“İnsanın ölümü ile doğumu birbirine değdiği vakit, yaratılış gerçekleşiyor.”
Macar yazar Peter Nadas ile öykü derlemesi Ölümle Baş Başa ile tanıştım - ve çok sevdim kendisini, beklemediğim kadar çok. Kitap, yazarın yirmili yaşlarında yazdığı üç öykü ile, ilerleyen yaşlarında bir kalp krizi atlattıktan sonra kaleme aldığı ve kitaba da ismini veren bir dördüncü öyküden oluşuyor. Tuhaftır ki erken dönemde yazdığı üç öyküyü çok daha fazla sevdim bu sonuncuya göre.
İlk üç öykü ağırlıklı olarak çocukluğa ve çocukların bakış açısına odaklanıyor. Çocuk olmayı, dünyada olup biteni yarım yamalak anlar halde olmayı, o kaygıyı ve çocukluğa içkin kötülüğü öyle güzel aktarmış ki Nadas. Yer yer hemşehrisi Agota Kristof’u anımsattı bazı cümleleri. (Yani bence onu seven bunu da sever, evet.)
Mevzubahis öyküler, Macar toplumunu sarsan savaştan ve komünizm tecrübesinden de muaf değil; tüm öykülerde bir toplumsal arka plan görmek mümkün. Siyasetin sebep olduğu yarılmalar, ırkçılık, sosyal adaletsizlik, şiddet, ataerki... Hiçbirini insanın gözüne sokmadan ince ince işliyor yazar.
Özellikle üçüncü öykü olan Kuzu’yu müthiş etkileyici bulduğumu söylemem lazım, bir öyküde bu kadar çok yeri işaretlediğim epeydir olmamıştı. Kuzu’da anlatılan Roth Amca ile tanışmanızı çok isterim.
Bu öyküden bir alıntıyla bitireyim: “Çok kez duymuşumdur yetişkinlerin çocukların ne kadar acımasız olduğuna hayret ettiklerini. Ben öyle sanıyorum ki biz, ana babalarımızdan daha acımasız değildik, sadece çevremizin Róth Amca hakkında oluşturduğu ve yıllar boyunca olgunlaştırdığı düşünce, bizim eylemlerimizde somutlaşıyordu, çünkü biz, toplumun diğer yetişkin bireylerinin aksine, eylemlerimizin değerini tartamıyorduk. Ve çocuğun acımasızlığını, yetişkinin örtülü onun için de sinsi acımasızlığından ayıran bu açıklık kuşkusuz olayları hızlandırdı. Hızlandırdı, çünkü yetişkinler, bizim hareketlerimizde kendi düşüncelerinin doğrulandığını gördüler; biz onların düşüncelerinin maskesini indirdik, onlar bunu görünce geri adim atacaklarına, yaptıklarından vazgeçeceklerine daha beter gözleri döndü.”
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Nadas, birbirinden güzel 3 hikayede fiziksel ve psikolojik şiddet kavramını olağanüstü bir anlatımla sözcüklere döküyor. Üçünde de çocuklardaki acımasızlığın aslında ebeveynlerinin örtülü, şiddete yönelik davranış kalıplarının yansıması olduğunu vurguluyor. Ama kitaba ismini veren son hikaye bambaşka yaşamla ölüm arasındaki ince çizgiyi okura soluksuz yaşatıyor. Mükemmel bir yazar, kesinlikle tavsiyemdir, kitap yurdundan diğer kitabını da biz okurlara ulaştırmasını diliyorum.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Peter Nadas'ın 2003 Franz Kafka edebiyat ödüllü öykü kitabı. İçindeki 3 öykü insanlık hallerini bir çocuğun gözünden anlatan öykülerden oluşuyor. Çehov'un durum hikayelerini andırıyor ancak fazlaca duygu barındırıyorlar.
Kitaba adını veren son öykü biraz farklı diğerlerinden. Bu öyküde kalp krizi geçirerek ölüme çok yaklaşan bir adamın içinde bulunduğu ruh hali tüm detayıyla kendi ağzından anlatılıyor. Ölümden dönmesi kendisi için yeni bir doğum olmuştur. " Hakikati bir kere öğrendikten sonra nesnelerin gerçek varlığını ciddiye almak zor geldi." cümlesi öykünün ana fikrini ortaya koymaktadır.
Kitapta yaşadığı çevreyi sezgileriyle kavramaya çalışan bir çocuğun, ailesinden bağımsız kendi doğrularıyla yalanlarını ayırt edebilmek için verdiği mücadeleye şahit oluyoruz. Hikayenin anlatıcısı olan çocuk, iç sesiyle inancı keşfedişini ve bunun gündelik hayat ile çatışan yanlarını gösteriyor okura. Anlatıcı çocuk evde çalışan hizmetkar Sizidike’den ve aslında yabancılaştığı bütün dünyadan şüphe ediyor. Hikayeyi okuyup ilerledikçe adeta çocukken benliğimizi kemiren korkuların yaşantımızı ve duygularımızı nasıl şekillendirdiğini de görmemize vesile oluyor