9Yorum
yarenimx
Kitapkurdu
28.12.2006
işte benim yazarımın benim kitabı.bu roman bou kadar güzel kurgulanıp,bu kadar ilginç hale nasıl getirilir şaştım.hele 1981 de yüz ifadesinin değişme sebebini kavrayınca kurguya hayran kaldım..ve kahramanı sevmeyip hayatta kalmayı başaran o hatun kişiye..bütün işinizi gücünüzü bırakıp bu kitabı okuyun.
divane_
29.12.2005
her ne kadar mehmet eroğlunun diğer tüm kitaplarından çok zevk almış olsam da, bu kitabı için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. halaykırıklığına uğradım. aslında kitap genel olarak güzel, yine de kötü diyemem. ama eski kitapları gibi özel bir yeri olmadı bende. cinsellik o kadar ön plandaki, bazen konuyu unutuyorsunuz. kitabın yazarını bilmesem, "ahmet altan" yazmış bu kitabı derdim, onun uslubuna çok benziyor. başından sonuna kadar konu; kadınlar, aşk, cinsellik arasında gidip geliyor. mehmet eroğlu çok daha iyisini yapabilirdi, ama bu kitapta popüler yazarlar gibi biraz kolaya kaçmış diye düşünüyorum. ama yine de mehmet eroğludur, kitaplarını takip etmeye devam!
cigdema
25.05.2005
bazı şarkılar vardırya ilk dinlediğinizde sevmezsiniz ama dinledikçe hoşunuza gider. yüz:1981 öyle bir kitap. okurken zaman zaman sıkılabiliyorsunuz ama okuduktan sonra kitap uzun süre kafanızı meşgul ediyor. okumanızı ve okurkende sabırlı olmanızı tavsiye ederim
vetala
06.04.2005
Tek kelimeyle muhteşem. Yazar benim çok beğendiğim ve her okuduğum kitabında beni içine alan bir anlatımla yazmış gene. <br />
AbdulcaBBar[R]
26.03.2005
YÜZ 1981 Mehmet Eroğlu'nun değişik anlatımı ve karmaşık üslubu ile karşımıza çıkıyor. Kitaptaki kadınların herbiri birer sembol ve kahraman bu kadınlarla olan ilişkileriyle hayattan değişik tatlar koyuyor önümüze. Fantazilerden bastırılmış korkulara ve geçmişle yüzleşme biçimlerine çok farkı bir açıyla bayıyor yazar. Okumaktan hoşlanacaksınız.
KY-151664
11.08.2004
hani bazı kitaplar vardır kendini ararsın eğer bulursan gömülürsün bulmazsan sadece okursun. 1981 bana mehmet eroğlu'nu sevdiren kitaptı içinde belkide bulmak istedğim beni bulmuştum
gok36
11.04.2003
Kitap, adını, kahramanının bu tarihten sonra yüzünün değiştiğini düşünmesinden ve bu değişimin ne olduğunu aramasından almış.
Roman kahramanının adı yok. Adının hiç kullanılmadığını, romanın ortalarına doğru anlıyorsunuz. Nedenini düşünürken, yanıtını kahramanın ağzından öğreniyorsunuz:

“Adım? Adımın ne önemi var? Çok istiyorsanız, beni kendi adınızla çağırın.Bu, bütün sorunları çözer. Zaten birbirimizden ne farkımız var"Düşünmeyi, o dönemi sorgulamayı, gönlündeki roman tadını yeniden yakalamayı isteyenler için mutlaka okunması gereken bir kitap, mutlaka okunması gereken bir yazar.
Huseyin Adalar
Kitapkurdu
11.10.2002
Yüz:1981 son derece ilginç bir kitap. Konusuyla, akışıyla, mistisizmiyle ve sonuyla tahminlerin ötesinde. Konu olarak zevk düşkünü ve özelliksiz (yüzü müstesna) bir insan ve yüzünden etkilenip benzer akıbetlere uğruyan kadınlar. Tasvir, teşbih ve tahliller birinci sınıf; konu ve fikir daha üst düzeyde. Zevk ve hayretle okunacak bir kitap.Yalnız kitabın uslubünde, fikir serpiştirmelerinde, velhasıl genelinde Peyami Safa tarzı, özentisi hakim gibi. Yazar belki, ben de en az Peyami Safa kadar iyiyim demek istiyor. Kesinlikle yeteri kadar iyi; ama Peyami Safa kadar değil.
econozzy
21.10.2001
Halbuki o güzelim türkü, Orhan Pamuk’tan Elif Şafak’a, Elif Şafak’tan Mehmet Eroğlu’na edebiyatçıların zihnini meşgul eden soruyu yıllar önce sormuştu: “Yüzünde göz izi var / Sana kim baktı yârim?” Bu soru sanki hiç sorulmamış gibi, yüzlerde izler veya gizler veya gözler arama furyası devam edip gidiyor. Besbelli ki, aynalardan esirgenen bir ülkenin kıyısında yaşadığını varsayıyor herkes; besbelli ki, aynanın önüne çakılıp kalma biçimlerinden, yüzleşme provaları geliştirilmeye çalışıyor. Yılların usta romancısı Mehmet Eroğlu da, bir yerlere yetişme telâşını gizleme gereğini bile duymadan bu işe soyunduğuna göre, soyunmakla kalmayıp “yüz”ünü kamuya açtığına göre; sorgulanması gereken roman değil, romancının kendisi, romancının kendi içinde tükettiği ırmaklar olmalı. Yoksa, kimsenin kimseye söyleyecek sözü kalmayacak bir süre sonra. Kimbilir, belki de kimsenin kimseye söyleyecek sözü kalmadığı için yaşanıyordur yaşanan ne varsa...