52Yorum
Burcu Yaşar
09.12.2021
Elif şafak romanları içinde apayrı bir yere koyarım bu romanı. İlk okuduğumda ‘ Türk romanı’ yepyeni bir dil kazanıyor diye çok heyecanlanmıştım. Şafak’ın ya da kendi yazımıyla Shafak’ın şimdi geldiği hali görünce üzülüyorum. Onu savunacak hal bırakmadı onu bir zamanlar sevenlerde.
eliff__ugurr
23.01.2016
diğerlerine göre daha farklı ama yine de güzel
kitap sevdası
30.09.2014
Elif Şafak tadında bir duygusallıkla bitiyor. Yine onun tadında bohem, kasvetli ruh halleri ve geçmişin gizli saklı dehlizlerinin kokusunu taşıyor. Edebi anlamda güzel ancak pek çok insana ağır gelebilecek bir roman. En azından bir solukta okunamayacak, imbik imbik damıtılacak bir eser.
ayse_baspinar
20.06.2013
Elif Şafak'ın ilk romanı ve de gayet başarılı. Çok akıcı. Elif Şafak ne kadar kudretli bir yazar olacağının sinyallerini daha o zamandan vermiş.
sevilço
23.03.2012
beğendiğim bir romanıdır elif şafağın. ilk okuduğum , çoğu kitabında olan güzelliği bulduğum kitap
MLEFE
Kitapkurdu
09.09.2009
okurken bazı noktalarda tıkanıp kaldıgınız, kullanılan dili gereğince pek çok kelimeyi anlamakta güçlük çektiğiniz ama tüm bunları bir kenara bırakırsak konusu ve derinliği nedeniyle oldukça begenilecek bir kitap. elif şafağın ilk romanı.
elifnur35
Kitapkurdu
05.08.2009
pinhanın istanbula gidişinden yeniden onunla karşılaşana kadar olan bölümleri çok zorlanarak okudum.en sevdiğim bölümler pinhan ve karanfil yorgaki arasındaki ilişkiyi anlatan bölümler oldu.ne kadar sıkıcı gelse de mutlaka okunmalı,bırakılmamalı çünkü sonlara doğru sürükleyici olmaya başlıyor.dil olarak güzeldi,bazı yerlerdeki şiirsel anlatımı da sevdim.yine de teknik olarak zayıf.ve her karaktere bir lakap takılması da bir yerden sonra sıktı.
tubaesen1
Kitapkurdu
03.07.2009
elif şafak'ın çok farklı çok lezzet veren bir yazımı var. bu kitapta da bunu görüyoruz. dürri babanın dergahının, akrep arif mahallesinin, pinhanın hikayesini heyecanla, kitabı elinizden bırakmadan okursunuz.<br />fakat kitapta bazı ucu boşlukta kalan kısımlar var. beni en çok rahatsız eden yer; kitapta epeyce üzerinde durularak işlenilen nevres ve gözlerinde bulduğu kudretin hiç bir yere bağlanmaması..<br />sonuçta elif şafak belli bir çizgisi olan yazar. eğer bu çizgiyi tanıyor ve okuyorsanız bu kitapta onların arasında olmalı.
ozgur05
Kitapkurdu
14.06.2009
<br /><br />Pinhan adlı bir çocuğun Dürri Baba Tekkesinde girdikten sonra diğerlerinden farkını görerek İstanbula hikayesini aramaya gidişi ve orada yaşadıkları anlatılıyor.Tasavvufa olan ilgim belki çok kolay okumama sebep olmuş olabilir ama bazı kopukluklar olduğunu da söylemek lazım.<br />1-Pinhanın hikayesinden başka diğer olaylara fazla yer verilmiş ve ayrıntılarla sıkıcılık yaratılmış.<br />2- Hikaye net olarak bitmiyor, sonu bir çırpıda önünüze sunuluyor ama siz yeterli bulamıyorsunuz.<br /><br />İhsan Oktay ANAR okuyanlar üslubu tanıdık bulacaklardır.
burme
Kitapkurdu
20.12.2008
Okumaya başladığım kitabı bitirmeden hayatta bırakmam. Yarım bırakmamak için baya bir direndiğim,fakat kitabın diline alıştıktan sonra da çok hızlı biten bir kitap.<br />Etrafımızda çok sık görmeye,duymaya alışık olmadığımız,çoğumuza ters ya da itici gelen durumları öyle ustaca,kelimeleri öyle kurnazlıkla seçip koymuşki yazar ,en çokta bu hoşuma gitti açıkçası.Masalsı anlatım tarzının büyüleyici etkisinide belirtmeden geçemeyeceğim.
Selcan Aktaş
19.12.2008
SİYAH SÜT KİTABINDAN SONRA İLK SAYFALARINDA HER NE KADAR ANLAŞILMAZ GELSE DE OKUDUKÇA KENDİNE TUTKUYLA BAĞLAYAN BİR KİTAP.<br />MAHALLE KÜLTÜRÜNDEN TUTUN DA KÜŞÜLERİN İÇ DÜNYASINA KADAR HERŞEY ÇOK GERÇEKÇİ.SATIRLAR ARASI GÖZ GEZDİRİRKEN BİR KİTABI OKUYORMUŞ GİBİ DEĞİL DE YEPYENİ BİR ALEMİN YENİ BİR ÜYESİYMİŞ GİBİ DAVRANIYOR KELİMELER SİZE.VE FARKINDA OLMADAN KARAKTERLERDEN BİRİ OLUVERİYORSUNUZ.<br />İKİNCİ KEZ OKDUĞUM NADİR KİTAPLARDAN.YAZARIN ANLATIM GÜCÜNÜ KUTLAMAMAMAK EMEĞE SAYGISIZLIK OLUR..
venüs16
04.12.2008
elif şafakın siyah sütünden sonra aldığım tasavvuf ögeleri içerdiğini öğrenince daha da hevesle okumaya başladığım roman bence çok zorlama olmuş.
Burcu Uygur Yeşilnacar
Kitapkurdu
Elif Safak'nın Siyah süt ve Pinhan adlı eserlerinde yazarın diğer eserlerde bulduğum tadı bulamasamda okunmaya değer. Akıcı olmasada gerçekten güzeller.
zgg
22.09.2008
elif safak'in romanlari arasinda en farkli olan pinhan. digerleri ile ruhdas karakterler olabilir ama ayni caga ait olmamalarini sanirim boyle dusunmeme yol acti.

