Yaklaşık 6 yıldır devam eden Ergenekon davasının sonuç arifesinde okuduğum bir eser Pusu… Ahmet Şık, özellikle takip ettiğim bir gazeteci değil. Ancak kitap okuma konusundaki karar prensibim özellikle takip ettiğim yazarların kitaplarını okuma üzerine kurulu değil. Bu sebeple Pusu eserini satın alırken herhangi bir tereddüdüm olmadı. Okuyup bitirdiğimde de bir pişmanlık yaşamadım. Pusu, son yıllarda belki hepimizin duyduğu, birçoğumuzun “Hadi canım, komplo bunlar, çekemiyorlar, inanma” diye burun kıvırdığı F.Gülen cemaatinin devlet içindeki gücünü çok sesli dile getiren en önemli eserlerden biri. Ahmet Şık bu gücün nerelere kadar uzandığını okuyucuya çok net anlatıyor eserinde. Eser kesinlikle çok titiz hazırlanmış. Hazırlanış sürecinde basılmadan yazarı hakkında başlatılan soruşturma eserin yayınlanmasını engelleyememiş. Bu hali ile de değerli bir eser. Kitapta beni tatmin etmeyen tek şey F.Gülen cemaat yapılanmasını anlatırken Ahmet Şık’ın farkında olarak ya da olmayarak Ergenekon davasının avukatlığı rolünü de üstlenmiş olması. Gerçi haksız bir şekilde Ergenekon davası kapsamına sokularak içeri alınan bir yazarın bu rolü üstlenmesi de çok fazla yadırganamaz. Ama bu dava kapsamında yargılanan herkesin bir cemaat komplosunun kurbanı olduğunu da bana kimse anlatamaz. Pusu, önemli bir konuya değiniyor ve okunmaya değer. Eserde dikkatimi çeken bir hatayı da paylaşmak istiyorum. Bu hata kötü bir niyet olduğunu düşünmesem de son bölümdeki F.Gülen cemaatinin fişlemesi olarak iddia edilen listenin çokça tekrarlanmış olması. Yani aynı kişiler ve detaylar farklı sayfalarda tekrar tekrar önünüze geliyor ve ister istemez fişleme bölümü gerçeğinden daha fazla hacim kaplıyor. Bunun ilerleyen basımlarda düzeltilmesi kötü niyet olmadığını ve kerhen yapılmış bir hata olduğunu da kanıtlayacaktır diye düşünüyorum.