Yoksulluğun, açlığın, sefaletin ve buna pararel olarak ezilen insanların sömürüldüğü koşulların iş yaşantısında en üst düzeyde yaşandığı hayatların gerçekler gözlemlenerek yazılmış olağanüstü romanı...
Madenlerde ölesiye köle gibi çalıştırılan ve bunun karşılığında karınlarını bile doyuramayan, bütün bunlara rağmen serbest ilişkiler yaşayıp sürekli çoğalan, çocuk doğuran ve yaşadıkları sefaleti olağan sayan insanlar ve yaşadıklarının ve sefilliklerinin maden ocaklarında insafsızca sömürülmelerinin had safhaya vardığında isyan edip bir eylem başlatıp grev yapan ama bunun sonucunda da haklı oldukları halde burjuvaziye kayıp verdirmek isterken, haklarını isterken, ekmek isterken, birazcık daha insan gibi yaşamak isterken, olayların çığırından çıkması sonucu haksız duruma düşen, kayıpları daha çok olan zavallı çaresiz insanların insancıkların ümitsiz gibi görünen, herşey bittikten sonra yine maden ocaklarına eskisinden daha zor ve kötü şartlarda dönmek zorunda kalan ama yazara göre içlerindeki ezilmişliğin, haksızlığın, öfkenin kinlerini halen içlerinde taşıyan ve günü geldiğinde haklı olarak bir hak arama mücadelesi olarak yine yeşerip filizleneceği, bir kıvılcım olarak tekrar günün birinde burjuvaziyi o rahat hayatında şüpheyle ve korkuyla yaşamaya mahkum eden grev ve hak arama mücadelesinin tekrar kıvılcım alacağının işaretini veren bir şekilde biten bir roman...
Yazar her ne kadar kitabın sonunda ümit verse de, işçi sınıfının kazanacağına inansa da kitapta yaşananlar büyük bir yenilgi, korkunç bir trajedidir.
Mutlaka okunması gereken muhteşem bir kitap...