963Yorum
Burcu Keskin
Bilge
İNCİ
Steinbeck, bu kitabında fakir bir inci avcısı olan Kino ve ailesini anlatır. Umudunu kaybettiği anda Dünya’nın Biricik İncisini bulan Kino, oğlunu tedavi ettirip hayallerini gerçekleştirmek ister. Ancak kıskançlığın ve hırsın bütün kötülükleri nasıl harekete geçirdiğini görmeye başlar. İşsizlik ve parasızlıkla mücadele eden, saz kulübelerde yaşayan Kino’nun haberi tüm kasabaya yayılır. “Herkes Kino’nun incisi ile bir bağ kurmuştu birdenbire, Kino’nun incisi de herkesin düşlerine, yatırımlarına, düzenlerine, tasalarına, geleceğine, dileklerine, gereksinimlerine, tutkularına, açlığına katılıverdi, aradaki tek engel Kino’ydu.” (s.33) Zenginliğinizin derecesine göre hizmet alabileceğiniz doktordan, incinin peşine düşen rahiplere kadar farklı sınıflardaki insanların para karşısında nasıl değiştiğini görüyoruz. Kino ve ailesinin yaşadıklarıyla adaletsizliği, haksızlığı dahası günümüzde de hala aynı örneklerini gördüğümüz insanoğlunun zalimliğinin farkına varıyoruz. Steinbeck, bu eserinde insanın toplumla ve doğayla olan bağını bir kez daha bizlere gösteriyor. Bu sebeple “İnci”, ilgiyle okuduğum sürükleyici kitaplar arasında yerini aldı. Siz de incinin özü insanların özüyle karışınca ortaya neler çıktığını merak ediyorsanız bu kitabı okuma listenize ekleyebilirsiniz. Herkese iyi okumalar.
hakan arslangiray
Üstat
Sınıf ayrımının değişmeyen hikayesi
Meksika'da yaşayan çok fakir bir inci avcısı bebeğini akrep sokması nedeniyle, doktora tedavi ettirmek için çok büyük bir inciye ihtiyaç duyar ve mucizevi bir şekilde denize ilk dalışında bu inciyi bulur. Bu benzersiz incinin hikayesi kasaba içinde hızla yayılır ve olaylar bu çok değerli inci etrafında gelişmeye başlar. Yazar bu kısa romanında zengin ve fakir arasındaki uçurumu, insanların açgözlülüğünü, batıl inançlarını, hırslarını etkileyici bir dille anlatıyor. Fakir yerlinin bebeğine paraları olmadığı için bakmayan ve "Ben doktorum, veteriner değil." (s. 21) diyerek onları aşağılayan doktorun incinin bulunmasından sonra fakir yerlinin ayağına kadar giderek bebeğini tedavi etmesi, inci tüccarlarının aralarında anlaşıp fakir halkın denizden çıkarttığı incilere değerinin çok altında fiyat vererek haksız kazanç elde etmeleri, insanların para hırsı için neler yapabileceklerini gözler önüne seriyor. Yazar sade anlatım tarzıyla insanların hırslarının sınırsız olduğunu ve hırslarına yenik düşerek diğer insanlara, özellikle güçleriyle ezebilecekleri insanlara karşı ne kadar acımasız olabileceklerini anlatıyor. Romanı okurken bu durumun zamandan bağımsız bir durum olduğunu ve belki de insanlık tarihinin başlangıcından beri değişmeden günümüzde de devam ettiğini düşünüyor insan. Yazarın karakter tahlilleri ve doğa betimlemeleri yer yer Yaşar Kemal tarzını anımsatıyor. Oldukça kısa bir roman olmasına rağmen içinde birçok ders barındırıyor. "Juana denize yürüdü. Bir avuç kahverengi yosun kopardı, yosunları yassılttı, nemli bir bulamaç haline getirdikten sonra bebeğin şiş omzuna bastırdı, en az doktorun verebileceği herhangi bir ilaç kadar etkili bir lapaydı bu, belki de daha etkiliydi. Gelgelelim yosun lapası bedava olduğundan, kimselerde güven uyandırmıyordu." (s. 25)
Barışkan Kaya
Kitapkurdu
Fakirliğin, çaresizliğin pençesinde hayatlar ve umutlarını taşıdıkları atalarından tek miras olan küçük sandallar.... Diğer tarafta ise halkın cahilliği ve çaresizliğinden sonuna kadar faydalanan zenginler... Kahramanımız Kino ise hasta çocuğu için para bulmak umuduyla şansının yanında olduğu bir gün kocaman bir inci bulur. Bu inci parlak yüzeyi ile Kino'nun kurtuluşu, hayallerini, umutlarını ve geleceğini yansıtır. Ancak zamanla Kino' nun ve ailesinin çetin bir sınavı olmaya başlayan inciyle çaresizliğine, açlığına, cahilliğine, atalarının kaderine karşı isyanı alevlendirir....Etkisi sayfa sayısından daha fazla olan bu kitabı ilgiyle okuyacağınıza eminim...
