George Orwell’ın hicvi nitelikte bir eseri olan Hayvan Çiftliği ilk olarak 1945’te yayımlanmıştır. Eser; sahiplerine isyan eden ve hayvanların eşit, özgür ve mutlu olduğu bir toplum oluşturmayı düşleyen çiftlik hayvanlarının sıra dışı hikâyesini anlatmaktadır. Bununla birlikte hayvanların isyan hareketi ihanete uğrar ve çiftlik hayal edildiğinin aksine önceki kadar kötü bir hâle dönüşür.
Hayalden hakikate sıra dışı bir iktidar mücadelesinin ele alındığı eser alegorik olarak önemli mesajlar vermektedir. Yayımlandığında Stalin döneminin eleştirisi olarak bilinen eser esasında sadece Stalin dönemi için değil, tüm otoriter ve totaliter rejimlere önemli eleştiriler yöneltmektedir. Bu nedenle Batı da dâhil olmak üzere otoriterleşme hareketlerinin gündemden düşmediği dünyada eserin eleştirileri güncelliğini devam ettirmektedir. Eserdeki metaforik olarak ele alınan her olayda insan ister istemez yakında veya uzakta bir hukuk dışı olayla bağlantı kurmaktadır.
Sovyet Rusya’nın kapitalist dünyaya verdiği ilk tavizlerden ticari ilişkilerin başlatılması da komşu çiftliklerle kereste ticareti ve şehirdekilerle yumurta ticareti olarak eserde yer almaktadır.
Eserde hayvanların lideri hâline gelen Napoleon, yanındaki Squealer ve olaylar insana o kadar yakın gelmektedir ki o ortamı bir yerlerden anımsıyormuşuz hissi uyanmaktadır. Söz gelimi Squealer, Hitler'in Halkı Aydınlatma ve Propaganda Bakanı Goebbels’e ne kadar benzemektedir. Squealer hayvanların ikna edilmesinde ve hakikatlerin tersyüz edilmesinde sanki Goebbels’in “Yalanlar ne kadar büyük olursa insanlar o kadar kolay inanır.” sözünü uygulamaktadır.
Günah keçisi ve tarihin yeniden yazımı üzerinden önemli mesajlar verilmektedir. Otoriter rejimler, Hitler Almanya’sında Yahudi ve McCarthyciliğin hâkim olduğu Amerika Birleşik Devletleri’nde komünist gibi değişik adlar altında günah keçileri üzerinden iktidarlarını sağlamlaştırmaktadır. Eserde Snowball üzerinden günah keçisi metaforu etkili bir şekilde ele alınmıştır: Napoleon her başı sıkıştığında günah keçisi Snowball’u devreye sokmaktadır. İsimler farklı olsa da yöntemler ne kadar tanıdık gelmektedir.
Koyunlar üzerinden işlenen yardakçı metaforu otoriter rejimlerde lidere göre söylem değiştiren gazeteci ve trol ordusuna ne kadar da benzemektedir! Küçük bir eleştiriye bile müsaade edilmeyerek eleştirinin susturulması, etkisizleştirilmesi ve bastırılması sistematik olarak gerçekleştirilmektedir.
Lider kültü de eserde başarılı şekilde ele alınmıştır. Liderin tanrılaştırılması bağlamında “Napoleon Yoldaş’ın önderliği olmasaydı, gölün suyu bu kadar tatlı olur muydu?” sözü gelinen aşamayı gözler önüne sermektedir.
Herkes çok zor şartlara katlansa da yöneticiler ve onları koruyanlar bu durumdan etkilenmemektedir. Napoleon’un annelerinden ayırıp canavarları özel olarak yetiştirmesi otoriter rejimin devamı bakımından püf noktalara işaret etmektedir.
