Ergenekon Kazanında Kurbağa Hakkındaki Yorumlar

Aly Blt 05.09.2011
Satın Alma Onaylı Bu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
birçok yeri duruşmalarda yapılan savunmalardan alınmış ve kitap oluşturulmuş. yazarın kendi ve başkalarının savunmasından alıntılar var.
Yanıtla
1
0
Destekliyorum 
Bildir
denizmavi 17.10.2011
Ergenekon örgütüne üye olmak ve örgüt adına hareket etmekle suçlanan ve halen tutuklu olarak yargılanmakta olan Hasan Ataman Yıldırım’ın söyleyeceklerini merak ederek kitabı hevesle ve kısa sürede okudum. Sürekli haklarında yazılar çıkan ancak kendilerinin ne dediğini duymaya pek fırsat bulamadan takip etmiştik gelişmeleri.
Sanık yazar eski bir deniz subayı, yüzbaşı iken ordudan ayrılmış ve kurduğu bilgisayar şirketi ile yaşamını sürdürmekte iken hükümet aleyhindeki kara propaganda sitelerini örgüt adına kurmak ve yönetmekle suçlanarak gözaltına alınmıştı. Ev ve işyerinde yapılan aramalarda da pek çok CD ve USB belleklerde örgüt adına tutulmuş kayıt ve listeler ele geçirilmişti.
Sanık yazar savcılıkta ve mahkemede yaptığı savunmaları kitabına almış. Buradaki savunmalarında adı geçen siteleri kendisinin kurmadığını, ev ve işyerinde bulunan CD ve USB belleklerin kendisine ait olmadığını, bunları arama yapan polislerin ev ve işyerine koyduğunu, bilgisayarında bulunan örgüte ait dosyaların da elektronik ortamda harici olarak bilgisayarına bu komploları kuranların yüklediğini söylüyor.
Sanık yazar gerçekten de suçsuz olabilir, söyledikleri doğru olabilir, haksız yere içeride tutuluyor olabilir. Hakkındaki dava sonuçlanmadan hiçbir şey söyleyemeyiz. Fakat öyle bir durum var ki, yazar kitabında sadece kendisinin suçsuz olduğunu savunmuyor. Mesela basında “ıslak imza” davası diye bilinen ve Albay Dursun Çiçek tarafından hazırlanıp imzalandığı iddia edilen imzanın da sahte olduğunu, “andıç davası” olarak bilinen ve karargah tarafından hükümet aleyhinde propaganda amacıyla hazırlandığı iddia edilen dosyanın da sahte olduğunu hararetle savunuyor ve TSK’nın pırlanta subaylarına iftira atıldığını, TSK’nın hükümet aleyhinde bu tür girişimlerde bulunmayacağını yazıyor. İşte burada insanın kafası karışıyor. Mesela Gölcük donanma komutanlığında yer döşemelerinin altına gizlenmiş olarak bulunan örgüt belgelerinin bile, normal askeri dokümanlar olduğunu, koyacak yer bulunmadığı için oraya yerleştirildiğini savunuyor, pes yani! Kitapta daha böyle pek çok “pes yani” dedirtecek bölümler var.
1-Islak İmza davasına konu olan belgenin Dursun Çiçek tarafından hazırlandığını yazarın hararetle sahip çıktığı genel kurmay karargahının pırlanta subayları da itiraf etti.
2- Hükümet aleyhinde propaganda içeren “andıç davası”na konu olan dosyasının karargah tarafından hazırlandığını Pırlanta Albay Dursun Çiçek itiraf etti.
3- TSK’nın pırlanta subayları daha önce pek çok kez hükümeti devirip yönetime el koydu, ya da hükümeti post modern darbelerle alaşağı etti, bir kere daha neden yapmasınlar? TSK nın pırlanta subayları böyle şey yapmaz demek ne kadar anlamlı bir savunma olabilir?
İşte sanık yazarın kitabında bu tür konuları da savunması, doğrudan kendisi ile ilgili olan savunması üzerine de gölge düşürüyor. Kitabında sadece kendi konusu ile ilgili savunmada bulunmuş olsaydı ben suçsuzluğuna ikna olmuştum aslında. Gerçekten de haksız yere içeride tutuluyor da olabilir. Fakat Türkiye’deki adalet sisteminin işleyişi bu. Sadece Ergenekon ya da Balyoz davası tutukluları için değil, tüm vatandaşlar için geçerli bu adalet sistemi. İnsanlar uzun yıllar suçsuz yere içeride kalabiliyor. Hükümetin son düzenlemeleriyle bu konu biraz sınırlandırıldı ama yine de çok uzun. 14-15 hatta 20 yıl içeride tutulduktan sonra beraat eden vatandaşların sayısı hiç de az değil bu ülkede. Sadece şimdiye kadar göz önünde değillerdi bu kadar. Ergenekon ve Balyoz davalarıyla ilk defa ülkenin kodamanları içeri alınmaya başlayınca ülkenin gündemine geldi bu konu.
Yazarın kitabında yakındığı bir diğer konu da, hakimlerin genel geçer kalıp cümlelerle; “kuvvetli suç şüphesi bulunduğu ve delilleri karartma riskinin olması nedeniyle tutukluluğun devamına” şeklindeki cümlelerle içeride tutulduğunu söylüyor ancak kendisi de aynı genel geçer kalıp cümleleri kullanıyor; ”Atatürk ve cumhuriyet düşmanı, dış merkezli güçlerin kurduğu komplo…”
Kimmiş bu dış merkezli güçler, kimden emir almışlar, özel yetkili mahkemeleri bu güçler mi kurmuşlar, ya da özel yetkili mahkemelerin önceki versiyonu olan ve TSK nın pırlanta subaylarının gerçekleştirdiği 12 Eylül icadı DGM’leri de bu dış destekli ve merkezli güçler mi kurmuş, haydi ondan da geçtim DGM lerin önceki versiyonu olan sıkıyönetim mahkemelerini de bu güçler mi kurmuştu? Orada 145. maddeden 145 idam, 163. Maddeden 163 idam talep ederek hukuk şovu sergileyen savcılar da aynı güçlerin adamı mıydı? Ya tüm bu mahkemelere ilham kaynağı olan İstiklal mahkemeleri hangi güçlerin eseriydi? Görüldüğü gibi bunlar ayaküstü geçiştirilemeyecek kadar derin konular.
Benim yazara naçizane tavsiyem, kendisinin suçsuz olduğunu da kuvvetle muhtemel bulan biri olarak kitabındaki gereksiz bölümleri bir kenara bırakarak sadece kendi savunmalarını içeren yeni bir baskı yaptırması. İnanıyorum ki bu şekilde pek çok kişi nezdinde hakkında olumlu duygular beslenecektir.
Tüm suçsuzların bir an önce özgürlüğüne kavuşması dileğiyle...


Yanıtla
3
2
Destekliyorum 
Bildir