tahliller cok derinlemesine, oyle ki hikaye ile baglantilari sonralari ara ara cikiyor. bana safak'in kitaplari hep su hissi verdi; bir suru ucu acik birakilmis ip sonra beklenmedik bir anda bu acik uclar bir yere veya birbirlerine baglaniveriyor. pinhan'da yazar tahlil ve tasvir yapmanin keyfine oyle bir dalmis ki bazi iplerin ucunu bir yerlere baglamaya ihtiyac bile duymamis.

kelimelerin zenginligi cok etkileyici. safak tum romanlarinda elinde ne var ne yok kullaniyormus izlenimi veriyor. mutfakta ne var ne yok kullanan bir asci gibi. burada safak'in yazarliga bakis acisinin da etkisi var sanki. basarili bir yazar olmanin hirsi ile hiclik, bir daha yazamamayi goze almanin rahatligi arasinda gidip gelmelerinin etkisi. ilk romani pinhan'da -bu hiclik hissinden kaynaklandigini dusundugum- kelimelerdeki muhtesem zenginlik, orneklerdeki cilginca cesitlilik, yazma zevkinin tadini cikarmasi, tasvirleri musrifce diledigi gibi uzun uzun anlatisi diger kitaplardan cok daha baskin. bu kitabin okunurlugu uzerinde bir etkiye sahip ama bu duurm yazarin umrunda degil. oyle ki o her anlattigi hikaye ile bir kapi aciyor okura iceri girip gezmeyi ona birakiyor.




pinhan'daki bu rahat ama acemi hali cok hosuma gitti yazarin. kendini okutmasini profesyonelce bilen bir roman olmayabilir pinhan, ama samimiyeti ve zenginligi etkileyici. yazarin son romanlari sarkacin bir ucundan digerine kaydigi izlenimini uyandirdi bende.




pinhan'in bir de konusu var, o cafcafali, o kalabalik tasvirlerin arasinda bir de hikaye var veya daha dogrusu bir cok hikaye var. pinhan'in hikayesi mesela, ikibaslilik. bu konu bir akademisyen edasiyla ve gayet duygusal olarak ele aliyor. belli ki yazar bu ikibasliligi "lezbiyenlik, escinsellik, subyancilik" gibi bir basitlige indirgemek istemiyor. sittinsenenin Akrep Arif mahallesinin Naks-i Nigar ismini alarak yasadigi ikibaslilikla vurgulamak istiyor bunu. Bir de masalsi bir hal ile sunarak, dervis kiligina sokarak ve bu sakincili kelimelerden uzak durarak hikayenin basitlesmesini engellemek icin ozel bir caba gosteriyor sanki. hem tehlikeli sularda gezinmek hem de bu sulari bulandirarak burada oldugunu pek de belli etmeme kaygisi gibi. burada bulanikliktan kastim aslinda ozene bezene islenmis tul perdeler gibi dikkat ceken ve iyi bir dil ve edebiyat calismasi, konunun daha naturelist ve indirgemeci bir hal almasini engelleyen bir tul.




