Kitabın yazarı Alman bir soylu ailenin çocuğu.Macar kralı Sigismund ile Yıldırım Beyazıd arasında cereyan eden Niğbolu savaşına katılmış ve esir düşmüş.Daha sonra ise Yıldırım ile Timur'un 1402 Ankara savaşında el değiştirmiş ve Timur'un esiri olmuş.Timur öldükten sonra ise oğullarının maiyetine geçmiş,sonrada bir yolunu bulup kaçıp ülkesine dönebilmiş.
Aslında tarihi bakımdan çok önemli bir belge olması gereken kitap,okunduktan sonra hiçde öyle olmadığını gösteriyor.Yazarın bizzat içinde bulunarak görüp işiterek tarihe tanıklık etmesi çok önemli,tarih bakımından birinci el bilgi ve sağlam olması gerekir diye düşünüyordum.Fakat kitabı okuyunca hiçte böyle olmadığını anladım.Neden diyecek olursanız.Otuz yıl Müslüman bir toplumda yaşamış biri olarak İslamı hiçde doğru anlamadığı kanaatindeyim.Bu da yazarın kafasının çalışmadığının bir göstergesidir.Düşününki otuz yıl bir toplumda yaşayacaksınız ve o toplumun inançları hakkında bilgileriniz çok yanlış olacak.Bu eleştirimin bir boyutu,bir diğer konu ise Mitolojik bir çok olayı gerçekmiş gibi yansıtmasıdır.Bu manada da üç beş hikaye var ama bir hatırattan çok Mitoloji kitaplarına yakışan cinsten.Tabiki ben bütün bir kitabın safsata olduğunu söylemiyorum.Fakat kitaptan faydalanırken,alıntı yapılırken dikkatli olunması gerektiğini söylüyorum.