Taha Akyol, Türkiye Hizbullah'ı üzerinde hiç durmamış. Tüm kitap boyunca üzerinde düşünmeye çalıştığı Haricilerle, Hizbullah örgütü arasında tamamen bir boşluk bırakarak kitabı bitirmiş.
Hariciler hakkında bahsederken kullandığı pek çok ifade de okuyana itici gelebilir. Her ne kadar Haricilerin gerçekleştirdiği eylemler, okuyucuları sarsacak kadar şiddet içerse de, Haricilerin "bedevi olması, cahil olması, derin düşünememesi", Haricilerin "bir kusuru" olarak gösterilmiş:
"Ama bedevi Arap böylesine bir bilgi seviyesine nasıl ulaşacaktı?" diye sorup aynı sayfada "Bu psikolojileri yüzünden zavallıların düşünmeleri mümkün değildi." ve birtakım pek çok cümlede olduğu gibi, bu çalışma çoğu yerinde peşinen bir ayrımcılığa, bir garip etiketlemeye yer ayırmış.
Kitapta pek çok yerde Haricilerle muhataplarının konuşmalarına yer verilmiş.Fakat, bu konuşmaların kaynakları maalesef güvenilir ve sağlıklı bilgi kaynakları değil. Konuşmalar, bir Harici kaynağında bambaşka yazılmış olabilir. Taha Akyol, kullandığı kaynakların o döneme ya da ilişkilere ışık tutup tutmadığını iyi değerlendirmemiş. Konuşmalar ya sonradan yazılmış olabilir ya da şifahen de olsa aktarılmış fakat kuvvetle muhtemel tahrip edilerek yazılmış olabilir. Temsili olabilir. Ne yazık ki, bu da ayrı bir değerlendirme hatası. Konuşmalar temsili olsa bile yalnızca bir tarafı temsil etmekle yetiniyor.
Maalesef, Taha Akyol İslami terör örgütlerinin neden ortaya çıktığını neden bu kadar kanlı eylemler düzenlediğini açıklamamış. Üzerinde durmamış bile. Bir Harici örneği vererek, günümüzdeki örgütlerle çok zayıf olduğunu düşündüğüm bir bağlantı kurmuş: Fakir, ayrımcılık gören, gettolaşmış kesimin radikalleşerek terör hareketlerine meyletmesi; bunu da meşru olarak gerçekleştirmeleri.
İslam'ın ilk dönemi hakkında güzel bir okumayı bu kitapla gerçekleştirebilirsiniz; fakat, İslami terör örgütleri konusunda zayıf kalan bir kitap çalışması olduğu için muhtemelen benim gibi tatmin olmayacaksınız.