safak ile ilgili deginmek istedigim bir baska husus; travma hali. sadece bu romanda degil diger romanlarinda da karakterlerin ortak ozelligi bir travma gecirmislik. asil bu travmadan sonra olusuyor karakterler, atesten gecirilmeden sekil verilemeyen cam gibi once bir guzel yakip sonra suslu cam boncuklar yapiyor yazar. anne veya babasi tarafindan terk edilmislik, ikibaslilik, sevgiliden ayri dusmek, sinirlarin ihlal edilmisligi… adi ne olursa olsun bir travma. bir yarali kuslar cenneti safak’in romanlari. evet siyah ve beyaz ayni anda herkesde mevcuttur, elbet pur-u pak iyilerden ve yerin dibine giresice kotulerden olusan didaktik anlatimlar degil beklentimiz. bu anlamda karakterlerin kircilliligi ve ruhlarindaki farkli desenler cok ilgi cekici. yine de sormadan edemiyorum neden yaralar hep bu kadar derinde, niye travma, ufak bir hirpalanmislik romanlara sokmamasi neden? illa klinik vakalar secisi, bir kasvet ve karamsarlik halesini ister istemez sariyor her romanin etrafina. romanlari hep bir kasim ayinin kara bulutlarla kapli yagmur ha yagdi ha yagacak bir ikliminde yazilmis sanki. sunu belirtmeliyim ki, bu durum beni itmedi cunku o klima kendiliginden oyle gelmis. bir zorlama yok ve bir yazardan zorla romanlarina piriltili gunesleri eklemesini beklemek olmaz tabii. beni burada dusunduren “neden boyle” sorusu, nasil olmusta bu iklime kaymis, bu halenin disina cikmamis/cikamamis yazar.




simdi safak’in romanlarinin bir baska ortak yonu; amazon kadinlari. illa ki her romaninda kendine has, degisitirilmez, baskin kislikleriyle goze carpan, goz dolduran iktidar sahibi kadinlar grubu/guruhu var. her birinin kendine has zafiyetlerinin yaninda cok keskin hatlar ile belirlenmis, tavizsiz yonleri var yine kendine ozgu. pinhan’daki 7 kocakari mesela, aslinda hepsi incelenmeye ve okunmaya deger kendi icinde bir roman. bu artik pozitif ayrimcilik mi, safak’in hayatindaki kadinlarin onun uzerinde biraktigi etki mi, kadin konusunda yaptigi akademik calismalar mi, artik her ne sebep olduysa bilinmez bu tas firin kadinlari romanlarinin demirbasi haline gelmis. bu da beni rahatsiz etmiyor, cunku belli ki kendiliginden gelismis/olusmus karakterler bunlar.

elif safak romanlarini yazarken yoruluyor, hirpalaniyor, cok emek sarfediyor olabilir, ama mesaj verme kaygisi tasimamasi, kalemi kendi haline birakisi onun en onemli ozelliklerinden. pinhan’dan baba ve pic’e dogru giderken yazarin da yerinde durmadigini gelistigini ve degistigini goruyoruz. bu degisikliklerle kazanimlarinin yaninda bazi kayiplarinin da oldugunu dusunuyorum. romanda kurgudaki “kaygi”larin -bir mesaj verme, bir derdini anlatma, sonunu baglama vb. gibi- romanin tuzu gibi oldugunu dusunuyorum, illa ki her romanda var. pinhan mesela sonu olan bir roman, tamamlaniyor, digerleri bir sekilde devam etse de, pinhan’in halkasi tamamlaniyor. ve bu kaygi tadi tuzunda.
safak, pinhan romaniyla her seye ragmen ve her yonuyle, siirsel dili, vecd hali ve taskinliklari arasinda bir anda durgunluklari ve dinginlikleri ile farkli bir soluk getirmis edebiyatimiza, eline, kalemine, yuregine saglik.
nerghis
12.09.2008
pınhan kendı ıcınde kelımenın tum anlamını derınlemesıne ıceren,hep kesfetmeye calıstıgınız ama hep bır tarafı gızlı kalan bır roman aslında, sen,ben,hepımız gıbı. sonra da bır mezar tasından ıbaret olan, gızlısıne, en derununa yıne kendısı haız olan tarafını fas edıyor bıraz da.
lacertus
03.09.2008
Böyle bir kitap olamaz! Olması mümkün değil ya! Hiçbir tanrı kulu böylesine güzel bir roman yazamaz yazsa dahi o bir insan olamaz! Elif Şafak nedir bilmiyorum ama bu kitap tek kelimeyle muhteşem! Çok sürükleyici ve büyüleyici. En güzel Elif Şafak romanı diyebilirim.
rumeys@
24.07.2008
değişik ama güzel dedirtiyor<br />hiç sıkıcı değil<br />tasavvufi olması muhteşem insanı başka yerlere götürüyor<br />
gül @
23.07.2008
Tasavvuf felsefesini temel alarak insanda bulunan birçok farklı özelliği ,çok başlılığı birlemeyi,tevhid inancı çerçevesinde buluşturmanın önemini vurguluyor yazar.Olaylar osmanlı döneminde geçtiğinden dili yer yer ağırlaşıyor.beğendim.
aesculap
20.07.2008
Elif Şafak'ın diğer kitaplarına göre sıkıcı,biraz daha karışık,ama yazarı için okunabilir.
emigration
Kitapkurdu
03.05.2008
Elif Şafak'ın okuduğum ikinci kitabı.<br />kurgusu marjinal, tasavvufu temelde işlemiş ve güzel serpiştirmiş.<br />çok beğendim diyemem ama okunabilir...<br />diğer kitaplarını daha çok beğendim.