Dün
Dün

Kitapyurdu Fiyatı: 77,74TL

Ürüne Git
68Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
12.05.2026
Dün
Bir kadın erkeklerin ağzından nasıl bu kadar iyi yazar, sahiden anlayamıyorum ya. İstismar edilmiş, psikolojik şiddete uğramış, içindeki karanlığı dışarı çıkarmış erkek çocuklarını bunca anlayabilmek ve oradaki ürkütücü, tekinsiz, huzursuz hâli bu biçimde dışa vurabilmek için insanın başına ne gelmesi gerekir? Macar yazar Agota Kristof bu işte nasıl bu kadar mâhir? Ve bu sorunun cevabını sahiden bilmek istiyor muyum acaba? Yazarın üzerine konuş konuş bitiremediğimiz büyük üçlemesi Büyük Defter-Kanıt-Üçüncü Yalan dışında dilimize çevrilen tek kitabı olan Dün (neyse ki şimdilik, Can Yayınları bu işe el atıyor), o üçleme kadar vurucu olmamakla beraber yine epey etkileyici bir eser. Adını bilmediğimiz bir ülkenin bir köyünde doğan Tobias'ın ağzından konuşuyor bu kez Kristof. Tobias'ın babası yok, annesi çok yoksul ve geçimini o küçük köyde fahişelik yaparak sağlıyor. Tobias'ın, çocukluğunu ve annesini anlattığı ilk bölümleri kusursuz kitabın. Bir çocuğun kendi gerçekliğini inşa etme çabası, kendi mutluluk fikrini oluşturması, şiddetle ilişkilenmesi, anlaması, anlayamaması, anlamlandırma çabası, hiç bulamadığı güven duygusu yoksunluğunun onda yarattığı tahribat... Okurken tıpkı o üçlemedeki gibi boğazımı düğümleyen ürkütücülükte yazılmış cümlelerle başlıyor kitap. Tobias bir gün annesi bir erkekle yatarken ikisini de bıçaklayıp bir başka ülkeye kaçıyor, ancak ardında bıraktığı ilkokul aşkını hiç unutamıyor. Kitabın ilerleyen bölümlerinde Tobias'ın bir göçmen olarak deneyimini ve o kıza duyduğu ve gitgide bir saplantıya dönüşen ihtiyacını okuyoruz. Bu kısımlarda kitap baştaki gücünü yitiriyor bence. Ancak yazarın okuduğum ilk kitabı bu olsaydı da çok acayip bir yetenekle karşı karşıya olduğumuzu anlardım sanırım, hissettiriyor çünkü onu. Her zamanki gibi, bu minicik ve çok bireysel öyküde bile o devasa toplumsal izlekler arkada gümbür gümbür kendilerini hissettiriyorlar. Savaş, yoksulluk, göçmenlik, şiddet, toplumsal cinsiyet, dil, kapitalizm ve yarattığı devasa yabancılaşma... Hepsi orada, kendilerini gözümüze sokmadan biçimlendiriyorlar öyküyü. Küçük ama güçlü bir metin Dün. Yeni Agota Kristofları büyük bir heyecanla bekliyorum şimdi.
YsmnByk87
Üstat
19.05.2026
Agota Kristof’un Dün’ü, bence kısacık hacmine rağmen insanın içine ağır ağır yerleşen ve bittikten sonra da etkisini sürdüren çok güçlü bir roman. Tobias’ın isimsiz, yoksul bir köyde başlayan hayatı; annesiyle yaşadığı sefalet, çocukluk travmaları ve bir kırılma anından sonra başka bir ülkeye kaçışı üzerinden ilerliyor. Sonrasında Sandor Lester adıyla yeni bir hayata tutunmaya çalışsa da geçmişini, özellikle de çocukluk aşkı Line’i zihninden silemiyor. Ben bu kitabı okurken en çok şunu hissettim: İnsan bazen bulunduğu yerden değil, taşıdığı geçmişten kaçamıyor. Kristof’un dili çok sade, çok soğuk ama tam da bu yüzden çok vurucu; hiçbir şeyi süslemiyor, okuru doğrudan yalnızlığın, yabancılaşmanın ve içsel karanlığın içine bırakıyor. Bence Dün, sadece bir kaçış hikâyesi değil; aidiyet, saplantı, yoksulluk ve geçmişle hesaplaşma üzerine kurulmuş sarsıcı bir roman. Kısa ama derin, sessiz ama uzun süre akılda kalan bir kitaptı benim için.
