Dağcı'nın hayat arkadaşı Regina' nın ölümü sonrası yaşadıkları daha doğrusu yokluğunun verdiği acıları yazdığı bir Hatıra Defteri.Yazarı tanımak isteyenler okuyabilir. Dıygu ve yazılanlar tekrar gibi hissettirdi bana...
Rus Emperyalizmi altında inleyen bir coğrafyada büyüyüp yaşamını sürdürmeye çalıştı Cengiz Dağcı. Kıtlık, yoksulluk, zulüm, sürgün.
Birçoğunu yaşadı.
•
Ve bu yıllarda ona ‘yarım asır’ yarenlik edecek bir güzel kadın: Regina.
1998’de kaybediyor Regina’yı. Dinmiyor sızısı.
Ve yazıyor ona, onun için:
“Sakın beni yanlış anlama, senin ruhunu şadlandırmak amacıyla yazmıyorum bu satırları burada.
Ben kapalı kalamazdım sana; iç ve dış dünyamla sana açık, beni olduğum gibi görmen ve tanıman gerekiyordu; ben de seni.”(s.104)
•
Sevmek nedir diye ‘sıkıcı’ bir soru sormak isterdim bu büyük Türk’e. Utanıp sıkılarak bu eserini sunardı bence cevap olarak.
•
“Sen hayattayken yalnızlığın gerçek anlamını bilmeyen ben, şimdi yalnızlığın ne olduğunu öğrenmenin gerekliliğini düşünüyorum. Öğrenebilecek miyim?”(s.19)
•
Gizlerinden arınmış bir Cengiz Dağcı var burada. Buyurun.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
cengiz dagcının acılarını dindiren biryandanda yarım bırakıp giden aşkı regina hanım.tükenmek bilmiyor aşkımız regina heryerde sen varsın. mutlaka okunmalı
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Flashbacklerle dinamiklenen güzel bir öykü bekliyordum ama ölen eşine olan özlemini sürekli aynı cümlelerle tekrarlayan birinin anlatısını buldum. En iyi yanı uzun olmaması.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Cengiz Dağcı nın okuduğum ilk kitabı. Bir aşk kitabı. Bir adamın ölmüş olan karısına karşı bir aşk kusması sanki. Ne mutlu Cengiz ve Regina ya ki bu dünya da birbirini bulup tam anlamıyla birbirlerini tamamlamışlar.
Dağcı'nın II. Dünya Savaşı yıllarında tanışıp, hayatını birleştirdiği, Polonya asıllı eşi Regina'nın vefatının ardından, onun için yazdığı kitap. Tesir gücü yaşanmışlığınan kaynaklanıyor biraz da...
Regina, Cengiz Dağcı'nın en hisli yanını ele veren bir kitap. Gönderilmemiş mektuplar gibidir. Adaşı Aytmatov'un "Cemile" gibi Regina da muntazam bir aşk hikâyesinin kitaplaştırılmasıdır. Üstelik Regina Cengiz Dağcı'nın ölüme uğurladığı ama asla unutamadığı hayat arkadaşı, eşidir. Evliliklerin bile kirlendiği günümüzde "asîl aşk"a açılan bir penceredir Regina.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Şu anda okuduğunuz kitap bittikten sonra mutlaka Regina'yı okuyun.Dünyanın, şimdiye kadar yazılmış en güzel aşk romanlarından bile daha güzel.Çünkü kitap noktasına virgülüne kadar aşkla yoğurulmuş.Öyle bir aşk ki burada okuyacaklarınız sadece kelimelere yansımış hali.Demek böyle aşklar sadece şarkılarda, filmlerde, romanlarda olmuyormuş, gerçekten de yaşana biliyormuş diyorsunuz ve gerçek aşkın sevgi, saygı, hoşgörü ve de en önemlisi emek istediğini gerçekten aşık insanın da kalbinde sadece bir kişiye yer olduğunu, "aşkın ömrünün üç yıl" olmadığını, gerçek aşıkları ölümün bile ayıramayacağını anlıyorsunuz.Kitap bittikten sonra da keşke her insan aşkını böyle yaşasa diyor ve elinizde olmadan Cengiz Dağcı'ya imreniyorsunuz.
