"Aşk düşündüğümüz ya da umduğumuz yere götürmeyebilir ama aşk, sonuçları göz önünde tutmaksızın ciddiliğe ve hakikate bir çağrı olmalıdır."
Julian Barnes'ın ilk bakışta birbirinden kopuk görünen ama "daha önce bir araya getirilmemiş iki şeyi bir araya getirirsiniz ve hayat değişir" leitmotifi/nakaratı çerçevesinde aslında müthiş biçimde birbirine eklemlenen üç denemesini içeren küçük kitabı "Hayat Düzeyleri"ni, sırf tüm kitaplarını adadığı eşi Pat
Kavanagh'ın ölümünün ardından yazdığı ve yasa dair olağanüstü bir deneme olan "Derinlik Kaybı"nı içerdiği için bile sevebilirdim. İlk iki deneme de merak uyandırıcı ve zarifti ama bu sonuncusu, üf. Yasa ilişkin okuduğum en dokunaklı şeylerden biriydi kendisi.
Kitaptaki üç deneme de "yukarılara yükselme/aşağılara inme" metaforunu izliyor. Bu yükselme/inme metaforunu her anlamıyla kullanıyor yazar: Kimi zaman gerçek bir balonla göğe çıkmak, kimi zaman kederden yerin dibine inmek. 1800'lerdeki ilk balon denemeleriyle başlayan anlatının organik biçimde kendi biricik yas deneyimine varması gerçekten müthiş. Julian Barnes ne büyük bir yazar olduğunu bininci kez gösteriyor.
Bana "yasa / kedere dair" çok kitap soruluyor, bu kitap da o sorunun cevaplarından biri olacaktır artık. O çok sevdiğim son bölümden birkaç alıntı ile noktalamak isterim bu değerlendirmeyi. Şayet bir kayıp yaşadıysanız size çok tanıdık gelip epey de teskin edici bulacağınız şeyler var o metinde. Sadece yasa değil, en başta yer verdiğim alıntıdaki gibi aşka ve sevgiye dair de (zaten keder, sevgiden doğmaz mı?).
"Ölüm gibi keder de sıradan ve biriciktir. Kederler birbirini açıklamazlar ama örtüşebilirler. Bu yüzden kedere kapılanlar arasında gizli bir ortaklık vardır. (...) Yasa karşı keder meselesi var. Kederin bir durum, yasın ise bir süreç olduğunu söyleyerek onları birbirinden ayırmaya çalışabilirsiniz; ancak kaçınılmaz olarak örtüşüyorlar. Durum azalıyor mu? Süreç ilerliyor mu? Bunu nasıl belirlemeli? Belki de onları metaforik olarak düşünmek daha kolay. Keder dikey -ve baş döndürücü- yas ise ufki. Keder midenizi altüst ediyor, soluğunuzu kesiyor, beyninize giden kan akışını durduruyor, yas ise sizi yeni bir doğrultuya sürüklüyor."