Kitap Can Dündar'ın hemen her kitabındaki gibi bir solukta okunabilecek türden bir kitap. Birand'ın hayat yolculuğu içerisinde Türkiye'nin siyasi ve toplumsal olaylarının da arka fonda olduğu bir metin okuyorsunuz. Kitabın sonlarında biraz da politik kaygılarla sanırım, yakın tarihin önemli olaylarına benim umduğum ağırlık verilmemiş. Hatta Can Dündar/ Rıdvan Akar'ın "Karaoğlan" belgeselinde kullandığı tabirle söylersek, "yakın tarihin kara kutusu" beklediğim kadar açılmamış. Kitabı çok beğendim diyemem ama beğenmedim de diyemem. Okunabilir sürekleyici bir eser olmuş, ben kendi adıma hemen her kitabını okuduğum Birand'ı daha fazla tanıdım, o kesin. Ama iki noktada eleştirim var, birincisi Can Dündar ne kadar objektif dese de gayet de açıklanabilir nesnel nedenlerle objektif kalamış, Birand yanından bir methiye tarzında kaleme almış kalemi. İkincisi ise can dündar belli kalıpları artık çok bariz ve kabak tadı veren bir şekilde kitabında kullanıyor. Örneğin, "eski günler, sakatlık, yoksul çocukluk.. hepsi ama hepsi Birand için geride kalmıştı" diye bir cümle var kitapta. Bunun bir benzerini Karaoğlan belgeseli ve kitabının sonunda "darbeler, mahkemeler, siyasetin katılığı ile şiirin hayal dünyası arasında gidip gelmeler hepsi ama hepsi geride kalmıştı" diye bulursunuz. Biraz aceleye gelmiş ve Can Dündar bu kitaba fazla özenmemiş. Ama yine de alın okuyun derim, hiç okumamaktan iyidir vasat da olsa bir kitap okumak..