Hukuk kurallarının dejenere edilmesi, cahil grupların kim konuşuyorsa ona inanması, halkın cahil bırakılması, karar alma mekanizmalarının işlevsiz hâle getirilmesi, her eleştiri girişimini düşmanla korkutma ve bastırma, liderin zaaf ve ikiyüzlülüğünün taktik olarak nitelendirilmesi, istatistiklerle halkın kandırılması, duruma göre düşmanın değişmesi, “yanılmışız” klasiği ve liderin tanrılaştırılması gibi otoriter rejimlerin kullandığı pek çok yönteme eserde rastlanmaktadır.
Domuz üzerinden verilen mesaj, bunların insanlara benzemeye çalışması ve son kertede domuzların insanlardan ayırt edilememesi, mefhumu muhalifinden insan topluluğu yönetimlerinin de domuzlaşması ve onlardan ayırt edilemeyecek hâle gelmesi metaforunu içermektedir.
Eserin tercümesi genel olarak akıcı olmakla birlikte birkaç yerde kullanılan kelimeler dikkati çekmektedir. Örneğin “birerlekol” (s. 13), “ürküye kapıl”mak (s. 48), “tecimsel” (s. 70) ve “anafordan” (s. 106) kelimelerinin yerine yaşayan Türkçede olan kelimelerden sırasıyla “tek sıra”, “korkuya/telaşa kapıl”mak, “ticari” ve “yolsuzluk yaparak” kullanılsa bu kelimelerin kullanıldığı cümleler daha anlaşılır olurdu. Eserde, bölüm başlıklarının ve bazı kelimelerin yazılışından tırnak içerisindeki ifadelerin yazılışına kadar azımsanmayacak kadar yazım yanlışına rastlanmaktadır. En çok satılan eserler listesinde yer alan eserler genel okuyucu kitlesine hitap ettiğinden bu tür eserlerde yazım kurallarına daha fazla riayet edilmesi beklenir. Bu eserin orijinal metni olan İngilizcesinde beş adet yazım yanlışı bulana helal olsun!
Bütün Hayvanlar Eşittir, Ancak Bazı Hayvanlar Diğerlerinden Daha Eşittir
Merhaba sevgili kitap kurtları, bu yorumumda sizlere George Orwell'in kült eseri sayılan Hayvan Çiftliği'nden bahsedeceğim.
George Orwell'la ve bu kitapla ilk kez üniversite birinci sınıfta tanışmıştım. Türkçe hocamız vizede bu kitaptan sorumlu tutmuştu. Kitapları ödev, not, okuyup özetini çıkarmak vb. olarak okumaktan hiçbir zaman hoşlanmayan biri olarak Hayvan Çiftliği ile ilgili ilk intibam olumsuzdu. Mecburiyetten kitabı aldım ve okumaya başladım. Ancak okuyup bitirdikten sonra kitabın beklentilerimin çok üstünde olduğunu fark ettim ve daha geniş bir zamanda yeniden okumaya karar verdim.
Hayvan Çiftliği'ni ikinci kez okumak için bir süre bekledim. Bu sırada George Orwell'a olan ilgim artmıştı ve 1984'ü okumuştum. Hayvan Çiftliği'ni yeniden okumaya karar verdiğimde mezun olmuştum, bilişsel olarak gelişmiştim, Dünya'ya ve olaylara bakış açım değişmişti. Belki de en önemlisi kimse beni bu kitabı okumaya mecbur etmiyordu ve bol vaktimin olduğu bir dönemdeydim. Sadece bir hafta sonunda kitabı baştan sona bitirdim. Bu kez hissettiklerim, kitaptan aldığım tat ilk okumamdan daha farklıydı.
Hayvan Çiftliği, Stalin dönemi için yazılmış bir kitap olsa da benim için çok daha fazlasını ifade ediyor. Zarar gören, eziyet edilen hayvanlar daha iyi bir yaşam için devrim yapıyorlar. İyi niyetle başlayan bu devrim, zamanla amacından sapıyor ve başlangıçta karşı geldikleri zulmün ta kendisi haline geliyorlar. Bunu sadece Stalin devriyle sınırlandırmamak gerektiğini düşünüyorum. Siyasi, sosyal, ekonomik vb. insanın olduğu her toplulukta buna benzer örneklerle karşılaşabiliriz. Gücü elde etmek isteyen, bu uğurda her yolu mübah gören insanlar var oldukça Hayvan Çiftliği de popülerliğini koruyacaktır.
