Kambur
Kambur

Kitapyurdu Fiyatı: 167,96TL

Ürüne Git
257Yorum
Kitabın hacmi küçük olmasına rağmen tek bir cümle bile dakikalarca sizi düşündürebilir. İronik, felsefi, ölüm, yaşam ve öfke konulu bildiğimiz Şule Gürbüz kalemi. Kısacık kitapta altını çizdiğim, üzerine düşündüğüm o kadar çok alıntı var ki. Bu kitapta bir kambur üzerinden -ki kadın mı erkek mi o bile net değil- onun başka bir yerde görsek “deli saçması” diyeceğimiz sayıklamalarını anlatıyor bizlere. Kambur, çirkin, kel, herkese ve her şeye karşı öfkeli. Bizlerden nefret ediyor. Hatta sorsalar tüm insanların kambur olması mı yoksa kamburluğunun düzelmesi mi diye? Tüm insanları kambur görmeyi tercih edeceğini söylüyor. Dünyaya karşı öfkeli ancak bazı sözleri o kadar doğru ve yerli yerinde ki. Hem yaşamayı bu kadar istemeyip yaşamdan tiksinip hem de bu sözleri nasıl edebilir? İnsan hayret ediyor. Diğer hayret edilecek konu ise yazarın bu kitabı 18 yaşında yayınlamış olması. Velhasıl “insan ara sıra evini yakmalı -ve çıkıp seyretmeli.” :) Okuyun, okutun.
Şule Gürbüz'ün Kambur'u. İlk kez 1992 de yayınlandı. Yazdığında 17/18 yaşlarındaymış. İlk okuyuşumda bende kesinlikle hiçbir anlam bırakmayan, 92 sayfası 992 sayfa ağırlığında olan kısa bir iç döküştü. Ancak ikinci okuyuşumda kitap başka bir şeye dönüştü. Yaşına (yazdığı) göre çok olgun ifadeler kullanmasının yanı sıra derin bir kaos hali var. Ergen döneminin ruh halini bu kadar çok metaforla, bağımsız görülen pek çok cümleyi prangalarla bağlayarak ifade edişi şaşırtıyor. Deli saçması denilecek sayıklamalar, tek cümlelik sayfalar, neresinden tutsanız yerine konmayan cümleler arasında kendinizle karşılaşıyorsunuz. İlk seferinde okuyup lanetler okuduğum kitabın, ikinci sefer beni derin derin düşündürdüğünü itiraf ediyorum. Hep derim; her kitabın bir zamanı var. Ben Şule Gürbüz'ün Kambur'unu 11 ay arayla iki farklı insan olarak okudum. İyi ki okudum.
Benim zihnimde Şule Gürbüz, bir duvarı yazdığı eserlerle kaplıyor; Kambur, başlı başına bir tablo olmaktan öte, diğer eserleri taşıyan sağlam bir çivi. Kambur, biraz boşluklar barındıran bir kitap, ancak bu boşluklardan Şule Gürbüz'ün kendine has varoluşunun ışığı sızıyor. 18 yaşında bir insanın; bunca hissedişi, olanıyla dışa vurabildiğine üstelik bunu edebi bir yolla yapabildiğine şaşırmaktan kendimi alıkoyamıyorum. Esere gelecek olursak: Başlangıçta zaman zaman Kambur'a dışarıdan bir gözle bakıyor, sonra Kambur oluyor hatta Kambur'un en derinine yani günlüğüne giriyor, en nihayetindeyse yine Kambur olarak okumayı sonlandırıyoruz. Kambur, tabi caizse yeni bir güne her uyanışında, camı çerçeveyi yere çalmak ve o kırıkların üstünde yürümekle ömrünü geçiriyor ve ömrü sarmal bir sakız gibi ellerine yapışıyor, koparsa kısalmıyor, çiğnese daha da büyüyor. İşte kitap boyunca Kambur'un fiziken ve ruhen taşıdıklarının yanında "yaşamak" denilen mefhumla ne yapacağını okuyoruz.
Şule Gürbüz oldukça derinlikli bir yazar Böylece okuyup geçemezsiniz
18 yaşında birinin yazdığına inanamadığım kitap. Yazarla ilk kez tanıştım ve hayran kaldım. Onca karamsarlık içeren kahramanı okurken yapılan hicivler çok hoşuma gitti. Üstelik kısacık bir kitap ve akıcı. Birde roman denemek istedim Şule Hanımdan ve 2 ciltlik romanını sipariş verdim.
Şimdi bitirdim maalesef sevemedim hastalıklı bir zihnin hiç susmayan birbirinden kopuk düşünce akışları gibiydi. Depresif ve nefret dolu satırları beklentimi karşılamadı
olay örgüsü beni etkiledi. tavsiye ederim.
Kısa ama altını çizdiğim, düşündüren cümlelerle dolu olan bir eser.
51 yaşındaki yazarın 18 yasinda yazdığı ilk kitabı. O zamandan belliymiş kendine has bir kalemi olacağı
İroniyi sevenleri cezbedebilir, ancak açık anlaşılabilir olandan yanayım, bir şans daha verip ikinci kitabını okuduktan sonra yazarı tanıyabilirim diye düşünüyorum .
Yazarın okuduğum ilk kitabı. Bende öyle çok bir etki yapmadı. Hatta roman olup olmadığını sorguladım. Ne bileyim bana hitap etmedi sanırım.
Bilinç akışı tekniğiyle yazılmış, anlaması zor ama keyifli bir kitap
Selam. Yazarin ilk okuduğum kitabi ve diğer kitaplarini da sırayla okuyorum. Bu kitabi ve diğerleri de, düşünerek, hissederek okunuyor. Tavsiye ederim.
okunur ama öyle çok yüksek beklentili ile değil olmasada olur
Etkileyici cümleler ve fazlaca kullanılan oksimoron tanımlamalar..Şule Gürbüzle tanışma kitabım ve oldukça beğenerek bir solukta bitirdim
Bilinç akışı tekniğiyle, koca yüklü bir adamın (ya da kadın, hala çözemedim) kafasındakileri yaşıyoruz. Çok yalnız. İnsanlardan nefret ediyor. Kalabalıktan iğreniyor. Yaşamaktan midesi bulanıyor. Tutunamama, iğretilik, olamama hali bu. Okurken üzerimize koca bir karamsarlık bulutu çöktüren metinde çok boşluk var. Anlaşılması o kadar zor, ama bir yandan da o kadar büyüleyici ki. Tekrar tekrar okunulması gerekenlerden.
18 yaşında böyle şeyler yazabilmesi takdire şayan. yazarın en sevmediği kitabı buydu sanırım
şule gürbüz ile tanışma kitabım. kolay okunuyor.
18 yasinda bu birikim bu yogunluk harika.Yazarin okudugum ilk kitabi.Derin ve yogun bir anlatim.
beklentilerinizi ne karşılar ne de karşılamaz. çünkü yazılan şeyin beklentilerinizle ilgisi yok. hangi açıdan bakarsanız bakın bu bir deneysel anlatıdır. sanırsın 18 yaşında bir çocuk kendi kendine mırıldanmak yerine kağıtlara bir şeyler yazmış. yaşına göre çok olgun olmakla birlikte ileriki yaşlar için sıradan bir görünümden öteye gitmeyecektir. fakat böylesine enteresan anlatılanlar bizim edebiyatımız için altın madeni ederinde. keşke daha çok yazılsa. eline sağlık küçük hanım.