Bu kitap, biz “doğuştan Müslümanlar”ın, daha doğrusu “nüfus kağıdı Müslümanları”nın bilmediği ve hatta anlamakta dahi zorlandığı bir yoldan geçerek Allah’a ulaşan insanların öyküsünü dünyamıza taşıyor. Gerçekten de bize bahşedilmiş büyük bir lütuf olan imanın, öyle kelime-i tevhid’i söyleyerek kazanılmayacağına/kazanılamayacağına, çünkü o cümlenin taşıdığı anlam ve içerik ömrümüzün her anına işlemedikten sonra kamil bir mümin olamayacağımıza dikkat çekiyor. Türkiye gibi Müslüman bir toplumda doğup büyümemiz, farklı kültür ve dinlerin gölgesi altında bulunan toplumlara ve o toplum insanlarının yaşam tarzlarına karşı acımasız ve hoşgörüsüz bir yaklaşım sergileyen insanlar için madalyonun diğer yüzü de bilinç ortamına taşınıyor.
İnsana, insan olduğu için değer veren ve saygı duyan bir dünya için ön koşulun hoşgörü ve anlayıştan geçtiği düşüncesinden hareket eden yazar, geçtiği süreç akabinde tüm diğer din ve/veya düşünce mensuplarının da bir gün Müslüman olabileceği (hepimizin din kardeşi olacağını) gerçeğini ve dünyanın farklı iklimlerinde yeşeren iman ateşini canlı ve güzel bir üslupla kitaplaştırmış. Ayrıca kitabın kapağında yer alan (1) rakamı, bizlere bu kitabın bir seri olacağı müjdesini de veriyor.
Farklı ve okurken kendi inancınıza verdiğiniz değeri bir kez daha, belki de ilk defa düşündürecek bir kitap.