Aslında tüm insanlar eşittir. Ancak biz koyduğumuz kurallarla ve otoriteye olan sorgusuz sualsiz bağlılığımızla bazı insanları daha eşit bir hale getiriyoruz. Kitabı bir de bu gözle okumanızı tavsiye ederim.
İyi okumalar dilerim.
Akıcı olduğu bir gerçek, okuması gerçekten çok basit ve hızlıydı. Kitap tamamen Rusya'daki komünist devrimini farklı benzetmelerle ve metaforlarla masalsı bir biçimde ele alıyor. Özellikle tarihte Stalin olarak bildiğim tarihi figürü ve yaptıkları sert diyebileceğim bir biçimde eleştiriyor ve eleştirme biçimi gayet anlaşılır diyebilirim. Hızlandırılmış bir tarih kitabı de denebilir kendisine çünkü olaylar öyle aşırı farklı değil ve bağlantı kurması bir hayli kolay. Ama bahsedildiği kadar de etkiledi diyemem, yine de zevkli ve çerezlik diyebileceğim tarzda bir kitap olduğu için öneriyorum. Kesinlikle zevkli bir kitaptı.
II. Dünya Savaşı’nın sona erdiği ve uluslararası sistemin yeniden şekillendiği bir dönemde; yeni düzenin büyük güçleri birbirlerine göz kırparken Orwell çıkıp kapitalizme, totaliterizme ama özellikle Stalin’e bir çift lafım var, diyor. Sosyalizme değil; sosyalizmin nasıl da totaliterizme dönüştüğüne dair şahane bir yergi sunuyor.
Hikaye bir kapitalist (çiftlik sahibi) tarafından emeği sömürülen hayvanların (işçiler) ayaklanıp kurdukları sosyalist düzende zamanla liderliği ele geçiren domuzların (Lenin, Stalin ve politbüro vs.) menfaatleri uğruna uyguladıkları politikalar ile aslında ilk başta karşı çıktıkları düzenin bir benzerini, hatta daha kötüsünü kurmalarını alegorik bir dille anlatıyor.
Yayımlandığının üzerinden seksen yıl geçtiğine aldanmayın, kitabı okurken aslında insanlığın pek de ilerlemediğini göreceksiniz. Velhasıl dili sade, üslubu akıcı, ana fikri pek güzel olan bu yapıt muhakkak okunmalı.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayvan Çiftliği, kısa olmasına rağmen verdiği mesajlarla oldukça etkileyici bir kitaptı. Gücün nasıl yozlaşabildiğini çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Okuduktan sonra uzun süre düşündüren eserlerden biri...
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Okuduğum en güzel kitaplardan biri. Dispotik ama bir o kadar da gerçekçi. Günümüzü de düşününce sanki bir hayvanlar çiftliği kitabında gibi hissediyorum kendimi.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Hayvan çiftliğinde bizim deyimimizle ayaklar baş olunca yine tam temizlik durumunu göremiyoruz. Zaten sistem ve iktidar değişimi yanındadır. Son ise gayri kabildir.
Satın Alma OnaylıBu ürün yorum sahibi tarafından satın alınmıştır.
Kısa olmasına rağmen verdiği mesajlar oldukça güçlü ve sarsıcı bir kitap. George Orwell, hayvanlar üzerinden kurduğu bu hikâyede güç, iktidar ve yozlaşmayı çok çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Başta basit bir fabl gibi görünse de ilerledikçe derin bir politik eleştiriye dönüşüyor. Okurken bazı sahnelerin gerçek dünyayla ne kadar örtüştüğünü fark edince etkisi daha da artıyor. Akıcı dili sayesinde kolay okunuyor ama düşündürdükleri uzun süre akılda kalıyor.