László Krasznahorkai’nin kült kitabı Şeytan Tangosu’nu daha evvel okumaya başlayıp bir türlü içine girememiş, tekrar denemek üzere kenara ayırmıştım aylar önce. Bu sefer oldu. Öncelikle hiç kolay bir metin olmadığını söyleyeyim: sayfalar boyunca süren paragraflar, noktasız cümleler, zamanın neredeyse akmadığı o yoğun, tekinsiz, tuhaf, kasvetli atmosfer... Ama romanın büyüsü tam da bu zorluğundan geliyor sanki; yavaşlığının içinde kendine has, acayip bir ritmi var.
Macaristan kırsalında, çöküşün eşiğinde bir kolektifteyiz. Her şey terk edilmiş gibi: toprak çamur içinde, evler rutubet kokuyor, insanlar yorgun, hayaller yarım. Günlerden bir gün, uzun zaman önce ortadan kaybolan Irimiás’ın geri döneceği söylentisi yayılıyor ve bu haber o ölmekte olan dünyaya bir hareket, bir kurtuluş umudu getiriyor.
Krasznahorkai’nin dili çok acayip - sanki bir karakterin zihninde dönüp duran düşünceleri takip ediyoruz gibi; kendi içinde mantıklı gözüken ama delilik sınırına sürekli gidip gelen cümleler okuyoruz. Her an tuhaf, rahatsız edici, tekinsiz bir şeyle karşılaşma riskimiz var, o nedenle insan bu iç monologların arasında dolaşırken bazen kayboluyor, aynı cümleyi birkaç kez okuma ihtiyacı hissediyor. Ama öyle garip bir yoğunluğu var ki anlatının, insanı avucunun içine alıveriyor resmen.
Yazar zamanı hem ileri hem geri sarıyor, aynı olayı farklı karakterlerin gözünden görüyoruz. Bu tekrarlarla aslında okura “ne anlattığıma değil, nasıl anlattığıma bak” diyor gibi yazar. Bu oyunlu dil de Irimiás karakterinin karizmasıyla birleşince neredeyse kutsal bir anlatıya dönüşüyor, insanlar kendi kurtarıcılarını yaratıp sonra ona tutsak oluyorlar.
Tabii tüm bunlar olurken arkada sosyalizmin çöküşünü, bireyin çaresizliğini, yaşanan kolektif hayal kırıklığını da anlatıyor yazar ama asla didaktikleşmeden, bol bol semboller ve metaforlar kullanarak aktarıyor meselesini.
Ezcümle: Şeytan Tangosu öyle kolayca okunacak bir roman değil ama o kadar atmosferik ki insan o çamurlu, ıslak, tuhaf “site”nin içine girdi mi kolayca çıkamıyor. Ben çok sevdim. Ama yineliyorum, muhakkak sakin kafayla okuyunuz.
Şeytan Tangosu "apokaliptik" bir roman. "Kıyamet ile ilgili" "kıyamete benzeyen" demekmiş apokaliptik. Çürüyen bir düzende kesilmeksizin yağan yağmurlar, çamur, her yeri saran örümcekler eşliğinde bir kurtarıcı bekleyen, sitedeki her biri bir değeri temsil eden karakterler, Mesih rolü yüklenen İrimias ve Petrina onların peşinden varını yoğunu ona teslim eden insanların hikâyelerini okuyoruz. Bir de bu çürümüş düzenden ayrılmayan, geride kalan insanları ve hepsini gözleyen "doktor" un hikâyesini. Ahlakı çözülme, yüzeysel, batıl din anlayışı, statüko, zorbalık, bireysel sorgulamalar. masumiyet karakterler ile sembolle it itilmiş bence.
Üstkurmasıyla, adını taşıyan ritmiyle, atmosferi ile okuması emek istese de unutulmaz eserlerden oldu benim için. Yedi saatlik Bela Tarr filmi ile eş zamanlı izlemenizi tavsiye ederim.
Yazar nasıl zor yazdı acaba; çünkü ben çok zor okudum. Bir kez başladım sonra bıraktım sonra usul usul tekrar okudum.Döne döne okumak bu olsa gerek.Kapanın ortasına bir peynir konuşmuş okur da fare, uzanıp uzanıp ulaşamama hali.
Kitabı okurken durursanız orada kalırsınız, hızlanmaya çalışırsanız tıkanırsınız; eğer kaçmaya çalışırsanız merakınıza yenilip tekrar elinize alırsınız .
Her bir karakterin metaforik olarak incelenmesi lazım, kim kimdir nedir, neyi ifade eder of bile demeden bakmak gerekiyor. Uzun uzun cümlelerin peşine düşüp kaybolmak lazım ama Proust cümleleri gibi asla cümlenin başını kaçırmadan zihinden öyle …
Şeytana uy; tango rehberin olsun. Ya seni yoldan çıkarır şımartır; ya seni yarı yolda bırakır. Kurtarıcı beklerken aldandığını hissedip öfkelenir ama azıcık umut gördüğünüzde kendinizden geçip kurtarıcının ellerine teslim olursunuz.
Ya düzen sizi parçalayıp yutar ya da düzene kavuşur kurtulduğunuzu sanıp; düzenin “kölesi” olup köşenize oturursunuz.
En az filmi kadar bilinmezlik,kaos,izdüşüm hakim kitapta da. Okuyanların çokluğunun beğenmeyeceği bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü çoğu betimlemesini anlamadım aşırı sembolizm işlenmiş kitapta çoğu okuduğum sayfa aklımdan uçtu gitti hemen bence biraz daha vakti var okunmak için.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Macar modernist edebiyatının en güçlü kaleminden güçlü bir roman. Fakat her okuyucuya hitap etmiyor, modernizm ve postmodernizmin yazım tekniklerini karışık ve anlaması güç buluyorsanız ya da bir klasik kitaplar okuyucusuysanız bu kitap size göre değil demektir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Olay kurgusu oldukça karışık ve akıcı olmayan bir kitap. Film nedeniyle bu kadar popüler olmasından da anlaşılacağı üzere filmin kitabından daha güzel olduğu nadir eserlerden.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
akıcı bir kitap olmadığını rahatlıkla söyleyebilirim. filmi daha çok ünlenip kitabın önüne geçmiş. açıkcası yazarın iki kitabını okudum ve sevmedim diyebilirim. nokta kullanmayı sevmeyen bir yazar.