Dergâh Yayınları bünyesinde 2000 yılında yayımlanmış olan bu eser, aynı yıl Türkiye Yazarlar Birliği deneme ödülüne lâyık görülmüştür. Ahmet Turan Alkan hocanın da yazılarında sitayişle bahsettiği bu kitap, akıcı üslubuyla, arı duru Türkçesiyle, okurun damağında bıraktığı o doyumsuz lezzetiyle gerçekten hoş bir eser. Yazar, mazide kalmış güzellikleri, tarihin tozlu raflarından indirip, kullandığı kelimelerle silip parlatıyor, hoş ifadelerle süsleyerek o doyumsuz Türkçesiyle okurun önüne servis ediyor. Yitirdiğimizi dahi fark etmediğimiz nice güzel duyguyu, kavramı kendine has üslubuyla okuyucunun yüreğine dokundurarak anlatmayı başarıyor.
Kimi zaman yazarla birlikte atlara binip, kaf dağının ardına yoculuğa çıkıyoruz, kimi zaman da çocukluğumuzda kalan o güzel oyunların içinde buluyoruz kendimizi. Yazar bunu yaparken asla melankolik bir ruh hali ya da nostalji sevdası içinde değil. Yitirdiğimiz bazı duyguları bizlere hatırlatmak için, çocukluktaki oyunları, içinden turna geçen türküleri ve buna benzer güzellikleri vesile yapıyor sadece. Okuyucunun temiz bir Türkçe ile karşılaşmasını sağlayacak, mazide kalmış hoş duygulara ayna tutacak ve düşünce tembelliğine dûçar olanların silkinmesine yardımcı olacak bu kitabı özellikle deneme okumayı sevenlere tavsiye ediyorum.