Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Akıllarda betimlemeler, dillerde ne savaş ne aşk hikayesi olmayan bi roman kalmış. Ama Ortadoğu uzun süredir birşeylerin hep yarım kaldığı bir coğrafya. Belki de bu yüzden kitap olduğu haliyle güzel. Kendinizi mahrum bırakmayın.
Okuduğum en etkileyici kitaplardan biriydi. Konusu ve bağlantıları biraz kopuk gelebilir fakat bu da durağanlılığı engelleyip sıkılmaya fırsat vermiyor. Kitapta asıl etkilendiğim de Ece Temelkuranın dili ve etkileyici anlayımı oldu kelime seçimleri ve duygu aktarımı muhteşem.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Ece Temelkuran'ın bu kitabını inceledik, okuduk hatta satışını yapıyoruz. Başarılı! Kitapyurdu ile bağ kurmak bize nitelik katıyor. İyi çalışmalar dilerim, kolay gelsin.
beklediğim kadar iyi bulmadım açıkcası. gazeteciliğiyle tanıdığım ece temelkuran'dan daha iyi bir dille yazılmış, hikayede kopukluk olmayan bir kitap beklemiştim.
kişiler hep birbiriyle bağlantılı olmasına rağmen konu atlamalarını çok defa kaçırdım. aslında eğer çok ara vermeden okuyabilecekseniz okuyun... çünkü kaçırabilirsiniz bazı yerleri..
Gazeteciliğiyle tanıdığım Ece Temelkuran'ın okuduğum ilk romanıydı, Muz Sesleri. Romanın yoğun, süslü bir dili olmasına rağmen, boğucu değildi. Kitabı daha iyi anlamak için ve ve belkide öyle hemencik okuyup geçmemek için defalarca okuduğum sayfaları oldu. Kıyamadım yani hemen bitirmeye.Özelikle babasının Filipina'ya yazdığı mektuplarda kurulan o cümleleri hiç unutmak istemedim... Konusu da ayrı bir çekiciydi benim için: Ortadoğu! Olaylar, yazarın 'Ortadoğunun kalbi' olarak nitelendirdiği Beyrut'ta geçiyor. Karakterler ve Beyrut'un çilesi birbiriyle özdeşleştirilmiş gibi anlatılıyor romanda. Yani; Filipina, Marwan, Setanik ve Jan'ın içinde bir de Beyrut saklı aslında. .. İki millet arasında paylaşılamayan bir şehrin çilesi, karakterlerin çilesi olmuş adeta.Yazar karakterlerden hareketle 'barış' istiyor bu romanda. O topraklarda top, tüfek ve kalaşnikof sesleri yerine Muz Sesleri duyulacak kadar sükût istiyor. Hoşuma giden bir başka şey daha var romanda, bizler Batılılar gibi çok fazla düşünmeyiz konuşurken. Ama genelde öyle anlatırız romanlarda. Sanırım Batılı gibi görünmeyi arzuladığımız için. Temelkuran, Ortadoğu'yu ve Ortadoğunun insanlarını Batılı gibi anlatma çabasına girmemiş. Ortadoğuluların yanında, mücadelerinde, bir romanla da olsa yer almış. **dipnot: Kitabın teşekkür bölümünde Hizbullah editörünün yer alması,beni şaşırtmadı değil. Ancak o yazarın siyasi görüşüyle ilgili tabii.
okudum, kısa sürede de bitirdim kitabı. kafamda kalan gereksiz, sadece değişik olsun diye yapılmış tanımlamalar mesela. çok iç karartıcı bir dil. akmıyor, alıp götürmüyor hikaye. ne ortadoğu trajedisini tam olarak yaşayabiliyosun, ne de büyük bir aşk hikayesini. karakterler oturtulamamış. kafanda yaratabilmek için yoruluyorsun, ne tam olarak geçmişlerini kavrayabiliyorsun, ne de iyi - kötü yargısı yapabiliyorsun karakterlerle ilgili. araya serpiştirilmiş ortadoğu gerçekleri de kaybolup gidiyor sayfalar arasında. eğer ortadoğu gerçeğini bilmiyorsan, kitabı okuduktan sonra da bilmiyorsun mesela.