C. DAĞCI’NIN REGİNA’SI Y A DA KELİMELERDE YAŞAYAN AŞK Regina ;Kırımlı ünlü yazar Cengiz Dağcı’nın hanımının vefatından sonra yazdığı tek kelime ile bir aşk kitabı.Okuduğunuz her cümle bir hatıranın acılara inkılap etmiş hali..Kitabın hangi sayfasını açarsanız açın her bir sayfada , sevdiğinin yazarın elinden uçup gitmesinden duyduğu elemle karşılaşıyor ve yazarın eskiye duyduğu o müthiş özlemle buluşuyorsunuz. Hatıraların bir sis perisi gibi yazarı nasıl takip ettiğini yine yazarının ifadelerinde görüyor,unutulmazlık neymiş onu müşahede ediyorsunuz.Bir perde,bir çiçek hatta bir kapı ya da bütün bir mekan sevilen bir insanla nasıl güzelleşiyor;ve o ,oradan kaybolup gittiğinde nasıl insana,sevenine acı veriyor ,eseri okudukça anlıyorsunuz. Bu manada Regina tam bir aşk kitabı.Hem de yazları oldukça sık gördüğümüz mevsimlik aşkların değil, her haliyle samimiyetin ,bir birini olduğu haliyle kabul etmenin simgesi olan, ömür boyu süren aşkların kelimelere dökülmüş müsveddesi. Müsveddesi diyorum çünkü siz kitabı okurken öyle derin hayallere dalıyor,sevda bahçesinden öyle güzellikleri kendi adınıza deviriyorsunuz ki,yazarının bu aşkı bizzat yaşayanın duygularını his kabiliyetiniz ölçüsünde anca anlayabiliyorsunuz.Ona da anlamak denirse. Yazar bu kitapta hanımıyla beraber geçen zamanlarının,bu unutulmaz hatıralarının tümünü gözleriniz önüne seriyor.Hanımıyla yaşadığı pek çok şeyi yazar, o yerleri tekrar dolaşırken hatırladıkları kadarıyla sizinle eksiksiz paylaşıyor. Yazarı bazen evde oturmuş ayrılıktan neşet eden hüzünleri ile baş başa görüyor ve onun ağlamaklı ifadelerinde yalnızlığının ,acısının izlerini hissediyorsunuz.”Her şey uzaklaşıyor benden,çaresizim.Evin karanlık bir köşesine büzülüp oturasım ve başımı ellerinin arasına alıp ölesim geliyor.” “Düşlerim ve düşüncelerim yalnız senin yanında ve seninle yeşerdi.Ve sen gözlerini hayata kapatınca beni hayata bağlayan her şey seninle birlikte senin yattığın mezarlığa gömüldü.” Eseri kendini kaptırmış okurken bazen sayfalarda bir güzel türkü sizi karşılıyor; Kaya dibi saz olur Gül açarsa yaz olur Men sana gül diyemem Gülün ömrü az olur bazen de sırlı bir sözün ufku açık yamaçlarında yorgun gönlünüzle dolaşıyorsunuz..Bazen de okuduklarınızda geçmişi ait gizli bir serenat hissediyor ve aşkın büyüklüğü kadar, ayrılığının acısının derecesinin nasıl olduğunu fark ediyorsunuz O bir yerde ;””Benimlesin” kelimesi hiç solmayacak ,hiç pörsümeyecek ,hiç sönmeyecek benim dudaklarımda”diyor.Son olarak şunu ifade etmek istiyorum; bu kitapta okuduğunuz her bir cümlede sizi yaşayan bir aşk ,kelimler de yaşayan bir aşk karşılıyor.