Fethi Aksoy
Kaşif
Bir ailenin eline geçen bir inciyle birlikte değişen yazgısını ve paranın insan doğası üzerindeki yıkıcı etkisini anlatan, oldukça dokunaklı ve çarpıcı bir alegori.
ömercan kağızmandere
Kitapkurdu
Okuması çok keyifliydi. Kitabı okurken her satırda betimlemelerle zihnimde canlandı o zamanlar.
Burcu Akpınar
Üstat
İnci, John Steinbeck’in insanın hırsı ve kaderiyle ilişkisini çarpıcı bir şekilde anlattığı kısa ama etkili bir eserdir. Fakir bir inci avcısının büyük ve değerli bir inci bulmasıyla başlayan hikâye, umut ve kurtuluş beklentisinin zamanla nasıl açgözlülüğe ve trajediye dönüştüğünü gösterir. Sade anlatımı sayesinde hikâyenin duygusal etkisi oldukça güçlü hissedilir. Roman, yalnızca bir keşif ve yükselme hikâyesi değil; aynı zamanda insan doğasının karanlık yönlerine, para ve güç karşısında değişen değerlere dair derin bir sorgulamadır. İnci, başlangıçta bir şans gibi görünse de giderek felaketin merkezine dönüşür. Bu yönüyle eser, küçük bir hikâye içinde büyük bir insanlık dersini etkileyici biçimde sunar.
nidaaa_
Bilge
Duygusal ve etkikeyici bir kitap, tavsiye ederim.
Y.Tuğçe
Kitapkurdu
Hüzün ve sinir krizlerinin peş peşe içinize sıralanacağı bi eser. Yorumlarımda kitap içeriğinden bahsetmiyorum. Sürprizbozan olmak istemem. Muhakkak okuyacağım isimli bir listeniz varsa eklemelisiniz. Kısa ama etkileyici bi eser. Yazara zaten hayranım orası tartışmaya kapalı.
tarihçi_22
Kitapkurdu
steinbeck bu kitabıyla üzse de okunmalı
Aykut Güngör
Üstat
Anlatımı çok güzel kısa ve öz
Tc_beyza
Çok çok güzel bir kitap sıkılmadan okunacak bir kitap
şükrann2
Kaşif
sayfa sayısı az güzel ve etkileyici bir hikaye.
kitapsever öğretmen
Üstat
çok güzel, çok beğendim. tavsiye ederim
neslikan
Güzel etkileyici bir hikaye olmuş
Ceren Yılmaz
Üstat
Küçükte olsa dünya klasiklerinden ve yazarlarından okumak şart her yazarın ayrı bir anlatımı var
temelmas
Üstat
Güzel bir direniş hikayesi. Hüzünlü...
borutegin
Bilge
Steinbeck'in etkili kaleminden kısa olmasına rağmen uzun bir süre etki bırakan kitap.
Gülhan Eylül
Çayınızı demleyip okurken bir solukta bitireceğiniz çok güzel bir eser
Özlem çanlı
Kitapkurdu
John Steinbeckin okuduğum 2. kitabı çok güzel
Erdal Efe
zengin olma hevesinin getirdiği trajedilerden bir kesit