kitap osmanlı imparatorluğunun çöküş süreci ile başlayıp -malum- zaferle bitiyor ve yeni devletin fikri temellerine göz atmaktan geri kalmıyor.öncelikle yazar mücadeleye oldukça tarafsız gözle bakabilmiş.herhangi bir konuyu okurken sadece türk devletinin değil yabancıların,muhalefetin bu konudaki davranışlarını aktarmış bu da okuyucuya daha derin bir şekilde bakabilme imkanı sunuyor.
biraz da alıntı:
"mustafa kemal paşa,anadolu'da askeri bir idare kurmak niyetinde değildi.gerçi daha çok orduya dayanıyordu.fakat liderliğini yüklendiği hareketi halka mal etmek,meşru göstermek istiyordu.(...)bu nedenle askeri ve sivil idare hiçbir zaman birbirine karıştırılmamış,en önemli vilayetlere bile askeri vali getirilmemiştir."
"1914 ağustosu başında seferberlik ilan edildiği zaman ordunun insan mevcudu 400 binden 640 bine çıkarıldı.subay adedi 24 bin idi.halbuki 5 sene sonra istiklal harbi hazırlanırken 70-80 bin kişilik bir ordunun subay kadrosu tamamlanamamıştır."
"o günlerde (1919 yılı sivas kongresi dönemi-nostra.),ittihatçılıktan ve politikadan millet o kadar ürkmüştü ki,aydın geçinenler bile hiç değilse dış görünüşü kutarmak için,kendilerini de aldatarak,siyaseti reddetmek suretiyle siyaset yapıyordu."
"sakarya savaşı kaybedilseydi,türk ordusunun doğuya doğru,daha gerilere çekilmesi ihtimali bile çok zayıflamış,şüpheli bir hale gelmiş olacaktı.bu takdirde ordu,kuzeye,kastamonu dağlarına çekilmek ve muharebe etmek zorunda kalacaktı.görüştüğümüz kimselerden kumandanların bu tehlikeyi her an hissetklerini öğrenmiş bulunuyoruz.nitekim mürettep kolordu kumandanı kazım (özalp) paşa 'ben artık geri gitmem.sakarya'nın batısına geçip,mihalıççık ormanları ve nallıhan bölgesinde gerilla harbi yaparım' demiş.mustafa kemal da bu görüşü onaylamıştır."