Okuduğum en iyi romanlardan birisi olarak Sefiller'in benim muhayyilemde ayrı bir yeri vardır.
İlahi olgunun ve mukadderatın bu kadar tezahürü mü olur dedirtecek kadar güzel işlenmiş bu romanın ana karakteri olan Jean Valjean'ın başından geçenler gerçekten, anlatsam roman olur edebiyatını yapan çok gün görmüş insanlarımızın yaşadıkları ya da yaşayabilecekleri temel duyguların bir özetini oluşturuyor. Victor Hugo kahramanlarının duygularıyla öyle güzel oynuyor ki, sonuçta ortaya şimdiye kadar yazılmış belki de en iyi drama romanı çıkıyor karşımıza. Sefiller'i bir başyapıt yapan temel unsur bence Victor Hugo'nun eşsiz kurgulama tekniğidir diyebilirim. Kaderin garip cilveleri ancak böyle zamanlamalarla ve böyle güzel anlatılır. Bunu yaparken de Victor Hugo, insanın zihnini kahramanların psikolojik dünyasına hazırlamak için ortamla ilgili birçok şeyi de anlatmadan geçmiyor hiçbir konuya. Tabii bu dediğimi, kitabın kısaltılmış ya da şöyle desek daha doğru olur, kitabın katledilmiş versiyonlarını okuyanların anlayabileceğini sanmıyorum. Sefiller 4 cilt tam metin olarak okunmalıdır. 2000 küsür sayfa ama o kadar lezzetli ki.. Kitapta hemen hemen hiçbir şey boş yere kullanılmamış.
Her ne kadar mezarında yatmakta bile olsa Victor Hugo'yu, böyle bir eser yazdığı için yürekten kutluyorum. Ayrıca kendine güvenini de takdir ediyorum, beni en çok çeken şey oydu zaten: "Yeryüzünde Tanrı'nın ilahi hükümlerinden kaçıldıkça, kurulan düzen erkeğin emeğini sömürdükçe ve kadını fuhuş batağına ittikçe, çocuk ise geceye ve karanlığın bataklığına doğru sürüklendikçe böyle eserlerin okunması ve yaşaması zorunludur!!!"
İşte kendine güvenin dramatik kurgusu..
İşte Victor Hugo...