iran her zaman ilgimi çekmiştir. dili kültürü mezhebi çok çeşitli etnik yapısı ve tabi ki rejimi. rejim islam rejimi değil mollalar rejimidir. bu kitabı okuyunca şahın gitmesiyle seküler hayat tarzına sahip insanların hayatlarının nasıl mahvolduğunu anladım. kitabı okudukça hayretim arttı. özellikle rejimin aydınlara suikast düzenlemesi ve bunu itiraf ettiğini okuyunca kanım dondu. devrim gerçekleşirken birçok insan şah taraftarı olduğu iddia edilierek hunharca hukuksuzca katledilmişti. tıpkı bizim istiklal mahkemeleri gibi. ancak devrimden sonrada cinayetler devam etmiş ve birçok aydın evinde sokakta suikaste maruz kalmıştır. şairlerin düşünürlerin olduğu bir otobüsün uçuruma sürüklenmek istenmesi dehşet verici. ayrıca kadınları resmen kanunlarla aşağılamak da cabası. kadın hakim olamaz diye bir islami kural mı var?! Hz. Aişe müçtehide idi sahabeler soru sorardı. trafikte ölen kadınla erkeğin ailesine ödenen tazminat bile eşit değil. adaleti yerine getirmesi şiar olması gereken islam devletinin tecavüze uğrayan kızdan tecavüzcüye ceza vermek için para istemesi rezalettir. kitapta başka birçok hukuksuzluk göze çarpıyor. şirin ebadi bütün zorluklara rağmen direnip kadınlara direniş duygusunu aşılamış ve iranda yeni bir dönemi başlatmıştır. şu kesin ki mollalar rejimi ayakta tutmak için Kuran ve sünnete dayanmayan indi görüşleriyle her türlü adaletsizliği hukuksuzluğu yaparlar. şu kesinki iran halkı yağmurdan kaçarken doluya tutulmuştur. iran türkleri arapları türkmenleri kürtleri sünnileri bahaileri seküler farsları baskı altındadır. rejim güngeçtikçe baskısını artırıyor buna bağlı olarak düşamanını çoğaltıyor!