Öncelikle yazarın oldukça iddialı olduğu doğrudur, bununla birlikte yazarın akademik geçmişi Asya Hun Devletleri Tarihi üzerinedir. Çincenin bu alanda kaynak dil olduğunu hatta bahsi geçen Fransızca ve Rusça eserlerden Fransızca olanların tamamının Rusça olanlarında arkeolojik araştırmalar haricinde olanların tamamının yine adı geçen Çince ana kaynaklardan birer tercüme olduklarını belirtmek yerinde olacaktır. Yazarın ana kaynakların yanında Çin kaynaklarındaki tek bir kelime üzerine yazılmış olan yüzlerce makaleden de haberdar olduğunu hatta bu makalelerden konuyla ilişiği olanların bir çoğunun kitabın yazım sürecinde tenkit süzgecinden geçirilerek kullanıldığını belirtmek yerinde olacaktır. Kendisine Çince bir isim koyan eleştirmenin Çince konusunda yazardan fazlasının değil eksiğinin olduğu ismini vermeden fütursuzca yaptığı eleştiriden belli olmaktadır. Yapılan bu eleştiri eleştirmenin art niyetini ön plana koymaktan ileri gitmeyecektir. Kitap içindeki pek çok bölgeyi anlatan resimlerin, insanların Orta Asya’ya bakış açısını geliştireceği ve bu bölgeyi sadece hayallerin ötesine geçemeyen bir coğrafya olmaktan çıkaracağı gün gibi açıktır. Ayrıca yazarın bahsi geçen bölgeleri internet yoluyla gördüğü iddiası da eleştirmenin bir başka gafıdır. Bahsi geçen bölgelerin büyük bir çoğunluğu yazarın yaptığı araştırma gezilerinde tespit edilmiştir. Muhtemelen eleştirmenin yazarı yalnızlık kulesinde sandığı zamanlarda bu bölgelerde Türk tarihini biraz daha aydınlatmak adına yazar tarafından araştırma gezileri yapılmıştır. Türkiye’de Çince kaynak dilini bilen sayılı tarihçi olduğu gün gibi açıktır. Eğer eleştirmen kendisine Çince ve Tarih konusunda güveniyorsa kendisini ifşa etsin "Xiaohui" isminin arkasına saklanarak saçma sapan bir eleştirinin arkasına saklanmak isterse, kendi bileceği iş. ben kendi ismimi yazıyorum.. Faruk ÖKSÜZ