Pedro Paramo
Pedro Paramo

Kitapyurdu Fiyatı: 197,51TL

Ürüne Git
86Yorum
Pedro Paramo, kısa ama büyülü gerçekçilik türünün en özel ve güçlü eserlerinden biridir. Ayrıca bu türün başyapıtı olarak kabul Yüzyıllık Yalnızlık romanına da ilham vermiştir. Romanda temel hikaye Juan Preciado adlı karakterin ölüm döşeğindeki annesinin isteğiyle hiç tanımadığı babasını görmesi için Comala kasabasına gitmesiyle başlar. Preciado'nun babası kitaba ismini veren Pedro Paramo'dur. Başlangıç her ne kadar klasik bir anlatımmış gibi görünse de Comala'nın garip bir kasaba olduğunu metnin başında anlarız. Bir nevi ölüler diyarıdır Comala. Ölüler, metnin içinde sanki yaşıyorlarmış gibi girerler. Romanın başlangıcında anlatım Preciado üzerinden ilerlese de daha sonra üçüncü şahıs anlatım ve Pedro Paramo devreye girecektir. Hatta ölü karakterlerin de anlatıcı olarak rol aldıkları görülecektir. Zamanın belirsizleştiği, gerçekle birbirine karıştığı, Pedro Paramo'nun hayatının geriye dönüş tekniğiyle pek çok farklı kişi tarafından parça parça anlatıldığı bir romandır.
Pedro Páramo bittiğinde ilk düşündüğüm şey “Ben ne okudum?” oldu. Bunun hem olumlu hem olumsuz tarafları var. Rulfo’nun 1955’te yaptıklarına hayran kaldım: parçalanmış zaman, değişen anlatıcılar, iç monologlar, bilinç akışı, ölülerle yaşayanların birbirine karışması… Yüzyıllık Yalnızlık’ın neden bu kitaptan etkilendiğini gördüm. Ama benim problemim de burada başladı. Zor kitaplarla veya parçaları birleştirmekle derdim yok; yeter ki elimde birleştirecek kadar parça olsun. Juan’a tutunuyorum, hikâyesi elimden kayıyor; Susana’ya yaklaşıyorum, onu yeterince tanıyamıyorum; Comala’ya tutunayım diyorum, kasabayı yaşayamıyorum. Elimde estetik parçalar var ama onları yerleştirecek sağlam bir zemin yok. Macondo’da ise önce kasabayı ve insanlarını yaşadım, sonra gerçekliğin bükülmesine razı oldum. Biraz acımasız olacak ama bende kalan düşünce şu: Rulfo’nun yarım bıraktığı işi Márquez tamamlamış.
Farklı kültür, farklı coğrafyaları okuyup öğrenmeyi seviyorum. Bunu da seveceğimden şüphem yok.
Kitabı belki anlamak zor ama inanılmaz bir dili var. Bir gün içerisinde bile okunabilecek bir akıcılık.
Dönemine göre oldukça ufuk açıcı bir anlatım tarzı benimsenmiş. Nitekim Güney Amerika'da kendisinden sonraki kuşakları etkilemiş bir yazar. Eserin okunması zor şöyle ki anlatımlar iç içe zaman zaman okuyucu zorluk yaşayabiliyor. Modern edebiyatın izini iyi sürmek için okunması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
Pedro Paramo etkileyici atmosferi ve sıra dışı anlatımıyla okuyucuyu derin bir yalnızlık ve geçmiş duygusunun içine çeken güçlü bir roman
Bu tarz kitapları sevdiğim için bu kitabı da sevdim büyülü gerçekçilik doyamadığım bir tarz
Kitap, annesinin isteği üzerine babasını bulmak için Comala kasabasına giden Juan Preciado’nun hikâyesiyle başlıyor. Ancak kasabaya vardığında karşılaştığı şeyler, sıradan bir arayıştan çok daha farklı bir boyuta dönüşüyor. Hikâye ilerledikçe kasabanın aslında geçmişin izleriyle dolu, sessiz ama bir o kadar da ürkütücü bir yer olduğunu anlıyoruz. Gerçek ile hayal, yaşam ile ölüm arasındaki sınırlar giderek belirsizleşiyor. Okurken zaman zaman kafamı karıştıran ama aynı zamanda içine çeken bir anlatımı vardı. Parça parça ilerleyen hikâye, sonunda bir bütün haline gelince daha da etkileyici oluyor. Anlatımı sade ama derinlikliydi. Bitirdikten sonra bile üzerine düşündüren, farklı bir deneyim yaşatan kitaplardan biri oldu.
Marquezi çok seven biri olarak bunu da okumam gerektiğini düşündüm ama sanırım uygun olmayan bir ortamda okuduğum için bir şey anlamadım. Biraz zaman geçsin tekrar okuyacağım.
Kısa ama zorlayıcı; kopuk gibi görünen sahneler yavaş yavaş birleşiyor ve boğucu, rüya gibi bir atmosfer kuruyor.
Büyülü gerçekliğin önemli eseri Gabo'nun Yüzyıllık Yalnızlık'ını okuduktan sonra bu kitap karşıma çıktı.Juan Rulfo tek romanı olan bu kitapla Gabriel Garcia Matquez'ide etkilemiş.
Olumlu yorumlar üzerine satın aldım. Büyülü gerçeklik alegori fantastik ögeler seven birisi olarak beklentim yüksek. Bakalım neler olacak
Bu kitabı okuduktan sonra bir süre boş boş duvara bakmak isteyebilirsin çünkü "Pedro Páramo" gerçekten kafa karıştırıcı ve yoğun bir roman. Juan Rulfo, tek romanıyla Meksika edebiyatında kalıcı bir iz bırakmış. Hem de sadece Meksika değil, tüm İspanyolca edebiyat için önemli bir eser bu. Arka kapak zaten baştan bizi bir toprak ağasının kötülüğüyle tanıştırıyor, Pedro Páramo. Ama bu kitap, sadece bir kötülük hikayesi değil. Ana karakter Juan Preciado’nun, annesinin son isteğini yerine getirip babası Pedro Páramo’yu bulmak için hayaletlerle dolu bir kasabaya gidişi... Daha ne olsun?
“ keşke biraz daha Marquez olsaydı” diyenler için, bir kurtarıcı daha.
Gabo'nun esinlendiği yazarları okumak için başladığım seriyle okuduğum bir kitap oldu. Kitap ve yazarın dili zaten büyüleyici olmakla birlikte Gabo'nun tarzını hissettirmesi bambaşka keyif verdi.
Kötü karakterin efsanevi anlatımı
güzel akıcı bir eserdi yazarın diğer kitaplarını da okumalıyım
Büyülü gerçekçilik akımının öncülerinden. Yazar yaşamı boyunca üç eser yazmış olsa da bir çok yazara ilham olmuş- Gabı'nun Gabo olmasında etkisi büyük- çeşitli ödüller almış. Bu türü ve Latin Amerika edebiyatını seviyorsanız mutlaka okumalısınız. Biraz zorluyor, kim ölü kim diri zaman zaman anlamak zor olabiliyor ancak edebiyata doyacağınız bir eser.
marquezi cok seven biri olarak bunu da sevecegimi dusunuyordum zaten ve evet sevdim cok akici geldi bana bitirdim hemen ama konsantre olup dikkatinizi vererek okumazsaniz karmakarisik gelebilir kim hayalet kim yasiyor vs. diye
Olağanüstü bir roman. Üstün edebi ve çığır açıcı niteliğine karşın yeterince tanınmadığını düşünüyorum.