Anonymous35
12.04.2026
çok kısa ve akıcı bir kitap..
Hatice Demir
Kaşif
29.03.2026
Bayıldım yazarın diğer çıkardığı her şeyi almaya başladım dili ve içeriği hem sade hem yoğun
Gamze Avcı
Üstat
09.03.2026
Hikaye kısa ama duyguları hissettiren bir kitap.
Halit Kaya
Üstat
22.02.2026
dün ve yarın hep olacaktır
bilisimci61
Kitapkurdu
12.02.2026
Bu yazarı sevip sevemediğimi bir türlü anlamadım. Anlatılan hikayeler çok günlük hayattan ve düz olması kitabı heyecansız kılıyor. Ama hayatından içinden ve gerçeklerden anlatması da kitabı cazip kılıyor.
galeanthropy
Bilge
20.01.2026
hikaye tadında kısa bir roman. büyük olaylardan çok, içsel bir çöküşü ve sessiz bir umutsuzluğu anlatıyor. iyi okumalar
selinanter
Hezarfen
19.01.2026
"Artık beklenecek bir şey kalmayacağını, bu nedenle odamda kalacağım, bir sandalyeye kayıtlı hiçbir şey yapmıyorum." Kısa, yalın ve soluksuz bir ilerleyiş.. Merhaba Agota..
ERDEMEL
Kitapkurdu
19.12.2025
kısa bir kitap olmasına rağmen insanın içine işleyen bir hikaye barındırıyor.
SihirliFlut
Hezarfen
03.12.2025
Bu kadar ince bir kitaba bu denli ağır duygular nasıl sığdırılıyor insan hayran kalarak okuyor.
Kübra Kurtoğlu
Kitapkurdu
28.10.2025
“Dün” kısacık bir kitap ama içinde kocaman hikayeler barındırıyor. Satır aralarına gizlenmiş bir hayat, bastırılmış acılar ve en önemlisi de unutulmak istenip unutulamayan bir ‘dün’ var içinde.
Rümeysa IŞIK
Kaşif
05.10.2025
Göçmenliğin, yalnızlığın ve kimlik arayışının bir hikayesi. Başkahraman Sandor, sürgün edildiği şehirde kendini geçmişin gölgesinden kurtaramaz. Dilini kaybeder, aidiyetini yitirir ve tek dayanağı takıntılı şekilde bağlı olduğu Line olur. Kısa olduğu çin çabuk okunuyor ama benim sevdiğim bir hikaye değildi.
yaşayan_ölü
Kitapkurdu
04.10.2025
Olumlu önyargıyla başladım. Kısa sürede başlayıp bitiyor. Hoş bir deneyim oldu benim için.
ssinemcc
Kaşif
23.09.2025
Bu hikaye, bence, Agota'nın deneyimlerini, hayatını, köksüzlüğünü, yeni bir hayata başlamak için başka bir ülkeye kaçışını ama ona birçok acı deneyim, yazma heyecanı ve özlem getirmesini anlatan bir hikaye. Bir kadın olarak bir erkeğin ağzından bu kadar iyi anlatabilmesi de takdire şayan. Okuması, odaklanması çok kolay aşırı akıcı bir kitap.
Ekin Yaşar
Bilge
21.08.2025
Yazara, diline birşey diyemem. Ama hikayeden nefret ettim!
Bibliyofil05
Hezarfen
15.08.2025
Bir solukta okuyup bitirdim. Dili çok akıcı
Aysel Bay
Kitapkurdu
25.04.2025
Bir saatte bitiyor ve sarsıcı
Mustafa İsbasarir
Kitapkurdu
04.03.2025
kisacik roman.yine göç siginmaci olma durumu baska ulkede yazarin yasadigi hayatin etkileri bu kitaptada gozukuyor...guzel sadece arada bikac sayfa sirrsel biseyler anlatiyor hic tarzim degil...oralar disinda guzel...
boncuk16
Kitapkurdu
23.02.2025
Agota okurken farkı anlıyorsunuz su gibi akıp gidiyor.