Zor Saat & Toplu Öyküler 1
Zor Saat & Toplu Öyküler 1

Kitapyurdu Fiyatı: 413,25TL

Ürüne Git
5Yorum
Eylül Görmüş
Kitapkurdu
14.05.2026
Zor Saat & Toplu Öyküler 1
Thomas Mann külliyatını tamamlama yolunda ağır ama emin adımlarla ilerliyorum. (4 ciltilik Yusuf ve Kardeşleri’ni okuman gerekmeyecekmiş gibi, bu ne kendine güven Eylülcüm ya? Yolun uzun daha, havalanma hemen.) Neyse evet, ilerliyorum işte olduğu kadar. Öykülerinden devam edeyim dedim ve öykü derlemesinin ilk cildi olan Zor Saat’i okudum. İçinde çok sevdiğim öyküler de oldu, hiç içine giremediklerim de; ama şurası kesin ki Mann’la biraz aşina olmuş herkesin çok tanıdık şeyler bulabileceği öyküler bunlar. Büyülü Dağ’ın, Buddenbrooklar’ın, Venedik’te Ölüm’ün nüvelerini görmek mümkün bu öykülerde. Hangilerinin serpilip o nefis romanlara dönüşeceğini biliyor olmanın neşesiyle okudum kimi öyküleri. Mann’da en sevdiğim şeylerin başında örtülü komikliği geliyor sanırım. Son derece ciddi ciddi anlatırken, acayip büyük yaşamsal meseleleri son derece felsefi biçimde katmanlarına ayırırken tutup süper komik bir şey sıkıştırabiliyor araya. Örneğin: “düşük ücret alıyormuş ve vejetaryenmiş gibi bir çehresi olan genç adam...” Bu nasıl bir çehre tanımıdır ya sevgili Mann, ahaha. Kendisinin çok iyi bir gözlemci olduğunu ve bu gözlemlerini muazzam seçilmiş kelimelerle aktarmakta ne kadar mahir olduğunu bir kez daha gördüm öykülerinde. Öykülerinde de; romanlarında olduğu gibi sanat, yaratıcılık, insanın üretmekle ilişkisi üzerine epeyce akıl yürütüyor Mann. Bazı öyküler döneminin -bence şimdi bize epey uzak gelen- tipik konularına odaklanıyor, ben o dönemin büyük duygularıyla ilişkilenmekte güçlük çekiyorum zaman zaman, yüzyıl başı romanlarında sık karşılaştığım bir sorun bu. Ama bunlar da Mann’ın lezzetli dili ve insana derinlikli bakışı sayesinde bir haz sunuyor insana. Kimi öyküleri ise epeyce cesur buldum, Mann rahatsız edici olmaktan çekinmediğinde kesinlikle çok daha iyi yazıyor. (Mesela Venedik’te Ölüm tabii ki!) Bu kitapta da ikiz kardeşler arasındaki tuhaf cinsel gerilimi didiklediği Völsunga Kanı öyküsü ile, insanın şiddete duyduğu açlığı ve kendine acıma ihtiyacını didiklediği Tobias Mindernickel öyküleri çok iyiydi bence. Böyle efendim, arz ederim, teşekkürler Thomas amca.
KY-1948660
18.09.2019
İlk okudğum zaman akıyordu ama araya bir şeyler girince tekrar devam etmesi zor o yüzden dikkatli bir şekilde okumak gerekiyor.
Utopyadabirada
Kitapkurdu
28.06.2019
Muhteşem yazardan muhteşem öyküler.
hasanburkan
24.06.2013
Mann, genellikle romanlarıyla anılsa da öykücülüğü de gayet önemlidir. Gerek Alman ve gerekse dünya edebiyatı açısından. XX. yüzyıl öykücülüğünün görüp görebileceği en kaliteli öykü -iddia ediyorum- "Küçük Friedmann" adlı öyküdür. "Tristan"ın kalitesi de ona keza! Can Yayınları toplu öykülerin ikincisi, üçüncüsünü basmalıdır.
zehlogu
14.07.2011
thomas mann'ın eserleri geniş bir zamanı içine alır. 20. yüzyılın ressamı ve inceleyicisidir. bu incelemeyi yaparken sık sık çağdaş tarihe başvurur. ancak çağdaş tarihin tekrarlanıp durmuş başarısızlıklarından daima korkmuştur. iyiliğin kötülüğü yenememesi, insanlığın, insanlık dışı kuvvetlere karşı girdiği savaşta yeniliğe uğraması kötümserliğinin temelleridir.
"insanlığın kurtuluşu, ancak insanlıkta eksik olan iyiliğin gücüne güvenmekle başlar" , "açık konuşmak gerekirse dini inancım yoktur benim, daha çok, herşeyden çok imansız olarak var olacak ve şüpheden doğacak bir iyiliğe inanırım" der. her zaman kötüyü küçümsemiştir ama ne yazık ki hiç bir zaman kötülüğün zaferini engelleyememiştir. bu nedenle ona göre sanat bir kuvvet değil bir tesellidir sadece. ümitsiz olsa bile iyilik yabana atılacak bir şey değildir. kötülüğün en sonunda yenilmesine yardım edecek şeyler; aşk ve iyiliktir.

mann bu iki erdemden ümidini kesmemiştir. herşeye rağmen bugünü değerlendirmek ve yaşamak lazımdır der.