Harap olmuş, su ve gıda kaynakları azalmış, virüsün yeniden ölüm saçma tehlikesini her an ensesinde hisseden dünyada, Birleşik Federasyonlar Parlamentosu'nun uzayda yeni yerleşim yerleri arayışı sürerken, insanlar -zorunlu olarak- komünal bir düzen içerisinde yaşamayı seçmişlerdir. Kuzeydeki Nordzest kentinde bilimsel faaliyetlerde bulunan "Soğuk İstasyon"daki iki intihar vakasını araştırmaya memur edilen genç bir adamın, bu soğuk kentteki tek sığınak olan "Ennonia" oteline gelmesiyle başlar hikayemiz. Polisiye severleri de hemen kendisine çekiveren bir muamma söz konusudur sanki. Ancak ilk bir kaç bölümün ardından, polisiye yanı kalmaz anlatının, Kafkaesk bir atmosferi solumaya başlarız.
Zordur Kafka'nın karakterlerini hatırlatan genç adamın işi; otelde kalanlar ve rapor vermek zorunda olduğu Nordzest kenti bürokratları ilgi göstermez bu gizli servis ajanına. Çaresizlikle kapı kapı dolaşır "Soğuk İstasyon"a ulaşmak için. Bir çok kez, açılan telefonlardan hışırtıdan başka bir ses çıkmaz.Rastladığı tiplerin hemen hepsi garip tavırlar içerisindedir ve anlamsız konuşmalar yaparlar genç adamla. Otelin kendisi de bir gariptir. Tam bu sırada, 475 numaralı odadan başka bir boyuta geçiverir.
Romanın bundan sonrası, -tıpkı Solaris gezegeni gibi- canlı bir organizmaya dönüşen Ennonia otelinin labirentleri ve bu labirentlerde kendisini ve hayatı yeniden keşfeden gizli servis ajanının araştırmalarına ayrılmış. Mehmet Açar, kahramanını çeşitli zaman dilimleri arasında dolaştırırken, hem intihar vakalarına, hem de Ennonia otelindeki sırlara bir açıklık getiriyor