilinmedi. Bu vahşi genosidin boyutu ancak zaman zaman komünist yönetimin " günah çıkartma" kampanyalarının yansıması ile dar bir çevrede o da kısmen bilinebildi. 1928-1937 yılları arasında uygulanan Stalin terörü ile Orta Asya, Kırım ve Kafkasya'nın 40 milyonluk Türk nüfusunun 30 milyona düşmesi bile yıllarca Türkiye kamuoyuna yansımadı. Milyonların ata topraklarından koparılıp trenlerle binlerce kilometre uzaktaki yerlere sürgün edildiği 1943-1944 yıllarındaki Kırım-Kafkasya Türk halklarının sürgün faciası hiç bir zaman Türkiye kamuoyuna mal edilemedi. 2 Kasım 1943 de Kafkas Karaçay Türkleri'nin sürgünü ile başlayan bu facianın 18 Mayıs 1994 'de yüzbinlerce Kırım Tatarı'nın sürgünü ile milyonları yurtlarından ettiği bilgisinin sadece o topraklarla ilişkili bir kesim ve milliyetçi çevrelerde bilindiği bir gerçektir. Ülkemizdeki sol çevrelerin "Stalinist" tavrı bu gerçeklerin dile getirilmesini bile "tabu" haline getirdi. Nihayet Gorbaçev'in Glasnost politikası ile gizli sovyet arşivine dayalı somut çalışmaların mümkün hale gelmesi, o zamana kadar "bir sovyet efsanesi" olan Türk halklarına yönelik katliamların ortaya çıkarılmasını ve delillendirilmesini mümkün kıldı. Bu Türk genosidinin niteliğini anlamak için sürgünü yaşamış bir kadın olan Karaçay Türklerinden Halimat Bayramuk'un Ötüken yayınları arasında çıkan "1943" adlı romanını okumak bile yeterli olacaktır. Onlarca "yahudi soykırımı" filmi seyreden ortalama Türk aydınının bu yıllara ait bir tek film karesi bile seyretmemiş olması nasıl bir sansür ile karşılaştığımızın en güzel kanıtıdır. Sol bir aydın olan Attila İlhan'ın bu eserde bir araya getirilen makaleleri, sol çevrelerdeki Türkiye dışındaki Türklere ilgisizlik tavrında önemli bir kırılma noktası teşkil etmektedir.
Yanıtla
4
0
Destekliyorum 
Bildir